menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ALKIŞLAMAK MI, ELEŞTİRMEK Mİ?

10 1
26.12.2025

İnsan davranışları sadece akılla değil, kalbin ve nefsin ortak diliyle şekillenir.
Bugün bilim, beynin ödül ve tehdit sistemlerini anlatırken; kadim irfan, asırlardır insanın iç mücadelesine işaret eder.
Aslında söylenen aynıdır: İnsan, başkasına verdiği tepkiyle kendi iç hâlini ele verir.

Eleştiri ve alkış da böyledir.
Biri nefsi besler, diğeri kalbi olgunlaştırır.

Eleştirmek insana gizli bir üstünlük hissi verir.
Kişi kendini yukarıda, karşısındakini aşağıda konumlandırır.
Bu hâl nefsin hoşuna gider.
İnsan farkında olmadan rahatlar.
Bugün nöropsikolojinin “ödül hissi” dediği şey, tasavvuf dilinde nefsin tatminidir.

Bu yüzden eleştiri kolaydır.
Çaba istemez.
Kalbi yormaz.
İnsanı kendisiyle yüzleştirmez.

Alkışlamak ise zordur.
Çünkü alkış, başkasının güzelliğini teslim etmeyi gerektirir.
Ve bu teslimiyet, insanı önce kendi eksikleriyle karşı karşıya bırakır.

Hz. Mevlânâ bu hâli asırlar önce şöyle anlatır:
“Başkalarının kusurunu görmekte kartal olan, kendi kusurunu görmekte köstebek olur.”
Eleştiri,........

© Pusula Gazetesi