We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Türk Dış Politikasını Maliyetler Üzerinden Okumak

4 0 2
02.03.2021
JEOPOLİTİK

Doğrudan hükûmetler tarafından desteklenen ve çoğu zaman yukarıdan aşağıya doğru yayılan dezenformasyon kampanyaları; bağımsız gazetecilik yapan mecraların piyasa ya da baskı gibi farklı mekanizmalar yoluyla denetlenmesi, siyasal muhalefetin zor yoluyla susturulması sıradan vatandaşların çatışmaların gerçek maliyetleri hakkında bilgi edinmesini ve alternatif bir siyasi çerçeveye inanmasını engeller. Tam da bu durum siyasetçiler için savaşın maliyetlerini radikal bir biçimde düşürür ve sürdürülebilirliğini artırır.

  • EVREN BALTA
  • 2 Mart 2021

Share on twitter

Share on facebook

Share on linkedin

Share on whatsapp

Share on email

/* widget: Social Icons With Circle Fill Effect */ .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button:hover i{ color: white !important; } .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button:hover i{ color: white !important; } .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button { background-color: white; border-radius: 30px; cursor: pointer; display: inline-block; font-size: 1px; height: 30px; line-height: 30px; margin: 0 2px; position: relative; text-align: center; -webkit-user-select: none; -moz-user-select: none; -ms-user-select: none; user-select: none; width: 30px; } .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button i { background: none; color: #ffffff !important; height: 30px; left: 0; line-height: 30px; position: absolute; top: 0; -webkit-transition: all 0.3s; -moz-transition: all 0.3s; -o-transition: all 0.3s; transition: all 0.3s; width: 30px; z-index: 10; } .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button:hover span { width: 0px; height: 0px; border-radius: 0px; margin: -1.8rem; } .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button span { border-radius: 0; display: block; height: 0; left: 93%; margin: 0; position: absolute; top: 95%; -webkit-transition: all 0.3s; -moz-transition: all 0.3s; -o-transition: all 0.3s; transition: all 0.3s; width: 0; }

Son 10 yılda Türkiye’nin askeri varlığı büyük bir dönüşüm geçirdi. Arap ayaklanmalarından önce, Kıbrıs ve kısmen Kuzey Irak hariç, sınır ötesi askeri operasyonlar NATO ve BM misyonları bağlamında yürütülürken bugün Türkiye pek çok coğrafyada eş zamanlı olarak askeri operasyonlar yürütebiliyor. Türkiye içinden geçtiği tüm ekonomik, askeri, siyasal türbülansa rağmen nasıl oldu da askeri varlığını bu kadar artırabildi? Nasıl oldu da bu askeri varlık ile desteklenen bir dış politika hamlesini Suriye’den Libya’ya ve oradan Azerbaycan’a kadar genişletebildi?

Bu sorulara verilen cevaplar genellikle küresel sistemin dönüşümüne, bu küresel dönüşümlerin Türkiye gibi bölgesel aktörlere alan açmış olmasına, Türkiye’nin iç politikası ile de bağlantılı tehdit algısının dönüşümüne, merkez devlet olma arzusunun Türkiye’nin siyasal elitleri arasında güçlenmesine odaklanıyor. Her ne kadar bütün bu dönüşümler Türkiye’nin mevcut dış politikasının temel bazı dinamiklerini açıklasa da Türkiye’nin askeri izinin bu kadar geniş bir coğrafyaya yayılabilmesi savaşın maliyetinin dönüşümü ile doğrudan ilgili.

Savaşın Maliyetleri

Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada son on yılda Sinisa Malasevic’in yağmacı savaş olarak adlandırdığı savaş biçimi hegemonik hale geldi. Bu savaş tipinde tarafların hedefi egemenlik tesis etmek değil, karşı tarafın egemenliğini aşındırmak. Çatışma mekânları ve aktörlerin geçişken olduğu, ittifakların kalıcı olmadığı, sahada askeri zaferlerin geçici askeri koalisyonlarla belirlendiği bu savaşlar irili ufaklı pek çok aktörün müdahalesine de alan açtı.

David Keen’in yaklaşık 20 yıl önce yazdığı gibi bir çatışma sırasında taraf olanların kazanmak dışında kaynaklara erişim, siyasi muhalefeti bastırmak gibi çok başka amaçları var. Verilere göre savaşların ortalama süresi giderek artıyor ve bu uzun soluklu savaşlar kazanmak dışında kalan hedeflerin gerçekleşmesinde barış zamanından daha verimli bir ortam sunuyorlar. Tam da bu nedenle Keen’in meşhur ifadesiyle “savaş herkes için bir felaket değil”.

Savaş herkes için bir felaket olmasa da savaşlar (özellikle sonu görünmez bir biçimde uzadıklarında) taraf olan dış aktörler için de ciddi ekonomik, siyasi ve toplumsal maliyetler yaratıyor. Zegart’a göre savaşın kan, hazine ve siyasi irade olarak özetlenebilecek birbiri ile ilintili üç temel maliyeti var ve savaşlarda caydırıcılık unsurunun en önemli bileşeni tarafların bu maliyetleri üstlenme konusundaki kararlılığı ve kapasitesi. Klasik caydırıcılık yazınına göre etkili bir caydırıcılık sinyali bir ülkenin askerlerinin ölmesini göze alabilme, giderek genişleyen bir savunma bütçesi taahhüt edebilme ve de siyaseten savaşa içeride uzun soluklu bir siyasi desteği garanti edebilme kapasitesi ile doğru orantılı.

Burk’e göre savaşta yaşanan askeri kayıplar kamuoyunun özellikle dış ülkelerdeki müdahalelere olan desteğini çok güçlü bir biçimde zayıflatıyor. Mueller’in ABD’nin Kore ve Vietnam politikalarına halk desteğini inceldiği çalışmasında iddia ettiği gibi halkın savaşa verdiği destek ile askeri kayıplar arasında ters yönlü bir ilişki var. Araştırmalar savaşın ekonomik maliyetlerinin de kamuoyu tarafından anlaşıldığını ve bu maliyetlerin iktidardaki partilerinin popülerliğini azalttığını gösteriyor. Bundan daha da önemlisi genişleyen savunma harcamaları devletlerin altyapısal iktidarının altını oyabiliyor. Askeri harcamaların sonu gelmez bir biçimde artması örneğin Sovyetler ’in Afganistan’ı işgali döneminde olduğu gibi bir ülkenin ekonomisini altüst etme ve siyasi iktidarın çöküşüne kadar gidecek olan bir süreci başlatma potansiyeline sahip. Devam eden bir askeri harekata uzun soluklu bir siyasi desteği garanti edebilme kapasitesi ise doğrudan başarı beklentisi ile ilişkili. Yine........

© Perspektif


Get it on Google Play