menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Birinci Yılında Süreç: Olanlar, Olmayanlar

18 25
04.10.2025

Süreçte bir gecikme ve mütekabiliyet sorunu var. Kürt hareketine nazaran devlet geç ve küçük adımlarla hareket ediyor. Buna iyimser bakıp ‘Cüsseleri ve alışkanlıkları devletleri küçük ve ağır adımlar atmaya sevk eder’ diye düşünmek mümkün tabii ki. Ama galiba sorun bundan öte.

Birinci yılında bir muhasebesini yapmak iyi olur düşüncesiyle kafamda tartmaya çalıştığımdan beridir süreç hakkındaki duygum “çok şey oldu” ve “pek de bir şey olmadı” arasında gidip geliyor. Süreç başladığından bugüne bir sene geçmiş olmasına rağmen ne Selahattin Demirtaş’ın, ne Selçuk Mızraklı’nın, ne Bekir Kaya’nın, ne Figen Yüksekdağ’ın, hiçbirinin cezaevinden salıverilmediğini düşününce, geride kalan bir senede pek de bir şey olmadı duygusuna kapılmamak zor. Ya da üç dönemdir yerlerine kayyım atanan belediye başkanlarının görevlerine iade edilmediğine takılınca. Hele de formasına iki kelimelik Kürtçe bir reklam aldığı için Amedspor’a federasyon tarafından para cezası kesildiğini görünce…

Olmayanlar

Kürt meselesi, çözüm, süreç dendiğinde herkesin aklına gelebilecek kolay ya da sembolik işler olduğundan bu örnekleri verdim. Daha formel bir açıdan bakıp geçen bir senelik zamanda süreçle ilgili bir yasa çıkmadığını, İnfaz Kanununda, TMK ve TCK’da küçük bir değişiklik bile yapılmadığını düşününce aynı duyguya kapılıp kalıyor insan: “Süreçte pek de bir şey olmadı”. Nitekim, pek bir şey olmadığı için ne dağdan gelen var, ne Avrupa’dan, ne cezaevinden çıkan var ne de “süreç bu kez tamam” diyen. Bir senede bunlar olmayınca da “e daha bunun Kürtçe eğitimi, vatandaşlık meselesi, anayasa değişikliği var, onlar ne olacak” diye endişe etmemek mümkün değil.

Olanlar

Bir de olanlar var tabii. Geride kalan bir senede “Çok şey oldu” dedirten işler. Olanların başında, daha doğrusu başlangıcında, MHP lideri Bahçeli’nin “bin senelik kardeşlik” diyerek ülkede ve bölgede bir büyük Türk-Kürt ittifakını müjdelemesi ve “PKK’nin kurucu önderi” olarak nitelemekten çekinmediği Abdullah Öcalan’ı örgütünü feshetmek üzere TBMM’de bir konuşma yapmaya davet etmesi var.

Bahçeli’nin bu açılış adımlarını takiben, PKK cenahından atılan adımlarsa daha ciddi işler oldu. Kendinde PKK’nin 50 seneye yayılan silahlı faaliyetini bitirme gücünü gören Öcalan, malum 27........

© Perspektif