CHP’de Aporik Bir Meşruiyet Krizi: “Mutlak Butlan”

CHP’de Aporik Bir Meşruiyet Krizi: “Mutlak Butlan”

CHP’de Aporik Bir Meşruiyet Krizi: “Mutlak Butlan”

CHP’nin geçmiş dönemlerdeki kurultay kavgalarında taraflar birbirlerini siyasi vizyonsuzlukla veya parti programına sadakatsizlikle suçlarken, mevcut konjonktürde tartışmanın odağını usul hukuku, yetki aşımı ve delege iradesinin sakatlanması gibi teknik kavramlar oluşturmaktadır.

Dünya siyasi tarihinin ve Türkiye’nin en köklü siyasi partilerinden biri olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), kurulduğu günden bu yana Türk siyasal hayatının merkezinde yer almış ve yapısal dönüşümlerini kurultaylar mekanizması aracılığıyla gerçekleştirmiştir. Parti içi demokrasinin dinamizmi, tarihsel süreçte pek çok hizipleşmeyi, ideolojik ayrışmayı ve liderlik mücadelesini beraberinde getirmiştir. Ancak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından 21 Mayıs 2026 tarihinde ittihaz olunan ve 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Kurultay’ın “mutlak butlan” (kesin hükümsüzlük) sebebiyle iptalini hüküm altına alan karar, parti tarihinin alışılagelmiş kriz paradigmalarını bütünüyle aşan bir nitelik taşımaktadır.

Siyasi rekabetin adliye koridorlarına taşınarak bütünüyle “kesin hükümsüzlük” yaptırımına tabi tutulması, partinin asırlık kurumsal müktesebatında daha önce tecrübe edilmemiş nevzuhur bir durumu teşkil etmekte ve Türk siyasal hayatında “aporik bir meşruiyet krizi” olarak geçecek yapısal bir kilitlenmeyi beraberinde getirmektedir.

Tarihsel Süreçte CHP İçi Hizipler ve Güç Mücadeleleri

CHP tarihinde kurultaylar, egemen güç odaklarının yer değiştirdiği veya tescillendiği en önemli siyasal arenalar olarak işlev görmüştür. 1946 yılında çok partili hayata geçişle birlikte ivme kazanan parti içi muhalefet olgusu, 1950’li yıllarda “Onlar Grubu” gibi fraksiyonlarla su yüzüne çıkmıştır. Partinin kurumsal kimliğindeki en radikal kırılmalardan biri olan ve Bülent Ecevit’in “Ortanın Solu” hareketiyle somutlaşan süreç, 1972 yılındaki tarihi kurultayda İsmet İnönü’nün genel başkanlık makamını kaybetmesiyle neticelenmiştir. Bu dönemde yaşanan çekişmeler bütünüyle siyasal ve ideolojik bir meşruiyet zemininde ilerlemiş, taraflar iradelerini delege yapısı üzerinden tahkim etmeye çalışmıştır.

1990’lı yıllarda Deniz Baykal ile Mustafa Sarıgül arasında cereyan eden ve hafızalarda yer edinen 2005 yılındaki 13. Olağanüstü Kurultay süreci de dahil olmak üzere, parti içi yarışların tamamı Siyasi Partiler Kanunu ve parti tüzüğünün çizdiği “seçim yargısı” sınırları dahilinde nihayete erdirilmiştir. Tarihsel veriler incelendiğinde, CHP bünyesindeki hiziplerin meşruiyet arayışlarını her........

© Perspektif