We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Askeri-Sivil Otoriter Politikalara Sıkışan Türkiye

2 0 0
03.03.2021
SİYASET

Bugün karşı karşıya olduğumuz tablodan iki önemli sonuç çıkmaktadır. Bunlardan ilki, 2000’lerin başında kabul edilen anayasa reformlarının beklendiği gibi sivilleşmeye yol açmamasıdır. İkincisi ve daha vahim olanı, sivil aktörlerin en az askerî liderler kadar otoriter politikalara eğilimli olmasıdır. Bu ise köklü bir zihniyet dönüşümü olmadıkça anayasa mühendisliği yöntemlerinin sonuç doğurmadığını göstermektedir.

  • SERAP YAZICI
  • 3 Mart 2021

Share on twitter

Share on facebook

Share on linkedin

Share on whatsapp

Share on email

/* widget: Social Icons With Circle Fill Effect */ .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button:hover i{ color: white !important; } .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button:hover i{ color: white !important; } .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button { background-color: white; border-radius: 30px; cursor: pointer; display: inline-block; font-size: 1px; height: 30px; line-height: 30px; margin: 0 2px; position: relative; text-align: center; -webkit-user-select: none; -moz-user-select: none; -ms-user-select: none; user-select: none; width: 30px; } .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button i { background: none; color: #ffffff !important; height: 30px; left: 0; line-height: 30px; position: absolute; top: 0; -webkit-transition: all 0.3s; -moz-transition: all 0.3s; -o-transition: all 0.3s; transition: all 0.3s; width: 30px; z-index: 10; } .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button:hover span { width: 0px; height: 0px; border-radius: 0px; margin: -1.8rem; } .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button span { border-radius: 0; display: block; height: 0; left: 93%; margin: 0; position: absolute; top: 95%; -webkit-transition: all 0.3s; -moz-transition: all 0.3s; -o-transition: all 0.3s; transition: all 0.3s; width: 0; }

Türk siyaset yapısının en önemli sorunlarından biri, seçimle belirlenen organların anayasal yetkilerinin askerî müdahaleler yoluyla sona erdirilmesi veya askıya alınmasıdır. Bu müdahalelerin yaklaşık on yıllık aralar tekrarlandığı görülmektedir. İlk müdahale 27 Mayıs 1960’ta Milli Birlik Komitesi tarafından gerçekleştirilmiş; askerî liderler, 1961 Anayasasının yapımı sürecinde rol almıştır. Müdahalenin en önemli sonuçlarından biri, 1961 Anayasasıyla askerî otoriteye, sivil yönetime geçişten sonra da kullanabileceği birtakım yetki ve ayrıcalıkların tanınması olmuştur. İktidar yetkilerini sivillere terk eden askerî yöneticilere anayasa hükümleri aracılığıyla birtakım yetki ve ayrıcalıkların sunulması, siyaset bilimi literatüründe çıkış garantileri (exit guarantees) olarak adlandırılmaktadır. Böylece iktidarı sivillere terk eden askerlere anayasa hükümleri aracılığıyla sunulan garantiler, sivil yönetime ve demokrasiye geçişi kolaylaştırmaktadır. [1]

1961 Anayasası da Milli Birlik Komitesi üyelerine, Cumhuriyet Senatosu’nda tabii senatör statüsü sunmak (m. 73); evvelce Milli Savunma Bakanına bağlı olan Genelkurmay Başkanlığını Başbakanlığa bağlamak (m. 110); milli güvenlikle ilgili konularda hükümetlere görüş bildirmek üzere yeni bir anayasal kurum olarak Milli Güvenlik Kurulunu kurmak (m. 111); Milli Birlik Komitesi yönetimine ve onların emirleri altında görev yapan kamu görevlilerine yargı bağışıklığı tanımak (geçici m. 4, f. 1-2) ve nihayet Milli Birlik Komitesi yönetimi süresince kabul edilen hukukî tasarrufları anayasa yargısının denetimi dışında bırakmak (geçici m. 4, f. 3) suretiyle askerî otoriteye önemli yetki ve ayrıcalıklar sunmuştur.

12 Mart 1971’de Türk Silahlı Kuvvetlerinin, yayınladığı bir muhtırayla dönemin Adalet Partisi hükümetini istifaya zorlaması ve bunun yerine teknokrat ve bürokratlardan oluşan hükümetlerin kurulmasını sağlaması, 27 Mayıs’tan farklı bir müdahale örneğidir. Çünkü bu kez 27 Mayıs’ta olduğu gibi parlâmento ve hükümet feshedilmemiş ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin talep ettiği bazı anayasa değişikliklerini kabul etmeye mecbur bırakılmıştır. Bu değişiklikler yapılmadığı takdirde, muhtıranın 3. maddesinde yer alan hüküm devreye girecek ve böylece tam bir askerî müdahale gerçekleşecektir. Bu tehdit karşısında Türkiye Büyük Millet Meclisi, anayasanın özgürlükleri düzenleyen hükümlerini önemli ölçüde sınırlamak yanında askerî otoritenin sahip olduğu yetki ve ayrıcalıkların alanını genişletmiştir.

12 Mart 1971’den 1973 genel seçimlerine kadar devam eden yarı-askerî rejim döneminde yapılan anayasa değişiklikleriyle askerî otoriteye tanınan yetki ve ayrıcalıklar, şöyle özetlenebilir: Milli Güvenlik Kurulunun güçlendirilmesi (m. 111), Türk Silahlı Kuvvetlerinin Sayıştay’ın denetimi dışına çıkarılması (m. 127), tabii hâkim ilkesinin kanunî hâkim ilkesine dönüştürülmesiyle sıkıyönetim mahkemelerine anayasaya uygun bir görüntü kazandırılması (m. 32), sıkıyönetim ilanını gerektiren nedenlerin genişletilmesi (m. 124), Devlet Güvenlik Mahkemeleri (m. 136) ve Askerî Yüksek İdare Mahkemelerinin kurulması (m 140).

Böylece 12 Mart ara rejimi döneminde yapılan anayasa değişiklikleri, 1961 Anayasasının Türk Silahlı Kuvvetlerine sunduğu yetki ve ayrıcalıkları genişletmiş; bunlara yenilerini eklemiştir.

12 Eylül 1980 askerî müdahalesini takiben, bu müdahaleyi gerçekleştiren Milli Güvenlik Konseyi yönetiminin etkisiyle hazırlanan 1982 Anayasası ise önceki müdahalelerin neticesinde Türk Silahlı Kuvvetlerine sunulan anayasal yetki ve ayrıcalıkları genişletip güçlendirmek ve bunlara yenilerini eklemek suretiyle askerî otoriteyi devlet hayatının en güçlü unsuru haline getirmiştir.

Patreon aracılığıyla Perspektif’e destek verebilirsiniz.

DESTEK VER!

Bu Anayasanın askerî otoriteye sunduğu yetki ve ayrıcalıkların bir kısmı geçiş sürecini düzenleyen geçici maddelerden, bir kısmı ise Anayasanın diğer hükümlerinden kaynaklanmıştır. Müdahale lideri Orgeneral Evren’in anayasa için yapılan halk oylamasıyla Cumhurbaşkanlığına seçilmesi (geçici m. 1), Milli Güvenlik Konseyi’nin Cumhurbaşkanlığı Konseyi’ne dönüştürülmesi ve bu organa yasama süreci üzerinde istişarî yetkilerin sunulması (geçici m. 2), Cumhurbaşkanına geçiş süreci boyunca yapılacak anayasa değişiklikleri üzerinde güçleştirici veto yetkisinin sunulması........

© Perspektif


Get it on Google Play