Yaşam Hakkı Meselesine Dönüşen Adalet Mücadelesi
Yapılması gereken açıktır ve çokça gecikmiştir: Anayasa Mahkemesi kararı derhal uygulanmalı, Tayfun Kahraman’ın tutukluluğu sona erdirilmeli ve sağlık ve yaşam hakkı güvence altına alınmalıdır.
- EMİNE UÇAK ERDOĞAN
- 4 Ocak 2026
Bütün araştırmalar Türkiye’nin adalet krizinin derinleştiğine işaret ediyorken ve toplumun büyük kesimi için adalet en öncelikli sorunlar arasında zikrediliyorken, Adalet Bakanı yeni yılın ilk günündeki sosyal medya mesaisinde infografiklerle yargı reformundaki başarılarını (!) sıralıyordu. Bu paylaşımlara göre iktidarın hukuk vizyonu, “hukukun üstünlüğünü esas alan, öngörülebilir, gecikmeyen bir adalet sistemi” imiş. Tam bir “hayaller/hayatlar” durumu değil mi? Çünkü pratikte karşımızda, hukukun, “üstünlerin hukuku” haline geldiği, öngörülemez ve en çok da geciken bir adalet tablosu var. Devletin temeli ve yurttaşların bir arada yaşamasının güvencesi olması gereken adalet, toplumun bir kesimine karşı baskı ve cezalandırma aracı olarak kullanılıyor.
Bir ülkede adaletin ne durumda olduğunu anlamak için afili belgelere, strateji metinlerine, büyük vizyon sunumlarına gerek yok. Bazen tek bir dosyaya bakmak, yahut adalet mücadelesinin yaşam hakkı meselesine dönüşmesine tanıklık etmek yeterli… O dosyada hangi kararların uygulanmadığına, hangi hakların ertelendiğine, hangi hayatların “gözden çıkarılabilir” sayıldığına bakıp hukuk devletinin gerçekten nerede durduğunu görmek mümkün.
2025’te de aylardır tutuklu olanlar için bile gözaltı kararı verilebildiği, iddianamede yer almayan isimlerin tensiple dahi tahliye edilmediği çok dosyaya tanıklık ettik… Önceki yıllardan da kalan; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı, hukukun adeta bireysel intikam aracına dönüştürüldüğü çok dosya var. Üstelik bütün bunlar, cinayetten gaspa kadar uzanan adli suçlar söz konusu olduğunda ceza indirimleri, denetimli serbestlikler ve af düzenlemeleriyle “topluma dönüş” kapıları açılırken yapılıyor. İkili hukuk sisteminin yerleştiği bir düzende adaletin tecelli etmesi de haliyle beklenemiyor.
Siyasetle Şekillenen Yargı Düzeni
İkili hukukun işletildiği dosyaların içinde en ağır olanlardan biri de Tayfun Kahraman davası. Ve bu dosya Tayfun Kahraman’ın eşi Meriç Kahraman’ın tanımlamasıyla “yaşam........
