Silahın Ötesi: TBMM Raporunun Eksik Bıraktıkları

Silahın Ötesi: TBMM Raporunun Eksik Bıraktıkları

Silahın Ötesi: TBMM Raporunun Eksik Bıraktıkları

Komisyon raporu, “PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bırakması ve tasfiyesine” yönelik öneriler getirmekte; “Kürt Sorunu”nu doğuran kök nedenlere ilişkin herhangi bir öneri sunmamaktadır. Raporda AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyumun önemi vurgulanmakta ve mevcut mekanizmaların güçlendirilmesi önerilmektedir. Bununla birlikte Türkiye’de yaşayan Kürtler tarafından sıklıkla dile getirilen ana dili hakkı, vatandaşlık tanımı ve mevzuattaki etnik vurgunun ayıklanması gibi başlıklar çözülmemiş alanlar olarak öne çıkmaktadır.

Geçtiğimiz Ocak ayında “Süreç”te Siyasi Parti Raporları: Yaklaşımlar, Ayrışmalar ve Ortak Zeminler” başlığıyla burada yayınlanan yazımla, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonuna siyasi partiler tarafından sunulan raporların bir değerlendirmesini yapmıştım. Ardından Ankara Sosyal Bilimler Vakfı’nın (ASBV) Şubat ayında çevrimiçi olarak “TBMM’de Terörsüz Türkiye İçin Kurulan Komisyona Siyasi Partilerin Sundukları Raporların Mukayeseli Değerlendirmesi” başlığı ile gerçekleştirilen Sosyal Bilim Söyleşileri programında da konuyu katılımcılara sunmuştum. Bu programın soru-cevap bölümünde bir katılımcının “Bu sorunun çözümleneceğini söylüyorsunuz. Bu sorun AK Parti döneminde aslında büyük oranda çözüldü. Hâlâ kalan çözülmemiş yanı ne? Ne yapılırsa tam olarak sizce bu sorun çözümlenmiş olur?” şeklindeki bir soru üzerine vermiş olduğum cevaplarım üzerinden bir yazı yazmayı planlamıştım.

Ne var ki, yazmaya başladıktan kısa bir süre sonra Komisyon üyelerinden artık sona gelindiği, büyük oranda uzlaşı sağlandığı, nihayet raporun tamamlandığı haberleri gelmeye başlayınca yazıya ara verip raporun sonucunu beklemeye başladım. Nihayet 18 Şubat 2026 tarihinde 21. toplantısını yapmak üzere bir araya gelen Komisyon, raporu görüşerek 47 kabul, 2 ret ve 1 çekimser oyla kabul etti. Ancak Rapor bir süre TBMM web sitesindeki Komisyona ait kısımda yayınlanmadı. Nihayet 20 Şubat 2026 tarihinde TBMM X hesabından paylaşılan bir mesajla raporun TBMM internet sitesinde yayınlandığı, ulaşılabilecek bağlantı da verilerek duyuruldu.

Esasen 18 Şubat ile 20 Şubat 2026 tarihleri arasında hemen tüm basın yayın organlarında ve sosyal medya mecralarında Raporu değerlendiren çok sayıda yazılar yazıldı.

Öncelikle bazı şekli hususlara ilişkin bilgileri verdikten sonra Raporun değerlendirmesini yapacağım. Daha sonra da yukarıda sözünü ettiğim programda sorulan soruya verdiğim cevap kapsamında “Ne yapılırsa tam olarak bu sorun çözümlenmiş olur”un cevabını vermeye çalışacağım.

Bilindiği gibi Komisyon TBMM Başkanı Başkanlığında 51 üyeden oluşmaktadır. TBMM’de temsil edilen 14 siyasi partiden 10’u Komisyonda temsil edilmiş; İYİ Parti başından itibaren Komisyona katılmamış, Demokrat Parti önce temsilci vermiş sonra çekilmiş, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Saadet Partisi Yeni Yol grubuyla, Demokratik Bölgeler Partisi ise DEM Parti ile temsil edilmiştir.

Rapora Türkiye İşçi Partisi ve Emek Partisi ret oyu vermiş, Cumhuriyet Halk Partisi temsilcisi olarak Komisyonda yer alan Diyarbakır Barosu eski başkanlarından fail-i meçhul olarak katledilen Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi ise raporda fail-i meçhule ilişkin herhangi bir öneri bulunmaması nedeniyle oy vermemiştir. Dolayısıyla rapor, TBMM’de temsil edilen 14 siyasi partiden 8’i tarafından kabul edilmiştir.

Raporun tamamı 107 sayfadan oluşmaktadır. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un 8 sayfalık “Takdim” yazısından sonra 7 ana başlık, “Sonuç” ve “Değerlendirme” başlığı ve eklerden oluşmaktadır.

Rapor her ne kadar 107 sayfadan oluşuyorsa da değerlendirilmesi gereken kısmı “6- Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerileri” (s. 37 – 40) ve “7- Demokratikleşme İle İlgili Öneriler” (s. 41- 45) başlıkları altındaki 9 sayfadan oluşan kısımdır. Bu başlıklara gelinceye kadarki kısımlar, Komisyon ve sürece ilişkin gerçekleşmiş durumları vermekte; 51. sayfadan itibaren sonuna kadar ise eklerden oluşmaktadır.

Raporun Çerçevesi: Kürt Sorunu mu, PKK’nın Tasfiyesi mi? 

Öncelikle sonda söylenecek sözü başta söyleyeyim, bu rapor “Kürt Sorunu” için öneriler getiren bir rapor olmayıp “PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bırakması ve tasfiyesine” yönelik öneriler getiren bir rapordur.

“1- Komisyon Çalışmaları” başlığı altında raporda ayrıntılı bir şekilde “Komisyon Kuruluşuna Giden Süreç”, “Komisyonun Kurulması, Yapısı ve Çalışma Prensipleri”, “Komisyonun Teşekkülünde Esas Alınan İlkeler”, “Komisyon Çalışmalarının Demokratik Olgunluğu” ve “Komisyonun Toplumsallaşmasının Önemi ve Önceliği” alt başlıklarında Komisyonla ilgili ayrıntılı bilgiler verilmiştir.

“2- Komisyonun Temel Hedefleri” başlığı altında raporda ayrıntılı bir şekilde “Terörsüz Türkiye Hedefi”, “Demokrasinin Güçlendirilmesi Hedefi” ve “Kalkınma ve Ekonomik Refah Artışı Hedefi” alt başlıklarında Komisyonun “terörün Türkiye’nin gündeminden bütünüyle çıkarılması, toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi, millî birlik ve kardeşliğin pekiştirilmesi ile özgürlük, demokrasi ve hukuk devleti alanlarında ilerleme sağlanması hedefleri etrafında teşekkül” ettirildiği; Komisyonun “fesih ve örgütün silah bırakması yönünde oluşan kararın olgunlaşmasıyla birlikte, idari ve hukuki düzenlemelerin nasıl bir çerçeveye oturtulması gerektiği konusunu gündemine” aldığı; “Silahlı terör örgütünün varlığının sona erdirilmesinin güvenilir biçimde tespiti ile birlikte eş zamanlı olarak kamu düzeninin korunması, hak ve hürriyetlerin genişletilmesi, toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi ve adalet duygusunun tahkimi gibi başlıca konular(ın) öncelikle ele” alınacağı; “Uzun yıllar boyunca süren bu büyük problem(in), siyaseti ve devleti güvenlikçi reflekslerle hareket etmeye mecbur” bıraktığı; “ihtiyatlı bir çerçevede dahi sürecin ülkemize yıllık ortalama en az 140 milyar dolar, en çok 240 milyar dolar düzeyinde bir ekonomik değer kaybına sebep” olduğu ifade edilmiştir.

“3- Türk-Kürt Kardeşliğinin Tarihî Kökleri ve Kardeşlik Hukuku” başlığı altında Türkler ile Kürtlerin uzun yıllara dayalı birlikteliğinden; Selçuklulardan Osmanlıya, Osmanlıdan Milli Mücadele yıllarına ortak tarihinden bahsedilmekte ve bu ortak geçmişin ortak geleceğimizin pusulası olduğu belirtilmektedir. Ayrıca “Sadece ülkemizdeki Kürt vatandaşlarımızın değil, sınırlarımız dışında yaşayan Kürtlerin gönül bağının da Türkiye’ye doğru olduğu” da ifade edilmektedir.

“4- Komisyonda Dinlenen Kişilerin Mutabakat Alanları” başlığı altında silahların bırakılmasıyla kalıcı huzurun tesisi konusunda toplumun farklı kesimlerini buluşturan güçlü bir ortak zeminin varlığından, bu ortak zeminin ise farklı kesimlerin bir arada yaşama iradesi altında kardeşlik hukuku olduğu ifade edilmektedir. Dile getirilen görüşlerde öne çıkan bir diğer hususun, sürecin sadece güvenlik ve örgütün tasfiyesi ekseninde ele alınmaması gerektiğini vurgulayan bütüncül yaklaşım olduğu; demokratikleşme, eşit yurttaşlık, hak ve özgürlüklerin güvenceye alınması ile ekonomik kalkınma boyutlarının birlikte düşünülmesinin beklendiği tespiti yapılmaktadır. Sıklıkla işaret edilen bir diğer konunun ise hukuki düzenleme ihtiyacı, silah bırakma ve devamındaki sürecin yönetimi yanında hukuk devleti ve demokratikleşme başlıklarındaki talepler olduğu da belirtilmektedir.

“5- PKK’nın Kendisini Feshetmesi ve Silah Bırakması” başlığı altında fesih ve silah bırakmanın istihbarat-güvenlik birimlerince, sınırlarımız dışındaki durumlar dâhil tespitinin, tespit sonrası döneme ilişkin idari ve hukuki düzenlemeler ve düzenlemelerin doğurabileceği boşlukları kapatacak bir çerçeve oluşturacağı ifade edilmektedir.

Raporun buraya kadar olan kısımları daha çok durum tespitine yönelik bilgiler içermektedir. Rapor esas olarak bundan sonra “Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerileri” ve “Demokratikleşme İle İlgili Öneriler” başlıkları altındaki kısımlardan oluşmaktadır ve esas olarak değerlendirilmesi gereken hususlar da bu başlıklar altındaki önerilerdir.

Raporun “Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerileri” başlığı altında “Kritik Eşik: Örgütün Silah Bırakması”, “Toplumsal Bütünleşmeyi Güçlendirecek Yasal Düzenlemeler”, “Örgüt Mensuplarının Durumu”, “Toplumsal Bütünleşme”, “İzleme ve Raporlama Mekanizması” ve “Süreçte Görev Alanlara Yasal Güvence Sağlanması” alt başlıklarında öneriler getirilmektedir.

Bu ve “Demokratikleşme İle İlgili Öneriler” başlıkları altındaki önerilerin hayata geçirilebilmesinin ön şartı olarak “PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bırak(ması) ve kendisini tasfiye et(mesi)” gerektiği ifade edilmektedir.

Raporun “Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerileri” başlığı altında öncelikle “Komisyon raporu(nun) yasa yapım süreçlerine rehberlik edecek temel ilkeleri ortaya” koyduğu; “Komisyonun bir diğer önemli görevi(nin), örgütün silah bırakma süreciyle birlikte ortaya çıkacak durumu yönetecek yasal çerçeveyi belirlemek” olduğu belirtildikten sonra Raporda yer alan öneriler konusunda uzlaşıldığı ifade edilmektedir.

Raporda “Kritik Eşik: Örgütün Silah Bırakması” başlığı altında en önemli konunun “Süreçte en kritik eşik, PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesi” olduğu vurgulanmakta ve “Tespit ve teyit sürecinin sağlıklı bir şekilde tamamlanması yalnızca silahlı örgüt tehdidinin sona erdiğinin ilanı ile sınırlı kalmayacak, aynı zamanda oluşan yeni durumun gerektirdiği hukuk ve politika çerçevesinin hayata geçirilmesi için bir başlangıç noktasını teşkil” edeceği belirtilmektedir. Diğer bir ifade ile yapılacak her türlü düzenlemelerin yapılmaya başlamasının başlangıç noktası, ön şartı “PKK terör örgütünün” “tüm unsurlarıyla” silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesi olarak belirtilmektedir. Dolayısıyla bu ifadelerden şu aşamada bazı düzenlemeler yapılsa dahi bunların ancak bu tespit ve teyitten sonra yürürlüğe konulacağı anlamı çıkmaktadır.

Raporda toplumsal bütünleşmeyi güçlendirmek amacıyla “müstakil ve geçici mahiyette” bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olduğu vurgulanmaktadır. “Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini temin etmek üzere, silah bırakmayla birlikte süreci ve sonrasını yönetecek, amaca özgülenmiş, müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır.” Komisyon bu “müstakil yasanın, sürecin sonuçlarını tümüyle ortadan kaldıracak ve demokratik siyaset zeminini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı olması(nı) tavsiye” etmektedir. Çıkarılacak müstakil ve geçici mahiyetteki kanunun “silahı ve şiddeti reddeden........

© Perspektif