menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bugünün 28 Şubat’ı

27 0
28.02.2026

Başörtüsü yasağını geride bırakmış bir toplumda hâlâ yasak ihtimali üzerinden siyaset üretmek, ülkenin gerçek meselelerini ıskalamaktır. Asıl konuşmamız gereken; eşit yurttaşlık, adaletin herkes için işlemesi, hukukun herkese güven vermesi ve refahın daha adil paylaşılmasıdır.

İçeriği her yıl yenilense de aynı gündem tartışmasının içindeyiz. 28 Şubat öncesi klasiği bile diyebiliriz. İktidar bir seçim döneminde bir de 28 Şubat günlerinde başörtüsü tartışmalarını hatırlatmaya, arşivlerden görüntülerle gündemi domine etmeye çalışıyor. Bu kez Bizimkiler dizisinden bir kesit çok işlevsel geldi. Trajik olan şu: 28 Şubat dönemindeki baskıcı tutumlara karşı toplumun ürettiği tepkiyi siyasi alana tahvil etme başarısıyla oluşan iktidarın bunca yılın sonunda geleceğini baskı ve tahakküme endekslemesi. Gezi olaylarından beri toplumsal rızayı iktidar gücüyle şekillendireceğini düşünen siyasi bir aklı var iktidarın. Oysa tam tersi, o zamandan beri devlet içinde güç sahibi olsa da toplumsal desteği eriyor. Başörtüsü üzerinden toplumun siyasal ayrışmasını üretmek, Türkiye siyasetinin 28 Şubat öncesinden beri klasik reflekslerinden biriydi.  O dönemde seküler–dindar ayrımı, toplumun rızasını üretmenin ve kamusal alanı dizayn etmenin ana araçlarından biriydi. Bugün aynı hat tersi yönde işletilmek isteniyor. Ancak iktidar istediği kadar eski fay hattını farklı açıdan diri tutmaya çalışsın, toplumsal bellek ve deneyim bambaşka bir değişimin, dönüşümün içinde.

Toplum artık iki kutuplu, dar kalıplara sığmıyor. Kimlik, inanç üzerinden yapılan, alışkanlıkların, aidiyetlerin konforu içinde yaşanan “biz-öteki” kategorileştirmesi, bazı dönemlerde bazı kesimlerde karşılık bulmuş olabilir; ancak bugün genç kuşakların önemli bir kesimi, en seküler veya en dindar aile çocukları bile siyasetin bu polarize diline fikren ve gündelik hayat olarak mesafe koymuş durumda. Türkiye’nin bana göre en temel demokratikleşme meselelerinden olan Kürt meselesi ve başörtü meselesinde yıllardır “bir ileri bin geri” adımlar atılsa, siyasetin konuya bakışı bazen çok alan açıcı olmasa da gündelik hayat ve birlikte yaşama pratikleri açısından eskisi gibi kategorik karşıtlık üzerinden bakanlar çok azalmış durumda. Devletin pratiklerinin de bu konularda daha eşitlikçi olmasını ve öyle kalmasını isteyenlerin sayısı istemeyenlerden daha fazla. Bu gerçek, iktidarın hâlâ okumakta zorlandığı dinamiklerden birini oluşturuyor.

Kadınların Mücadelesi ve Toplumsal Bellek 

Hem toplumun geniş kesimlerinin hem de büyük ölçüde siyasetçilerin başörtü yasağını geride bıraktığını Mihalgazi Belediye........

© Perspektif