Yurt Dışına Burslu Giden 1416’lıklar Nasıl Dönüyor?

TOPLUM

Artık günümüzde Fulbright tesiri yok, çünkü “yerli Fulbrightler”, UNICEF’ler, Erasmus’tan gelen “yerli”ler var. Acaba bu imkânları kullanıp memlekete faydası olanların sayısı nedir, takip ediliyor mu?

KÂMİL YEŞİL 23 Ocak 2026

Screenshot

Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi olarak görev yaptığım dönemde iki kere “Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Kanunu”na uygun öğrenci seçmek için teşkil edilen komisyona çağrıldım. Kamuoyunda 1416’lıklar olarak bilinen bu uygulamaya göre öğrenciler burslu şekilde yurtdışına gönderiliyor, yüksek lisans, doktora eğitimi aldıklarından dönüşte mecburi hizmetle yükümlü oluyorlar. Yükseköğrenim Kurulu dahil, kamu kuruluşları ve Millî Eğitim Bakanlığı, memleketin zeki, çalışkan, hizmet etmek isteyen gençlerine böyle imkan ve fırsatlar sunuyor. Bu dönemde, Millî Eğitim Bakanlığı adına İngiltere başta olmak üzere Avrupa’ya ve ABD’ye gönderilen, Türk Dili ve Edebiyatı branşından öğrencilere danışmanlıkla da görevlendirildim.

Bahse konu kanuna göre ecnebi memleketlere talebe gönderme komisyonuna görevlendirildiğimi öğrenince aklıma merhume Samiha Ayverdi’nin 1977’de yazdığı bir makale geldi. Toplantılara bu makaleyi tekrar okuyarak gittim. Ayverdi, Fatih Sultan Mehmed’in Ali Kuşci’yi, her konak başı için üç bin flori bedel vererek İstanbul’a getirip Ayasofya Medresesi’ne müderris tâyin etmesinden bahsediyordu. “Fatih, dünyanın neresinde bir âlim varsa onları İstanbul’a getirmiş, imkanları önlerine sermiş ve o büyük medeniyet böyle vücut bulmuştur” diyordu.

Şimdi ise Avrupa’ya biz gönderiyoruz öğrencileri. Üste para vererek.

Ayverdi, yukarıda söylediklerine şunları da ilave ediyordu: “Bugün, teknikte, idare, siyâset ve iktisatta üstünlük kazanmış devletler, bir zamanlar Osmanlı Devleti’nin yapmış olduğu gibi, Türk gençliğine göz koymakta, el sallamakta hatta kur yapmaktadır.”

Batı’nın Türk gençlerine niye kur yaptığını anlamak için Batı’da, ABD’de özel olarak sosyoloji, din, tarih alanlarında doktora yapanların konularına bakmak gerekir. İngiltere’de, Amerika’da doktora yapan bir Türk öğrenci Türkiye’de heteredoksi, azınlıklar, etnik kültürler ve diller gibi konuları niye seçer? Batı, bunları onlardan niye ister?

Devlet kurumları, beyin ihraç etmenin kendisi için iflâsa doğru atılmış bir adım olduğunu göz önünde tutmak zorundadır artık. Hâlbuki bu konuda bir uyanıklık şöyle dursun, gaflet içinde ve bol keseden tutulmuş bir hovardalığın acı neticeleri ile karşı karşıya bulunmaktayız. Bu hesapsız ve körleme gidişin zararları elle tutulmasa da gözlerden uzak olmayan gerçekler, şiddetle aleyhimize ağır basmaktadır.

Türkiye, 1416 sayılı kanunla yurt dışına öğrenci göndermeden de yerli kalmış ve millî olabilme şartlarının icapları içinde yetişmiş bir gençlik kitlesinden hemen hemen mahrum idi. Aydınları parmakla gösterilecek kadar az, aydın özentisi ile yetişmişler ise dağa taşa sığmayacak kadar çoktu. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinde, İstanbul Darulfünûnu’nda en etkin hocalar yurt dışından getirilmişti. Yurt dışına gönderilecek öğrenciler de........

© Perspektif