Asrın Felaketinden Asrın İnşasına: Sorumluluktan Kaçış |
6 Şubat depremleri, evet çok büyük büyük afetlerdi. Ancak yaşadığımız şey, kavramın tam anlamıyla asrın ihmaliydi. Depreme hazırlanmamanın, deprem anında etkili müdahale edememenin ve sonrasında koordinasyonu sağlayamamanın birikmiş sonucuydu. Bugün aynı anlayış bu kez “asrın destanı” ve “asrın inşası” kavramlarıyla yeniden üretiliyor.
EMİNE UÇAK ERDOĞAN 21 Aralık 20256 Şubat depremlerinin hemen ardından iktidarın yıkımın boyutunu bile tam kavrayamadığı hissedilmişken, hızlı bir algı yönetimi çabasıyla dolaşıma sokulmuştu; asrın felaketi kavramsallaştırması… Enkaz altındaki yardım çığlıkları ve o enkazların etrafında bekleyenlerin çaresizlikle büründüğü sessizlik görünmez kılınmıştı. Öyle ki şehirlerin yıkım olmayan bir bölümünde yapılan canlı yayınlar veya stk ziyaretleriyle ‘asayiş berkemal’ anonsları sıradanlaşmıştı. Hemen ötede can pazarı sürüyorken… Aynı kavramsallaştırmaya 17 Ağustos depreminde de tanık olmuştuk. Yıkımın büyüklüğüne dair gibi görünen bu tanımlama o zaman da siyasi bir çevreleme işlevi görmüştü. Felaketi “asrın” ölçeğine yerleştirmek, kaçınılmaz olarak sorumluluğu insan iradesinin, siyasal tercihlerin ve kurumsal zaafların dışına taşıyordu. Bu ters yüz etme halini açık eden bir kararlı bir siyaset ve ülkeyi depreme hazırlama vaadiyle başa gelmişti bugünün iktidarı. Ancak çeyrek asra yaklaşan merkezi ve yerel yönetim gücüne rağmen bunu yapmadığı gibi sorumluluk konusunda vaktiyle ters yüz ettiği refleksi yeniden ve daha güçlü üretmeyi seçti.
Oysa en çok da bu iktidar biliyordu afeti felaket yapan “fıtrat” değil, insandı. Fay hatlarının nerede olduğu, hangi bölgelerin yüksek risk taşıdığı, yapı stoğunun ne kadar güvensiz olduğu bilinmiyor değildi. Yıllardır bilim insanları, meslek odaları, akademi ve sivil toplum bu konuda uyarılar yapıyordu. Yaşananların neredeyse tamamını afet tatbikatlarında öngörmüşlerdi. Buna rağmen şehircilik politikaları rant ekseninde şekillendirmekten imtina edilmedi, imar afları “barış” söylemleriyle olağanlaştırıldı, yapı denetimi piyasa ilişkilerine teslim edildi. Afet yönetimi ise merkeziyetçilik ve siyasileşme altında giderek hantallaştı.
Bu yönüyle 6 Şubat depremleri, evet çok büyük depremlerdi, büyük afetlerdi. Ancak yaşadığımız şey, kavramın tam anlamıyla asrın ihmaliydi. Depreme hazırlanmamanın, deprem anında etkili müdahale edememenin ve sonrasında koordinasyonu sağlayamamanın birikmiş sonucuydu. “Asrın felaketi” söylemi ise tam da bu ihmal zincirini görünmez kılmanın, sorumluluk alma ve siyasal hesap verme yükümlülüğünden kaçınmanın aracı hâline geldi.
Destan Anlatısı ve Gölgelenen Hakikat
Bugün aynı anlayış bu kez “asrın destanı” ve “asrın inşası” kavramlarıyla yeniden üretiliyor. İnşa edilen konutlar, açıklanan rakamlar, yapılan törenler; hepsi büyük bir başarı anlatısının parçası olarak sunuluyor. Konutların teslim edilmesi önemli, depremzedelerin sıcak ve güvenli evlerine kavuşması elzem. Ancak mesele tam da burada başlıyor: Yapılanları anlatırken,........