We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Biden Döneminde Türkiye-ABD İlişkileri

4 15 10
20.01.2021
SORUŞTURMA

  • PERSPEKTİF
  • 20 Ocak 2021

Share on twitter

Share on facebook

Share on linkedin

Share on whatsapp

Share on email

/* widget: Social Icons With Circle Fill Effect */ .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button:hover i{ color: white !important; } .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button:hover i{ color: white !important; } .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button { background-color: white; border-radius: 30px; cursor: pointer; display: inline-block; font-size: 1px; height: 30px; line-height: 30px; margin: 0 2px; position: relative; text-align: center; -webkit-user-select: none; -moz-user-select: none; -ms-user-select: none; user-select: none; width: 30px; } .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button i { background: none; color: #ffffff !important; height: 30px; left: 0; line-height: 30px; position: absolute; top: 0; -webkit-transition: all 0.3s; -moz-transition: all 0.3s; -o-transition: all 0.3s; transition: all 0.3s; width: 30px; z-index: 10; } .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button:hover span { width: 0px; height: 0px; border-radius: 0px; margin: -1.8rem; } .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button span { border-radius: 0; display: block; height: 0; left: 93%; margin: 0; position: absolute; top: 95%; -webkit-transition: all 0.3s; -moz-transition: all 0.3s; -o-transition: all 0.3s; transition: all 0.3s; width: 0; }

Joe Biden Amerika Birleşik Devletleri’nin 46. Başkanı olarak yemin ederek göreve başlıyor. Bugüne (20 Ocak 2020) kadar Biden’ın gelişinden çok Donald Trump’ın tartışmalı başkanlık döneminin bitmesi ve gidecek olması konuşuldu. Ancak artık yeni dönemde yeni bir yönetim geliyor. Bu da Türkiye – ABD ilişkilerinin yeni bir zeminde ve yeni gerçeklikler ışığında tartışılacağı ve şekilleneceği manasına geliyor. Her ne kadar Biden yönetiminin tam oturması haftalar hatta aylar alacak olsa da şimdiden bazı öngörülerde bulunmak mümkün.

Başta Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S400 füze savunma sistemlerinin geleceği, CAATSA yaptırımları ve F35 projesinden Türkiye’nin çıkarılması gibi savunma sanayii ile ilgili konular olmak üzere, Halkbank davası, Suriye, Doğu Akdeniz, Libya gibi coğrafyalardaki pozisyonlar, Rusya ile ilişkiler gibi onlarca dosyada yüklü bir gündem bekliyor iki ülkeyi. Perspektif olarak Ian Lesser, Arda Mevlütoğlu ve Osman Sert’e ilişkilerin farklı boyutlarını ele alan sorular yönelttik.

“ABD-Türkiye İlişkileri İstikrarlı Bir Hâle Gelebilirse de İlişkileri Onarmak Güç Olacak”

IAN LESSER

Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceğini Biden döneminde nasıl görüyorsunuz?

Biden yönetiminde ilişkilerin görünümü nasıl olacak? Prensipte ilişkiler daha da gerginleşebilecektir. Pratik farklılıkların hiçbiri ortadan kalkmayacak ve yeni yönetimin demokrasi ve insan hakları meselelerine çok daha fazla ağırlık vermesi muhtemel. Başkan Trump ve Erdoğan arasında var olabilen o kişisel yakınlığın tekrarlanması zor olacak.

Bununla birlikte, yeni yönetimler şeyleri düzeltmeye yönelik bir ilgiyle göreve gelirler, müttefiklerle düzensiz ilişkileri onarmak da dahil. Muhtemelen ilişkilerde bir iyileştirme girişimi söz konusu olacaktır ve her iki tarafta da bunu yapmak için birçok neden bulunmakta. S-400 alımı gibi konularda temel bir rota değişikliği olmadan bu oldukça zor olacaktır. En iyimser durumda, sistemin operasyonel olarak konuşlandırılmasını şu an için beklemeye almak ve Rus teknisyenlerin orada bulunmasını engellemek mümkün olabilir.

Denklemin değerler tarafı sorunlu olmayı sürdürdüğü müddetçe ilişkilerin biraz yumuşaması muhtemeldir. Bununla beraber Türklerin, Biden yönetiminin Müslüman dünyaya yaklaşımına (örneğin Trump dönemi seyahat kısıtlamalarının kaldırılması) ve İran’la nükleer anlaşmaya dönme konusuna daha olumlu bakmaları olasıdır.

Ankara, Türkiye sınırlarındaki açık uçlu istikrarsızlık sorunun üzerine eğilmek için Amerika’nın Türk güvenliğine NATO aracılığıyla sunduğu katkıya değer vermelidir. Genel olarak ve en iyi ihtimalle yakın gelecek manzarası, toptan bir iyileşmeden daha çok sorunlu bir ilişkide istikrar sağlanmasına yönelik olacaktır.

İlişkilerdeki kurumsal zayıflamayı da göz önünde aldığınızda yeni bir reset mi yoksa tümüyle bir kopuş mu bekliyorsunuz?

Türk-Amerikan ilişkilerini idare etmek her zaman güç olmuştur. Sıklıkla ilişkide “altın çağ” olarak nitelendirilen Clinton yönetiminin son yıllarında bile Ankara ve Washington arasında zorlayıcı konular eksik olmamıştır. Ancak son on yıl özellikle gergindi. Son birkaç yıldır bu ilişki kırılma noktasına yaklaştı.

Patreon aracılığıyla Perspektif’e destek verebilirsiniz.

DESTEK VER!

Bir seri tartışmalı konunun ötesinde, şimdi her iki tarafta da her zaman hissedilen bir güvensizlik duygusu söz konusu. Türkiye tarafında bu en çok, Amerika Birleşik Devletleri hakkında olumlu görüşlerin fiili olarak serbest düşüşte olduğu siyasi retorik ve kamuoyunda belirgin. ABD tarafında kamuoyu önemli bir faktör sayılmaz. Buradaki sorun yetkililer arasındaki tutumlara ve genel olarak dış politika elitlerine ilişkin. Şimdilerde “stratejik bir ilişki”nin hizmetinde iki taraflı farklılıkları görmezden gelmeye istekli oldukça az ses var. Ankara ile güçlü ilişkilere yönelik geleneksel seçim çevresi temelde çöktü. Bu durumu onarmak oldukça zahmetli olacak. Ancak her iki tarafın da biraz çabasıyla bu ilişkiye istikrar kazandırmak mümkün olabilir.

İkili ilişkilerde en zorlayıcı konuların hangi başlıkları olduğunu düşünüyorsunuz? Bunlardan herhangi birinde çözüme doğru bir evrilme öngörüyor musunuz?

En zorlayıcı konular hangileri? Bu listede neler olduğu herkesin malumu. Amerikan tarafındaki ve NATO müttefiklerinin pek çoğunun da paylaştığı bir numaralı sorun Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alması. Rusya ve Batı arasındaki ilişkilerin devamlı kötüye gitmesi bu sorunu sadece daha da öne çıkarır. Amerika’nın gözünde bu satın alma durumu ya Türkiye’nin stratejik yöneliminde bir değişimin, ya da pahalıya patlayan bir yanlış hesaplamanın kanıtı veya her ikisi birden. Bu konunun çözümü, tartışmaya açık bir biçimde Washington’la ilişkilerde resmi bir iyileşmenin başlıca koşuludur.

Giderek daha endişe veren ikinci bir konu Ankara’nın Ege ve Doğu Akdeniz’deki zorlayıcı tutumuydu. Bu, bölgesel istikrara ilişkin eskiden beri süregelen sorunlara değdiğinde, Kongre’de özellikle can sıkıcı bir konu. Bu öne çıkan konuların ötesinde, Türkiye’nin Suriye, Libya ve Dağlık Karabağ’daki politikasına ilişkin farklılaşan derecelerde eleştiriler var. Türkiye’de hukukun üstünlüğü, basın özgürlüğü ve demokratik uygulamaların kötüye gitmesi büyüyen endişe kaynaklarından bir diğeri. Birlikte değerlendirildiğinde, bu konular Washington’un – en savunma odaklılarından değerlere ve insan haklarına odaklanan gruplara kadar – farklı destek gruplarının aralarını açtı.

Türkiye tarafında da Amerika politikasına ilişkin benzer şekilde can sıkıcı şikayetler var. ABD, özellikle savunma ticareti konusunda güvenilmez bir müttefik olarak görülüyor. AKP yönetimindeki hükümet, ABD’nin Fethullah Gülen’i Türkiye’ye iade etmeye isteksiz ve 2016’daki darbe teşebbüsüne yönelik tutum almaya gönülsüz olduğu inancından vazgeçmiyor (Amerikalı yetkililer Gülen’in Pensilvanya’da bulunmasından rahatsızdı ancak birbiri ardına gelen yönetimler onu Türkiye’ye iade etmeye yetecek kanıt bulamadı). Ankara, Amerika’nın Suriye’de Kürt militanları desteklemesine uzun zamandır karşı ve Halkbank davasındaki kovuşturmalar sorun olmayı sürdürüyor.

Türkiye – ABD Savunma İlişkileri, CAATSA Yaptırımları ve Yeni Dönem

ARDA MEVLÜTOĞLU

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemlerini alması üzerine, ABD Türkiye’yi önce F-35 savaş uçağı programından çıkardı akabinde de CAATSA yaptırımlarını uyguladı. Bu kararlar, Türkiye savunma sanayiini nasıl etkiliyor?

CAATSA........

© Perspektif


Get it on Google Play