Suriye’de Zaman Geri Geldi: Halep’te Kapanan Yol Açılan Hesap

JEOPOLİTİK

Halep’te Şeyh Maksud ve Eşrefiye’ye giren Suriye ordusu, yalnızca birkaç mahalleyi değil, 2016’da yarım kalan bir hesabı da kapattı; YPG için mesele artık direnmek değil, yanlış okunan zamanın bedelini ödeyerek neye dönüşeceğine karar vermek.

CİHAT ARPACIK 11 Ocak 2026

Ortadoğu’da zaman doğrusal akmaz. Geçmiş, uygun bir an bulduğunda bugünün içine sızar. Suriye’de, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde yaşananlar tam olarak böyle bir zaman kırılmasına işaret ediyor.

Suriye ordusu, ülkenin en önemli ve en büyük kenti Halep’in uzun süredir YPG tarafından kontrol edilen mahallelerine girdi. YPG’nin, (aslında her ne kadar Suriye Demokratik Güçleri dense de ana omurganın aslında YPG olduğu, SDG içindeki diğer unsurların sadece “vitrin süsü” yapıldığı artık anlaşılmıştır diye düşünüyorum) Suriye ordusuyla yaptığı entegrasyon görüşmelerinin tıkanmasının hemen arkasından gelen bu operasyon, yalnızca askerî bir hamle değil, 2016’nın o soğuk günlerinde Halep’te yarım bırakılmış bir hesabın da kapanmasıydı.

2012’den itibaren Halep’i izlemeye başladığımda şehir çoktan parçalanmış ama hiç teslim olmamıştı. Savaş, tüm yıkımına rağmen kendisini inatçı bir hayatta kalma pratiğine dönüştürmüştü. Doğu Halep’te insanlar, bombaların ritmine göre gündelik hayatı yeniden kurmayı öğrenmişti. Fırın saatleri, internete nasıl erişilebileceği, keskin nişancıların görüş açıları artık kolektif bir bilgiye dönüşmüştü. Gazeteci olarak ben de bu bilginin misafiriydim. Aylar boyunca haritalardan değil, insanların hafızasından okunan bir şehirde dolaştım. 2015’te Rus savaş jetleri Suriye semalarında göründükten sonra Halep sıkıştı evet, ama hâlâ nefes alabilen bir organizmaydı. Kuşatma olmaması muhaliflerin sadece askerî değil, psikolojik olarak da ayakta kalmasını sağlıyordu.

Şehir, Nasıl Boğulduğunu Unutmadı

2016’nın kışı, Halep için sadece kuşatma ve bombardımanla değil aynı zamanda devrim fikrinin “çiçek açtığı” Halep’in, içeriden aldığı yarayla hatırlanır. Doğu Halep’te, rejimin, Rus hava gücü ve İran destekli militanlarla ilerleyişi sürerken, kuşatmanın tamamlanması Kastillo Yolu’nun kesilmesine bağlıydı. Bu yol kapandığında, şehir sadece coğrafi olarak değil, insani olarak da boğulacaktı. Şeyh Maksud’dan gelen top ve havan ateşi tam bu kritik eşikte devreye girdi. YPG’nin bu hatta müdahalesi, askerî dengeden çok daha fazlasını değiştirdi. Muhalif Halep’in dünyayla olan son nefes borusu kapandı. Sonrasında Halep düşünce, “devrim bitti” diye düşündük. Çünkü devrim biraz, hatta çokça, Halep demekti.

YPG’nin bu hamlesi, sahada bulunan siviller ve muhalifler tarafından pragmatik bir askerî tercih olarak değil, açık bir “taraf tutma” olarak okundu. Bu süreçte konuştuğum sivillerin soruları, askerî analizlerden çok daha sarsıcıydı. “Neden?” sorusu en sık tekrarlanan kelimeydi. Kürtlerle Araplar arasında, savaş öncesine dayanan gündelik ilişki hafızası hâlâ tazeydi. Bu nedenle YPG’nin pozisyonu, rejimin veya Rusya’nın saldırısından farklı bir yere oturdu. YPG’nin rejimle kurduğu ittifak, Şeyh Maksud ve Eşrefiye’yi elde tutma........

© Perspektif