Doğu Mimarı Kazım Karabekir'in Kızı Timsal Karabekir

Bazı isimler vardır; bir şehre doğmazlar belki ama o şehrin kaderine doğarlar. Kâzım Karabekir Paşa da Erzurum için böylesi bir isimdir.

Doğum yeri İstanbul Kocamustafapaşa’dır. Ailesinin kökleri ise bugün Karaman’a bağlı Kazımkarabekir ilçesine, eski adıyla Gafariyat’a uzanır. Yani nüfus kütükleri başka şehirleri gösterse de tarih, onu Erzurum’un hafızasına altın harflerle yazmıştır. Çünkü Erzurum, Millî Mücadele’nin en kararlı nefeslerinden birini onun varlığında hissetmiştir.

Erzurum Kongre Binası’nda çalıştığım dönemlerde en çok sorulan yerlerden biri Kâzım Karabekir Paşa’nın masasıydı. Ziyaretçiler o masayı görmek ister, ardından çoğu zaman hayranlıkla, “Ne şanlısınız Erzurumlular…” derlerdi. O anlarda bilgi kirliliği olmasın diye gerçeği söylerdim: “Paşa Erzurumlu değildir fakat Erzurum’un tarihinde çok büyük bir yeri vardır.” Ama bunu her söylediğimde yine de içimde tarifsiz bir gurur yükselirdi. Çünkü bazı aidiyetler doğumla değil emekle, fedakârlıkla, tarihe bırakılan izlerle kurulur.

Kâzım Karabekir Paşa’yı çoğumuz büyük bir askerî deha olarak biliriz. Doğu Cephesi’nin muzaffer komutanı, Millî Mücadele’nin en kritik isimlerinden biri, Gümrü Antlaşması’yla doğuda barışın ve sınır güvenliğinin mimarlarından bir kahraman… Fakat o yalnızca kılıçla, cepheyle, emirle anlatılacak bir şahsiyet değildir. Aynı zamanda çok iyi bir arşivci, güçlü bir kalem, dikkatli bir hafıza işçisidir.

Tarih yalnızca meydanlarda kazanılmaz; bazen bir belgeyi saklayan elde, bazen bir satırı not düşen zihinde, bazen de bir milletin geleceğini kayda geçiren arşivlerde yaşar. Kâzım Karabekir Paşa’nın büyüklüğü de biraz........

© Pusula Gazetesi