Kötülüğün Pençesinde Nefesi Daralan İnsanlığımız |
Kadim öğreti, inanç ve dinlerin temel kaidelerine göre insan özü gereği rasyonel bir varlık olmanın ötesinde duygudaş bir varlıktır. Bu özelliği onu aklı ile kalbini birlikte kullanma donanımına sahip kılar. Hakikat bu iken temel metinler ve kadim kaynakların tarif ettiği düşünen, sezen, hisseden insanı, duygusuz ve acımasız bir varlık olma haline savuran nedir?
İSMAİL KABAN 16 Ocak 2025Hepsi birbirinden ağır işkencelerin kol gezdiği bir ölüm kampını sadece tek bir duvarla ayıran bahçeli evlerinde neşeyle dolu günler geçiren bir aile düşünün. Bahçedeki peyzajın güzelliği o kadar göz alıcı ki evin anne babası, çocuklar ve bahçıvanlar neredeyse her bir çiçekle, ağaçla ve bitki ile en özel şekilde ilgileniyorlar. Üstelik bu ailenin babası, duvarın diğer tarafındaki toplama kampının sorumlu komutanı. Ailenin mutluluk tabloları çizdiği bu bahçenin ve evin her tarafını, her an, işkence altındaki çocukların, kadınların ve yaşlıların çığlıkları dolduruyor. İnsan doğasının dayanma sınırlarında bu kadarının mümkün olamayacağı ve bunun ancak distopik bir film senaryosu olabileceği düşünülebilir. Ancak bunlar Auschwitz kampının sorumlu komutanı Rudolf Höss ve ailesinin gerçek hayatından kesitler içeren bir filmin (The Zone of Interest) sahnelerden bazıları.
Duvarın diğer tarafında çocuklar katledilirken bir anne, sanki hiçbir şey yaşanmıyormuş gibi kendi çocuklarını sevmeye devam edebiliyor. Hemen yanı başında binlerce hayat solarken, bir insan çiçekleri soldurmamak için onları sulamaya devam edebiliyor. Dayanılmaz acılar, katliamlar ve işkenceler neredeyse gözünün önünde vuku bulurken, insan tüm yaşananlara duyarsız kalabiliyor. Erdem arayışı ile anılan insanı, bir anlık bile olsa kabullenmesi zor olan böylesi bir durumun karşısında yıllarca tepkisiz kalabilecek duruma getiren nedir? Arendt kötülüğün sıradanlaşması derken ve Saramago körlükten bahsederken acaba bunu mu kastediyordu?
Vicdanın felce uğradığı bu tablo, insanın ne denli çelişkilerle dolu bir doğaya sahip olabileceğini açıkça gösteriyor. Bahçe kapısının açıldığı dar yolun hemen karşı tarafındaki kamptan, işkenceye maruz kalan insanların kulakları sağır eden çığlıkları aralıksız bir şekilde yükselirken o kampın komutanı olan baba, çocuklarına uyku öncesi kitaplar okuyabiliyor. Cesetlerin yakıldığı fırınlardan yükselen dumanlarla havaya yanmış et kokusu yayılırken evin annesi mutfakta lezzetli yemekler pişirmek için canhıraş bir şekilde çalışabiliyor. Sınırsız bir iyilik potansiyeli ile donanmış olan insan bu kadar kötülüğe karşı küçücük bir refleks dahi geliştirmeyecek duruma nasıl gelebiliyor? İnsanın başkalarının acılarını hissedebilme kabiliyetini öldüren nedir?
Körlük, İrade ve Persona
Saramago, körlüğün bir........