menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İki Kardeş, Bir Toplum: Ballı Süt Tadında Geçinememek

26 0
12.05.2026

İki Kardeş, Bir Toplum: Ballı Süt Tadında Geçinememek

İki Kardeş, Bir Toplum: Ballı Süt Tadında Geçinememek

Yaşlıların sosyoekonomik açıdan ihmali çok daha derin, daha yapısal bir tercihin yansıması. Kamu politikaları, yaşlıları sosyal bakımın pasif alıcıları ve bağımlı bireyler olarak görüyor. Oysa onlar, doğru kamusal araçlar kullanıldığında, özerkliğe ve hayata katılma hakkına sahip etkin yurttaşlar.

“Böyle yabancı gibi mi olacağız? Herkes gitti Asiye. İkimiz kaldık.”

İtiraf etmeliyim ki yıllardır böylesine güzel ve samimi bir tiyatro oyunu izlememiştim. Tülin Özen ve Nilperi Şahinkaya’nın oynadığı ve biri uçarı diğeri sorumluluk sahibi (roller 10 yıllık dönemlerde bir süre sonra değişse de) iki kız kardeşin, Asiye ve Derya’nın yıllardır biriktirdikleri öfkeyi, söylenmemişleri, kızgınlıkları, sırları ve sessizlikleri ortaya serip yüzleştikleri, insana çok iyi gelen, yaralı ruhları tamir eden bir oyundu Ballı Süt. Şehrinize gelir gelmez biletinizi almanızı öneririm.

Tüm oyun boyunca, 1980’li yıllarda canım anneanneciğimin bağışıklığımı güçlendirmek için hazırladığı ve palyaçolu kupamla yudumladığım ballı sütleri düşünerek ve adeta burnumun ucunda kokusunu hissederek, Asiye’nin bu sihirli içecekten mahrum kalışına üzüldüm. 

“Geçinmek”: Bir Kelimeden Fazlası

Bireylerin geçinmesi konusu, gündelik hayatlarımızda olduğu kadar edebiyat ve sanat külliyatında devasa bir yere sahip.  “Hiç geçinemezlerdi. Kedi ile köpek gibi her gün dalaşırlar, didişirlerdi” diyen Hüseyin Rahmi Gürpınar misali. 

Nişanyan Sözlük’e göre geçinmenin üç temel anlamı var: “Geçimini temin etmek”, “addolunmak, sayılmak”, “yi ilişkide olmak.”

“Geçinmek”… Türkçenin tuhaf, katmanlı kelimelerinden biri daha… Aynı anda hem hayatta kalmayı, hem bir arada kalmayı, hem de çoğu zaman susarak, eksilerek devam etmeyi anlatıyor. Kardeşler arasında ise bu kelime neredeyse görünmez bir sözleşmeye dönüşüyor: Kim neyi ne kadar söyleyecek, kim şimdi hangi travmayı tetikleyecek, kim neyi ne kadar yutacak, hangi kırgınlık hangi cümlenin altına gizlenecek, kim hangi sorumluluğu ve hangi hatayı üstlenecek, kim diğerini sorumsuzlukla suçlayacak, kim diğerinin yükünü hafifletecek? 

Ballı Süt’te tam da bu “geçinme hâli”nin çatırdadığı ana tanıklık ediyoruz. Yıllarca idare edilen, ötelenen, üzeri örtülen ne varsa bir anda yüzeye çıkıyor. Çünkü geçinmek bazen bazı şeyleri konuşmamakla mümkün olur; ama tam da o yüzden, bir gün konuşmak kaçınılmaz hale geldiğinde düğüm çözülür. 

Kardeşlik, en çok “geçinmek zorunda olduğumuz” ilişki biçimlerinden biri… Arkadaşlarımızı seçebiliriz, eşlerimizle yollarımızı ayırabiliriz ama kardeşlik, ne kadar uzaklaşırsak uzaklaşalım içimizde taşımaya devam ettiğimiz organik bir bağ…  Ama bu oyunda şunu görüyoruz: Gerçek anlamda “geçinmek”, susarak veya ani patlama anlarında “laf dokundurarak” değil, dobra dobra konuşarak mümkün. Kırmadan değil, kırıldığını kabul ederek. Eksildiğini itiraf ederek… Ve belki de en zoru, karşımızdakini değiştirmeden, olduğu haliyle görmeye razı olarak… Aynı gerçekliğe farklı kırılganlık hallerinden bakılabildiğini göstererek…

Geçinmek için “katmanlı” bir kelime demiştim. Zaman ilerledikçe, yaş aldıkça, aslında hayatla geçinme biçimimiz de önem kazanıyor. İşin bir de “hayatını sürdürmek” kısmı var. Günümüzde ise yaşlıların geçinmesi kendi başına ayrı bir kırılganlık hali çünkü son yapılan bir araştırmaya göre İstanbul’da 10 yaşlıdan dördü geçinemiyor.  İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) hazırladığı “İstanbul’da Yaşlılıkta İyilik Hâli” raporuna göre İstanbul’da........

© Perspektif