Telefon Orucu
İnsanlığımızı tekrar hatırlamak için, günlük “telefon orucu” tutmak artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Nasıl ki, “ramazan orucu” ile Allah’ın bize bahşetmiş olduğu nimetlerden bir süreliğine uzak durarak onların kıymetini hatırlamak amaçlanmış ise telefondan bir süreliğine uzak durarak, insanlığımızı tekrar hatırlamamız gerekir.
- İLHAMİ GÜLER
- 4 Kasım 2025
Taşınabilir/mobil telefonlar ilk çıktığında biz, cepte taşıdığımız için “Cep Telefonu” olarak isimlendirdik; Batılılar ise elde taşıdıkları için, “Handi” (el telefonu) olarak isimlendirdi. Onların isimlendirmesi daha doğru çıktı; telefon cepte durmaktan çok, ele düştü. İnternet ile birleşince artık salt “iletişim” aracı olmaktan çıkıp her şeyimiz oldu. Elimize geçeli beri elimizden düşmüyoruz; elimizin uzantısı, adetâ yeni bir organımız oldu. Dünyada en çok sayıda insanın, en uzun süre telefon kullandığı “müsrif” bir toplumuz.
Telefon elimize geçeli beri kalbimiz kalbura çevrildi, ruhumuz dumura uğradı. Medya maymununa-manyağına döndük. Sosyal medyası (Facebook, Twitter/X, Instagram, youtube, TikTok…) olmayan kimse yok gibi. Çağın-Ruhuna (Zeist-Geist) uygun olarak –filozof- kamusal entelektüel, alim-aydın yerine- “Youtuber” diye milyonlarca takipçisi olan “medya maymunları” türedi. Ciddi içerik üretenleri tenzih ederim. Deli paralar kazanıyorlar. Kitap okuma öldü. Elimizdeki telefon, kafesimiz-kuyumuz, hapishanemiz oldu; içine kapandık-düştük.
Telefon aracılığıyla göze ve kulağa yapılan günlük görüntü-ses saldırı/tecavüz/bombardıman sonucu, özümüzü, kendimizi, kişiliğimizi, kimliğimizi, ruhumuzu toparlayamaz olduk. İnsanlar, yürüyen düdüğe-boruya dönüştü. Yüzümüzde meymenet kalmadı. Gözlerimiz artık çakmak çakmak değil fırıldak oldu; “velfecri okuyor”. Etrafımızdaki çığlıkları, inlemeleri, haykırışları kulaklarımız duymaz oldu. Enformatik cehalet yaygınlaştı. Çok şeyi bilen, pek az şey anlayan, al-yanaklılara döndük. Doğru yolda dik yürüyen insan olmaktan çıkıp yere kapaklanmış (sürüngen), önüne/eline bakan mahluklara dönüştük (67/22).
Bu durumu, Alman filozofu Byung Chul Han şöyle tasvir ediyor: “Şey – olmayanlar, her yönden çevremizi istila ediyor ve ‘şey’leri yerlerinden ediyor. Bu şey-olmayanların adı ‘enformasyon’dur…”
Şey-fetişizmi artık geçmişte kaldı. Biz, enformasyon ve veri fetişistlerine döndük. Bu arada “veriseksüeller”den bahsedilmektedir… “Yapay zekâ ise bugün yaşamın optimizasyonunu yüklenmesiyle ve bir endişe kaynağı olarak geleceği ortadan kaldırmasıyla, yani geleceğin belirsizliğini aşmasıyla, insani varoluşun endişelerden azade kılmak için buradadır. Optimize edilmiş bir şimdi olarak gelecek, bizim için endişe verici olmaktan uzaktır” (B. C. Han. Şey Olmayanlar. çev: Enes Özel. İst. 2025. s 7,9).
........




















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Gideon Levy
Waka Ikeda
Mark Travers Ph.d
Grant Arthur Gochin
Tarik Cyril Amar