Elektrikli Süpürgeden Gençliğin Sorunlarına Dönmeye Ne Dersiniz?
Elektrikli Süpürgeden Gençliğin Sorunlarına Dönmeye Ne Dersiniz?
Elektrikli Süpürgeden Gençliğin Sorunlarına Dönmeye Ne Dersiniz?
TEPAV’ın ‘Türkiye’de Gençlik Şiddeti: Nedenler, Mekanizmalar ve Politika Önerileri’ raporu okul saldırısını inceliyor. Rapora göre 2024–2025 döneminde Türkiye’deki okul saldırılarının oranı ABD’nin son dönem ortalama seviyesini yakalamış. ABD’deki oranlar gerilemiyor, Türkiye’deki oranların yükseliyor.
Hayvan tüylerini temizlemede etkili olan elektrikli süpürgeler üzerinden günlerdir “anneliğin kutsallığını” tartışaduralım, gündem aslında çok farklı bir noktada “fokurduyor”. Özellikle son on yıldır Türkiye’de okul saldırılarında belirgin bir artış var. Geçen ay Şanlıurfa-Siverek ve Kahramanmaraş’ta 24 saat içinde yaşanan iki okul saldırısıyla birlikte bu eğilimin devam ettiği de görülüyor. Hatta Türkiye’de 2022 ve 2023 yıllarında zirve yapan saldırıların günümüze yansımaları göz önüne alındığında, ABD seviyelerine yaklaşılması büyük bir endişe kaynağı.
Bu konuda Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından hazırlanan ve kısa süre önce kamuoyuna duyurulan “Türkiye’de Gençlik Şiddeti: Nedenler, Mekanizmalar ve Politika Önerileri” başlıklı rapor oldukça önemli. Çalışma, 2000–2014 döneminde oldukça sınırlı olan, 2015 sonrasında ise belirgin biçimde artan bir eğilimin sonucu olarak Nisan ayındaki iki okul saldırısını inceliyor ve gençlik şiddetindeki artışı mercek altına alıyor. Yani bu katliamları münferit trajediler olarak değil, benzer yapısal koşulların farklı sonuçları olarak ele alıyor.
ABD’yle Benzer Eğilimler
Türkiye ve ABD arasında 100.000 okul çağı çocuğu başına okul saldırısı oranlarını 2000–2026 döneminde de kıyaslayan raporda, 2000’li yılların başında iki ülke arasındaki belirgin farkın, 2010’lardan itibaren kademeli biçimde kapandığı gösteriliyor. Hatta 2024–2025 döneminde Türkiye’nin oranı ABD’nin son dönem ortalama seviyesini yakalamış.
Yakınsamanın kaynağı ise, ABD’deki oranların gerilemesinden değil, Türkiye’deki oranların ciddi anlamda yükselmesinden kaynaklanıyor.
Zaten üzerinde düşünmemiz gereken de tam olarak bu: Türkiye’de ergenler ve gençler arasında şiddet neden artıyor?
Eskiden okulların itfaiye köşelerinde, duvarda baltanın, küreğin, kazmanın ve bilumum kesici aletlerin asılı olduğu ama hiçbir çocuğun da bunları kullanıp başka birine zarar vermeyi aklına getirmediği bir ortamdan bugünlere nasıl gelebildik?
Umut Azalıyor, Şiddet Riski Artıyor
Raporun yazarları Kalkınma Programı Direktörü H. Ekren Cunedioğlu ve araştırmacı Yusuf Tuna Alemdar. Araştırmacılara göre gençlerde umut azalıyor, şiddet riski ise artıyor. Peki gençler arasında şiddet neden artıyor? Bunu “gerilim birikimi”, “göreli yoksunluk” ve “kurumsal bağların zayıflaması” başta olmak üzere üç temel mekanizma üzerinden açıklıyorlar.
Verilere göre, 18–24 yaş grubunda umut ve mutluluk düzeylerinin son 10 yılda ciddi şekilde geriledi. Suça sürüklenen çocuk sayısı 200.000’i aştı. En yaygın suç türü de yaralama.
Benzer şekilde, Friedrich-Ebert-Stiftung (FES) Türkiye’nin 2024 Güneydoğu Avrupa gençlik araştırmasına göre, Türkiye gençliği, bölgenin en kötümser gençliği. İşsizlik ve ekonomik kaygılar, bu kötümserliği besleyen temel kaygı kaynakları.
Ayrıca, 10 gençten 8’i kendini “göreli yoksunluk içinde” hissediyor. Yani sahip oldukları ile beklentileri arasındaki fark giderek büyüyor. Sosyal medya üzerinden yaşıtlarının yaşam standartları ve alım gücünü gören gençler, kendilerini onlarla kıyaslayarak yetersizlik duygusuna kapılıyor ve bu maddi yoksunluklarını daha duygusal ve derinden yaşıyor. Bireyi şiddete karşı koruyan “tampon bölgeler” olarak aile, okul ve kamu kurumlarıyla gençler arasında bağların zayıflaması da şiddet riskini artırıyor.
Tıpkı William Golding’in Sineklerin Tanrısı romanında anlatılanlar gibi… Bir adada mahsur kalan bir grup çocuğun aynı zamanda büyük bir güç mücadelesi içine çekilmesi, öldürmek gibi ilkel hazların devreye girmesi, “eril avcı” arketiplerin canlanması, çocukluk dünyasında vahşiliğin ehlileştirilememesinin sonucunda kötülüğün nasıl yayılabileceği gibi birçok kavram sadece o romanda değil bugün de toplumun her kılcal damarında karşımıza çıkıyor.
Ne eğitimde, ne istihdamda, ne de mesleki eğitimde........
