Bölünerek Büyüme İhtimali: CHP’den Yeni Bir Parti Doğarsa Başarılı Olabilir mi?
Bölünerek Büyüme İhtimali: CHP’den Yeni Bir Parti Doğarsa Başarılı Olabilir mi?
Bölünerek Büyüme İhtimali: CHP’den Yeni Bir Parti Doğarsa Başarılı Olabilir mi?
İmamoğlu ve Özel’in CHP’den koparak kuracağı muhtemel bir partinin, sadece mevcut popülarite ve “seçim kazanabilme” algısı üzerinden bir anda iktidar alternatifi olması zor görünmektedir. Sistemdeki otoriter tahkimat, bu hareketin manevra alanını son derece daraltmaktadır.
Bu yazının yanıt aradığı çok spesifik bir soru var: Mutlak butlan kararı sonrasında CHP yönetiminden tasfiye edilen “değişim hareketi” yeni bir parti kurarsa, başarılı olma ihtimali nedir?
Başarı elbette göreceli bir kavramdır. Ancak burada kastedilen başarı; Meclis’te bir grup kuracak kadar oy almak veya ana muhalefet sıralarına yerleşmek değildir. Nitekim Kılıçdaroğlu CHP’si bunu zaten yıllardır başarıyordu. Bizim başarıdan kastımız, ilk genel seçimde doğrudan iktidara gelebilme kapasitesidir.
Öte yandan, bu yazıda “Yeni bir parti kurulmalı mıdır, kurulmamalı mıdır?” gibi bir cevap da aranmıyor. Günün sonunda bu kararı seçmenler veya akademisyenler değil, doğrudan siyasetçilerin kendisi verecektir. Bu nedenle meseleye, siyasetçiler ile seçmenlerin önceliklerinin birbirinden farklı olduğu gerçeğiyle başlamak zorundayız. Seçmenin tercihlerini, ekonomi ve sağlık gibi somut meselelerin yanı sıra adalet ve eşitlik gibi güçlü ahlaki değerler belirleyebilir. Siyasetçinin temel motivasyonu ise güç elde etmek, bu gücü korumak ve siyasi kariyerini güvence altına almaktır. Siyasetçiler normatif ilkeleri esnetebilir, erteleyebilir veya konjonktüre göre yeniden yorumlayabilir. En nihayetinde siyasi partiler ne devlet kurumudur ne de hayır kurumu. Siyaseti şövalyeler ve hainler ekseninde okumayı bırakıp bu gerçekçi ön kabulle yola çıkarsak, çok daha isabetli analizler yapabiliriz.
Yeni Parti Gündemi ve İşaret Fişekleri
Muhalefetin yeni bir parti kurma gündemi gizli değil. Ekrem İmamoğlu, yeni parti için işaret fişeğini 1 Haziran günü açıkça yaktı. Verdiği röportajda kendileri ile Kılıçdaroğlu arasındaki mesafeyi “siyah ile beyazın net bir şekilde ayrışması” şeklinde tanımlayarak uzlaşmaya tamamıyla kapalı bir dil kullanan İmamoğlu yeni parti ile ilgili şunları söyledi:
“(…) hukuk çiğnenirse, delegelerimizin ve milletin iradesi yok sayılırsa, bizim milletle beraber yürüdüğümüz her yol meşrudur ve güçlüdür. (…) Milletin diliyle, ruhuyla ve iradesiyle o yolu yapar ve iktidara koşarız.”
Ertesi gün Özgür Özel de benzer bir frekanstan konuştu. Her ne kadar önceliklerinin CHP’de kalmak olduğunu söylese de “Bunun adı CHP’yi aşan bir büyük iktidar yürüyüşü” tespiti ile partide kalmanın kendileri için vazgeçilmez bir tavır olmadığını da ima etti.
Türkiye Siyasi Tarihinde “Ayrılanların” Serüveni
Peki, anketlerde % 60’lara varan muhalif seçmen potansiyeline veya İmamoğlu ile Yavaş’ın kişisel popülaritesine bakarak bu hareketin kesin olarak başarılı olacağını söyleyebilir miyiz? Tarih, sokakta alkışlanıp sandıkta hüsrana uğrayan popüler siyasetçilerin hikayeleriyle doludur. Ayrıca, ana akım bir partiden kopup kendi yolunu çizen hareketlerin kalıcı bir başarı elde etme oranı da Türkiye’de oldukça düşüktür:
Demokrat Parti (DP): CHP’den koparak kurulan ve 1950’de tek başına iktidara gelen DP, bu konudaki ilk ve en çarpıcı örnektir. Ancak DP’nin doğuşu, tek parti diktatörlüğünden çok partili hayata geçiş gibi tamamen kendine has tarihsel koşullarda gerçekleşmiştir. Bu tecrübeyi günümüz dinamikleriyle mukayese etmek metodolojik olarak doğru bir yaklaşım değildir.
Demokratik Sol Parti (DSP): Bülent Ecevit’in CHP geçmişinden sonra kurduğu DSP, sol siyasette alternatif yaratma iddiası taşısa da kalıcı bir başarı elde edememiştir. DSP’nin tek önemli seçim başarısı, 1999 yılındaki genel seçimlerdir. Ancak bu başarı, 28 Şubat sürecinin yarattığı siyasetsizleştirilmiş, vesayet altındaki ortamın ve Abdullah Öcalan’ın yakalanmasının getirdiği rüzgarın sonucunda oluşan geçici bir durumdur.
İyi Parti: MHP içerisindeki muhaliflerin tasfiyesiyle kurulan İyi Parti, 2018 ve 2023 seçimlerinde meclise girerek muhalefet cephesinde kilit bir aktör haline geldi. Özellikle 2019 yerel seçimlerindeki ittifak mimarisinde stratejik rol oynadı. Ne var ki, içsel fikir ayrılıkları, 2023’teki 6’lı masa krizi ve 2024 yerel seçimlerinde yaşanan dramatik oy düşüşü partiyi ciddi bir kırılmaya sürükledi.
AK Parti: Türkiye siyasi tarihinde ana gövdeden kopup ondan çok daha büyük bir siyasi yapı haline gelen, girdiği ilk seçimde tek başına iktidar olan ve bu iktidarını çeyrek asra yakın süredir devam ettiren tek istisnai örnek AK Parti’dir.
Bu çerçevede, Demokrat Parti’nin özel tarihsel konumu bir kenara bırakıldığında, CHP’den olası bir kopuşun başarı olasılığını en sağlıklı şekilde AK Parti tecrübesi üzerinden analiz edebiliriz.
Siyaset Bilimi Perspektifinden Başarının 5 Temel Şartı
Siyaset biliminin teorik şablonu, yeni bir partinin başarıya ulaşması için beş temel şart öne sürer. AK Parti tecrübesi bu şartları karşılamakla kalmamış, 3 özgün faktörle de bu başarıyı perçinlemiştir. CHP’deki “değişim hareketinin” olası şansını bu 5 madde üzerinden değerlendirebiliriz. Elbette her siyasi dinamik kendi konjonktürü gereğince farklıdır. Ancak bu tür karşılaştırmalar bize sistematik analiz yapma imkânı tanır.
1. Parti Sisteminde Çöküş
Yeni bir partinin iktidara........
