menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İspanya Gibi “Savaş Tedbirleri Paketi” Hazırlamak İçin Neyi Bekliyoruz?

8 0
27.03.2026

İspanya Gibi “Savaş Tedbirleri Paketi” Hazırlamak İçin Neyi Bekliyoruz?

İspanya Gibi “Savaş Tedbirleri Paketi” Hazırlamak İçin Neyi Bekliyoruz?

İspanya, küresel krizlere karşı sosyal koruma ve enerji dönüşümünü merkeze alan kapsamlı bir savaş ekonomisi modeli geliştirirken; Türkiye’de benzer ölçekte bütüncül bir politika setinin eksikliği dikkat çekiyor.

İspanya ve Başbakanı Pedro Sanchez, Gazze meselesinden bu yana sadece Avrupa’ya değil, dünyaya da örnek oluşturucu tutumlar sergilemeye devam ediyor. 

Perspektif’te, New York Times’tan çeviriyle kendisinin göçmen yanlısı politikalarıyla ilgili bir yazısı da yayınlanmıştı. 2023 Ekim’inden bu yana, gerek Gazze’deki anti-siyonist tutumu, gerekse ABD-İsrail saldırganlığının had safhaya vardığı 28 Şubat savaşına karşı “anti-emperyalist” tutumu zaten yakından bilinmekte. Öyle ki, dünyada adeta bu konuda bir idol haline de geldi. Sanchez’i ve hükümetini farklı kılan hususlardan biri de, bizim kadim medeniyetimizdeki (ve son on yıldır hasret kaldığımız) “Halka hizmet, hakka hizmettir” (ya da tersi) şiarının adeta ete kemiğe bürünmüş halini resmetmesi. Pandemi ve öncesi dahil olmak üzere Türkiye muhalefetinin hükûmete yönelik tavsiye ve uyarılarında “Yapılmalı” dediği ne varsa İspanya’da bunları icraata koymuş olması. Tıpkı, İspanya’nin Ümit Özdağ familyasına inat yarım milyon “yasadışı göçmen”i “yasallaştırması” siyasetinde olduğu gibi (https://www.nytimes.com/2026/02/04/opinion/spain-migrants-europe.html , https://www.perspektif.online/batinin-gocmenlere-ihtiyaci-var/)

Sanchez hükûmeti bu defa yine dünyada bir ilke imza attı ve Rusya-Ukrayna savaşında alınmaya çalışılan tedbirlerden ilhamla 80 maddelik bir “Savaş Tedbirleri” acil önlemler kararnamesini (Kraliyet Kararnamesi) yürürlüğe soktu. Kararname, hane halkları ve işletmeler üzerindeki etkileri derhal hafifletmek ve fosil yakıtlara bağımlılığı yapısal olarak azaltmak için elektrifikasyonu ve yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılmasını hızlandırmak amacıyla onlarca önlem içeriyor. Açıklamalara göre destek 5 milyar euroyu aşarak ülkenin 3 milyon işletmesine ve 20 milyon hanesine fayda sağlayacak. Pedro, “Bu paranın burslara, sağlık hizmetlerine veya sosyal hizmetlere ayrılabileceğini” de vurguladı. 

Kararnameyle birlikte İspanya, tüm AB’de en güçlü sosyal ve ekonomik güvenlik ağına sahip ülke olduğunu da bizzat Sanchez’in ağzından dünyaya deklare etmiş oldu: “…Bu önlemlerin yürürlüğe girmesiyle birlikte, İspanya’nın, onaylamadığımız bu yasadışı savaşa karşılık olarak, tüm AB’deki en güçlü sosyal ve ekonomik güvenlik ağına sahip ülke olacağı…”

Ayrıca Sanchez, önlemlerin “Gerektiği sürece yürürlükte kalacağını ve krizin kötüleşmesi durumunda, bu önlemlerin uzatılacağını, çünkü bunun kapalı bir plan olmadığını” belirtti: “Merkezi hükûmetten daha fazla mali kaynağa ihtiyaç duyulursa, bunlar tahsis edilecektir”

Sanchez, savaşın “belirsizliklerle dolu” küresel bir ufukla karşı karşıya kalmasına rağmen İspanyolların üç kesinliği olabileceğini de vurguladı. Bunlardan ilki, “İspanya’nın krize karşı daha iyi hazırlanmış olması”, ikincisi, “Vatandaşları korumak ve KOBİ’lere, birincil sektöre ve İspanyol sanayisine yardımcı olmak için gerekli tüm kaynakların seferber edilmesi”, son olarak, “önceki krizlerden olduğu gibi bu krizden de daha güçlü çıkabilmesi”. 

Ona göre, hedeflenen iki ana sütun var: “En savunmasız hane halklarını ve ekonomik sektörleri korumak için bir sosyal güvenlik ağı oluşturmayı amaçlamak” ve “Daha yapısal ve stratejik nitelikte olan enerji egemenliğini artırmayı ve İspanya’yı dış krizlere karşı giderek daha dirençli hale getirmeyi hedefleyen önlemler” 

Tüm bu önlemlere ek olarak konut acil durumuna çözüm bulmak için hükümetin önceki krizlerde uyguladığına benzer şekilde, kira fiyatlarında geçici bir dondurma getiren ikinci bir Kraliyet Kararnamesi de, parlemento gruplarıyla görüşmek üzere onaylandı.

Yakıt Vergilerinde Ve Elektrik Faturalarında İndirim

Elektrik vergilerinin %60’a varan oranda düşürüleceği de açıklandı. Özellikle yakıtlar, elektrik, doğal gaz, briket ve peletler üzerindeki KDV %21’den %10’a düşürülürken, bütan ve propanın azami perakende fiyatı donduruldu. KDV %10’a düşürülüyor ve benzin ve dizel fiyatlarını etkileyen vergiler, Avrupa direktifinin izin verdiği minimum seviyeye indiriliyor. Bu, yakıta bağlı olarak litre başına 30 sente kadar etkili bir fiyat indirimi anlamına gelecek ve ortalama bir otomobil için depo başına yaklaşık 20 euro tasarruf sağlayacak.

Özellikle, düzenleme, hidrokarbon vergi oranının izin verilen minimum seviyeye indirilmesini ve nakliyeciler, çiftçiler, hayvancılıkla uğraşanlar ve balıkçılar da dahil olmak üzere en çok etkilenen sektörler için, faaliyetlerinde kullanılan profesyonel dizel yakıtın litre başına 20 sentlik bir sübvansiyonun oluşturulmasını içeriyor. Ayrıca, bu hayati sektörlerin bu krizi atlatabilmesi ve temel malların fiyatlarını mümkün olduğunca kontrol altında tutabilmesi için gübre alımı için de eşdeğer bir sübvansiyon sağlanacağı hassaten vurgulandı. Yardımların kötüye kullanılmaması için de ağır yaptırım ve cezalar, bu sübvansiyonlara eşlik etmekte. Hakeza elektrik faturasında, KDV indirimine ek olarak, %7 oranındaki Elektrik Üretim Değeri Vergisi’nin geçici olarak askıya alınması ve Avrupa Birliği tarafından belirlenen %5’lik Özel Elektrik Vergisi’nin yüzde binlik bir indirimle minimum %0,5 oranına indirilmesi de yer almaktadır.

Benzer şekilde, elektrikli ve şarj edilebilir araçların satın alınması için %15 oranında gelir vergisi indirimi planlanıyor; ayrıca kişisel tüketim, ısı pompaları ve enerji iyileştirme projeleri için de çeşitli teşviklerin sağlanacağı da deklare edildi.

Kurumlar Vergisi Kanunu, fosil yakıtlı ekipmanların yerini alan yenilenebilir enerji yatırımları için hızlandırılmış amortisman öngörmekle birlikte, ayrıca belediyelere, yenilenebilir enerjinin termal veya elektrik amaçlı kullanımına yönelik sistemler kuranlara %50’ye varan emlak vergisi indirimi ve bu sistemlerin inşası ve kurulumu için %95’e varan indirimler sunma yetkisi vermekte.

Elektrik sosyal teşviki, enerji yoğun sektörler için elektrik kesintilerinin yasaklanması ve geçiş ücretlerinde indirim, gibi maddelerde de destek ve teşvikler açıklandı. Bu önlem paketi, hükümetin uygulamaya koyduğu sosyal koruma önlemlerini 2026 yılı boyunca uzatıyor; elektrik sosyal yardımında olağanüstü indirimler (hassas kişiler için %42,5 ve çok hassas kişiler için %57,5), ısıtma sosyal yardımının asgari tutarının 50 avroya çıkarılması ve hassas hanelere temel hizmetlerin (su ve enerji) kesilmesinin yasaklanması gibi uygulamaları içeriyor.

Enerji yoğun tüm sektörler için elektrik iletim ve dağıtım ücretleri de %80 oranında azaltılıyor. Başbakan, “Bu sektörlerin yaklaşık 200 milyon euro tasarruf etmelerine ve böylece rekabet güçlerini, faaliyetlerini ve yüz binlerce işi korumalarına yardımcı olacağız” diye vurguladı. Enerji tedarik sözleşmeleri de yasa ile daha esnek hale getiriliyor; bu sayede hem şirketler hem de serbest meslek sahipleri, şartlarını daha kolay ve ek maliyet olmadan değiştirebilecekler. Finansmana erişimi kolaylaştırmak için, tarım-gıda ve balıkçılık sektörlerine yönelik sübvansiyonlu krediler için kredi limiti 300 milyon euro artırılıyor.

Bu alan, elektrifikasyon ve yenilenebilir enerjinin artırılmasını amaçlıyor.

Karbonsuzlaştırmanın teşvik edilmesi, evlerin ve sanayinin elektrifikasyonu ve yenilenebilir enerji ve enerji depolama sistemlerinin yaygınlaştırılmasının hızlandırılması yoluyla, enerji egemenliğini artırmayı ve İspanya’yı “bu tür dış krizlere karşı giderek daha dirençli hale getirmeyi” amaçlayan yapısal ve stratejik önlemleri içermekte. Bu planlama Güneş panelleri, şarj noktaları ve ısı pompalarının kurulumu için büyük bir gelir vergisi indirim paketinin yürürlüğe girmesini, bina iklimlendirmesi için yeni sübvansiyonların uygulanmasını ve yenilenebilir enerji kurulumlarının kolaylaştırılmasını da içermekte.

Bu nedenle, düzenleme yerel yönetimlerin yeni enerji modellerini ve topluluklarını teşvik etmesini sağlıyor. Ayrıca, bataryalar aracılığıyla elektrik depolama kapasitesini artırıyor ve pompalanabilir hidroelektrik santrallerinin kamu yararına yönelik olarak ilan edilmesini sağlıyor ve sosyal ve bölgesel entegrasyon kriterlerine dikkat ederek yenilenebilir enerji kaynaklarını teşvik ediyor.

Türkiye’deki Görünür-Görünmez Önlemler Ne Durumda?

Öncelikle, Türkiye’nin yaklaşık 2018’den bu yana planlama yapma konusundaki zaaflarına, her alanda, hep birlikte şahitlik etmekteyiz. Yangınlar, deprem, sel, tarım ve hepsiyle birlikte yaklaşan bölgesel ve küresel krizler konusundaki serzeniş ve uyarılar Meclis tartışmalarının baş köşesinde yer almakta. Araştırma ve soruşturma önergelerinin neredeyse tamamının “red oyu” ile karşılık bulması bir yana, yumurta kapıya dayanmazdan evvel alınan bazı palyatif ya da direkt-dolaylı etkileri dört başı memur hesaplanmaktan uzak şekilde bazı icraatlara tanık olmaktayız.

Savaşın başından bu yana, İçişleri Bakanlığı üzerinden bazı iç ve sınır güvenliği tedbirleri, savunma sanayiindeki başarıların birinci sayfalara taşınması ve “Depolarımız dolu”, “Tedbirlerimizi aldık” gibi Tarım ya da Enerji bakanlığının yuvarlak açıklamaları dışında bir tedbirler paketine, pandemi dönemindeki yarım yamalak önlemler kadar bile yer vermediğimiz aşikar. 

Tüm dünya, Hürmüz Boğazı etkisinin enerji, mazot ve gübre üzerindeki etkilerini konuşur, İspanya kadar olmasa da önlemler almada aktif pozisyonlar alırken, bizim nasıl bir ekonomi-politik tercih ettiğimiz ne en üst perdeden ne de ilgili kurumlarca kamuoyuyla paylaşılmadı. Akıllarda hep Bakan Şimşek’in “Krizin etkileri geçici” cümlesi kaldı.

Gıda enflasyonunda en alt sıralara gerilemişken, girdi maliyetleriyle ilgili şikayetler tarımsal üretimi had sahfada etkilerken, “ithalat” ve “ihracat kısıtlamaları” dışında hangi tedbirleri aldığımız belirsizdir. Mesela muhalefetin ısrarla altını çizdiği alanlarda, örneğin mazotta ÖTV indirimi gibi tekliflerde neden ayak sürüldüğü, bunun gibi onlarca talep maddesinin neden hiç gündeme alınmadığı, aslında yılların birikimi olan üretim sorunlarında nereye dokunsanız başka bir mazeretle karşılaşmanızdan kendini açık ediyor. 

Gübre Ve Mazot Zamları Örneği

Çiftçi şunu soruyor: Litresini 70-80 liraya mazot, tonunu 30-34 bin liraya gübre alarak nasıl üretim yapacağız? 

ÜRE Gübresinin tonu kısa süre önce 20-25 bin civarındaydı ve pek yakında 40 bin liraları bulacağı söyleniyor ve çiftçinin üretime devam edebilmesi için öncelikle 2025 üretim yılı desteklerinin hemen ödenmesi teklif ediliyor. İspanya’nın yaptığı gibi, gübre ve mazot için çiftçiye ilave ek destekler verilmesi dillendiriliyor.

Aylar hatta yıllardır, üçüncü dünya savaşı benzeri kaotik günlerin yaklaştığını, önlemler alınması gerektiğini, tarımın stratejik öneminden sürekli bahsedilen ülkemizde o günler gelip çattı. Hürmüz krizi sadece enerji ve petrolü değil, gübrenin vatanı olan ülkeleri de vurdu ve gübre fiyatları ciddi manada arttı. Üstelik Türkiye gübrede % 90’ın üzerinde dışa bağımlı ki neden bu hale geldiğimiz de elbette yıllara sari apayrı bir soru konusu.

Tarım Bakanlığı verilerine göre 4.5 milyon ton gübre üretirken, 6.5 milyon ton kimyevi gübre tüketiyoruz. Yani yaklaşık 1 milyar dolar ödediğimiz bu alandaki maliyetler, savaşla birlikte 2-3’e katlanacak. 

Hükümet 7 Mart’ta 3 karar almıştı. Bunlar;

% 6.5 olan gümrük vergisi sıfırlandı

ÜRE ihracatı yasaklandı (Zaten ithalatta alternatif ülke fazla yok. Rusya’dan yapılmaya çalışılıyor)

10 yıldır yasaklı olan amonyum nitrat 33 gübresine (el yapımı patlayıcıda kullanıldığı için yasaklanmıştı) 30 Mayıs’a kadar izin verildi. (Tabii onu da gübre takip sisteminden alabildiğiniz için, çiftçi kayıt sistemine kayıtlı olmanız gerekmekte)

Bu kararlar elbette önemsiz değil ama fiyatlar o kadar arttı ki şimdi de gübre alacak parayı bulamıyoruz! 

İlave Destekler Açıklamak İçin Neyi Bekliyoruz?

İfade etmek gerekir ki, 2024 yılında açıklanan desteğin günün koşullarına göre mutlaka güncellenmesi lazım. İlave desteklerin de bir an önce belirlenmesi lazım. Evet, gübrede vergi sıfırlandı ama mazotta KDV, ÖTV; hepsi var. Üstelik daha 2025 desteği hala ödenemedi. Çiftçilerle iftar yapmak güzel, 80 milyar liralık destek ilanı yapıp alkış almak güzel ama şu ana kadar sadece 21 milyar ödendi! Savaşın göbeğinde, bu desteği ödemek neden bayram ertesine ertelenir anlaşılır gibi değil? Zira bu destek aynı zamanda vatandaşa, tüketiciye destek anlamına geliyor.

Savaş bölgesinden binlerce kilometre uzakta ama küresel etkilerinin yansımalarından korunmada proaktif olan İspanya’yı burada da tekrar hatırlayalım. Çiftçiye “Savaş Kalkanı” olarak 877 milyon Euroluk dev bir ek paket açıkladı! Mazotta vergiyi yüzde 21’den yüzde 10’a düşürdü. Elektrik vergilerini düşürdü. Yani ülkemizde de özel bir olağanüstü destek (mücbir sebep) desteğinin açıklanması şart.

İnsanlar ezberledikleri ve artık zıvanadan çıkmış siyasi polemiklerden bıkıp usandı. Sokaktaki vatandaş; “Şimdi çıkıp diyecekler ki gıda enflasyonu yüksek ama bir sor niye yüksek; fiyatlar arttı evet ama ne yapalım savaş çıktı” şeklinde traji-komik cümleler kurmaya başlamışsa, hükümet bu ezberler kalkanından çıkıp, İspanya misali “Çiftçiye Savaş Kalkanı” kararnameleri hazırlayıp sunmak zorunda.

Yoksa aynı vatandaş ya da çiftçi şunu sorar:

“Tamam savaş çıktı da sen ne yaptın?

Neden bugünlerin geleceği belli olduğu halde havaya bakıp ıslık çaldın?

Neden yol köprü firmaları kadar bu çiftçinin değeri yok?

Neden çiftçinin bankasından birilerine peşkeş krediler verilir; neden geri ödemesi 8 yıldır yapılmaz; çiftçi neden hep sona ve de dona kalır!?”

İspanya ile madem kardeş ülke olduk; o halde bu önlemler konusunda da kardeşliği pekiştirmekte fayda yok mudur? Ki o İspanya, 80 maddelik geniş paketin önemli bölümünü tarıma ayırdı.

Mazot indiriminden gübre yardımına, 300 milyon Euro’luk ek kredi limitinden faiz desteğine kadar pekçok ilave desteği bu pakete koydu.

Mazot ve gübreye doğrudan sübvansiyon verildi.

Tarım Mazotunda İndirim sağlandı. 30 Haziran tarihine kadar tarımsal amaçlı kullanılan mazotta litre başına 0,20 Euro (20 cent) ek indirim uygulanacak.

Gübre Yardımı kararı alındı. Artan hammadde fiyatları nedeniyle zorlanan üreticilere 500 milyon Euro bütçeli doğrudan yardım yapılacak.

Finansal destek ve Kredi Kolaylığı getirildi. Maliyet artışlarının yanı sıra çiftçinin likidite sorununu çözmeyi hedeflerken, finansal enstrümanlar da artırıldı. Toplamda 300 milyon Euro tutarında ek kredi limiti tanımlanırken; bu desteğin faiz indirimi ve devlet kefaleti (garanti) ile sunulacağı belirtildi.

Savaş maliyetine karşı “Gıda Güvenliği” stratejisi geliştirildi. İspanya’nın bu adımı, küresel krizlerin (ve halihazırdaki savaşın) gıda arz güvenliğini tehdit etmesini engellemeye yönelik stratejik bir hamle olarak gerçekleşti. Hükümet yetkilileri, üreticinin maliyet yükünü hafifletmenin sadece çiftçiyi değil, aynı zamanda son tüketiciyi de enflasyona karşı koruduğunu vurguladı.

Demek ki tarımda sürdürülebilirlik ancak planlı ve hızlı devlet müdahaleleriyle mümkün olabilmekte, ki hükûmet dışı ekonomi-politik çevreler yıllardır bu konudaki uyarılarını zaten yapmaktaydılar. Nihayetinde İspanya örneği, yüksek girdi fiyatlarının “kaçınılmaz bir kader” değil, doğru destekleme modelleriyle yönetilebilecek bir süreç olduğunu da göstermekte.

Öte yandan savaşın tarafı İran’ın da sübvansiyon politikaları mercek altına alınabilir ki İran hükümeti bu süreçte sübvansiyon sistemini genişletme kararı aldı. Daha önce onbir üründen oluşan devlet destekli gıda listesine balık ve hindi eti de eklendi. Bunun yanı sıra hurma, portakal, patates ve soğan gibi ürünlerin de kısa süre içinde sübvansiyon kapsamına alınacağı duyuruldu.  

Avrupa’da enerji fiyatları yüzde 85’lerde artarken, ithalat bağımlı ülkelerde ciddi önlemler alınmaya çalışılırken, bizdeki “teğet geçer” havası ciddi endişelere yol açmakta. Unutmamak gerekir ki, konusunu ettiğimiz gübre meselesinde Basra Körfezi, dünya gübre üretimin merkezi konumunda. Gübrenin temel ham maddesi ürenin üçte biri kapatılan Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor. Amonyak üretimi de İran’ın doğalgazına bağımlı. Boğazın kapanmasıyla amonyak, üre ve LNG sevkiyatlarında yaşanacak aksaklılar, başta Türkiye olmak üzere birçok ülkedeki tarımsal verimi doğrudan etkileyecek sonuçlara gebe. Olumsuz senaryoda yaşanacak milyonlarca ton ürün kaybı, küresel yem pazarlarına, hayvancılık üretimine, biyoyakıtlara ve nihayetinde perakende gıda fiyatlarına yansıyacak. https://t24.com.tr/yazarlar/gurkan-akgunes/savas-ve-gida-bagimsizligi,54159 

Evet savaşla birlikte petrol, herkesin ilk odaklandığı emtiaydı ancak, asıl fatura tarımsal emtialara çıkabilir. Bu da zaten uzun bir süredir hissettiğimiz mutfak enflasyonunu iyice körükleyecek bir tabloya neden olur.

Tarım ve Orman Bakanlığı eleştirilere binaen “kavun, karpuz” diye sıralayarak yüzün üzerinde üründe kendimize yeterlilik tabloları açıklamakta. Yüreklere su serpmeye yeter mi? Ne mümkün? Girdide ithalata bağımlı bir ülkede, isyan eden çiftçi kesiminin reel gerçekleri içinde bu listeler belki birkaç ayın “cevabı” olabilir ancak; ki bunu onlar da çok iyi bilmekteler.

Amerikalı Çiftçiler Bile Trump’a Mektup Yazdı

Mektup, gübre meselesinin neden bu derece önemli olduğunu da bir kez daha ikrar ediyor:

“İran Savaşı öncesinde gübre fiyatlarının zaten yüksek olduğuna dikkat çekilen mektupta, normalde perakende gübre satanların ayda bir kez fiyat güncellemesi yaparken şimdi günde birkaç kez güncelleme yapıldığı belirtildi. Üre fiyatının ton başına iki haftada 140 dolar arttığı, diğer gübrelerde ise ton başına 100 dolar arttığı hatırlatılarak; ‘Fiyatlar fırladı. Daha önce başlatılan 12 milyar dolarlık acil ekonomik yardım eridi.’ denildi.

Gübre fiyatlarındaki artış nedeniyle Amerika’da 1,5 milyon dönüm alanda mısır ekimi yerine soyaya geçiş olacağı ifade ediliyor. Soya üretiminde mısıra göre daha az azotlu gübre kullanılıyor.” https://www.tarimdunyasi.net/2026/03/24/artan-mazot-ve-gubre-fiyatiyla-ciftci-nasil-uretecek/ 

Neden 2010’dan bu yana onaltı yılı hayvan ithalatı lobilerinin kıskacında geçirdik? Neden, gübre üretimi konusunda bu derece zaaflar yaşadık? Neden girdi maliyetlerinde ithalat oranımız bu derece yüksek olduğu halde on yıldır gereken önlemleri almadık? Sorular çok ama FOA’nın uyarılarıyla bitirelim ve bir an önce gerek hane halkının nefes alması, gerekse sektörel bazda alınacak önlemlerle ilgili ciddi bir paket hazırlanması için kolları sıvayalım.

Şöyle uyarıyor FOA tüm dünyayı:

İran İslam Cumhuriyeti’ndeki ve Orta Doğu’daki çatışmaların tırmanması, küresel enerji, gübre ve tarım-gıda sistemlerine yönelik riskleri önemli ölçüde artırmıştır.

Petrol, doğalgaz ve gübre için kritik bir geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıklar, dünya çapında enerji ve tarımsal girdi maliyetlerini artırmaktadır.

Gübre kıtlığı ve yüksek enerji fiyatları, ürün verimini tehdit ederken, üretim kayıpları ve potansiyel biyoyakıt üretimine geçişler, özellikle Afrika, Asya ve diğer ithalata bağımlı bölgelerde gıda fiyatlarındaki dalgalanmayı artırabilir.

Tedarik zincirlerini istikrara kavuşturmak için alternatif ticaret yolları geliştirmek, piyasa izlemeyi güçlendirmek, çiftçilere mali destek sağlamak ve savunmasız ülkelere hedefli yardım sunmak gibi acil önlemlere ihtiyaç duyulmaktadır.

Uzun vadeli stratejiler yerel tarıma, sürdürülebilir gübre üretimine, yenilenebilir enerjiye ve yapısal düzenlemelere odaklanmalıdır; küresel enerji ve gıda güvenliğini korumak için ise Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik diplomatik çabalar hayati önem taşımaktadır.

Tarım ağırlıklı verdiğimiz örneklerin konkordato ve iflas kıskacındaki sanayi alanlarında da geçerli olduğunu unutmadan; en başta kamusal tasarruf tedbirleri olmak kaydıyla ama emekli, işçi, memur, hane halklarının ivedilikle nefes almalarını sağlayacak tedbirlerin bir an önce sahaya sürülmesi elzemdir. İktidarın “panik havası yaratmama(!)” adına çekince koyabileceği bu alanda, -tıpkı pandemide olduğu gibi- tüm bakanlıkların alanına giren zeminlerde, en azından proaktif bir muhalefet çalışması olması lazım. İktidar yapamıyorsa, muhalefet İspanya’yı örnek almalıdır. 

https://www.lamoncloa.gob.es/presidente/actividades/paginas/2026/200326-sanchez-medidas-guerra-iran.aspx 

https://valenciaplaza.com/valenciaplaza/nacional/sanchez-anuncia-un-paquete-de-80-medidas-que-movilizara-5000-millones-para-paliar-los-efectos-de-la-guerra 

https://www.rtve.es/noticias/20260320/pedro-sanchez-directo-consejo-ministros-medidas-anticrisis-guerra-iran/16989143.shtml 

https://www.expansion.com/economia/2026/03/21/69bda58b468aeba21f8b45b2.html 

https://t24.com.tr/yazarlar/gurkan-akgunes/savas-ve-gida-bagimsizligi,54159 

https://www.tarimdunyasi.net/2026/03/24/artan-mazot-ve-gubre-fiyatiyla-ciftci-nasil-uretecek/ 

Trump’ın İran Bataklığı Amerika’yı Batırabilir

İran Savaşı’nda İsrail Lobisinin Sorumluluğu

İran’ı Kim Yönetiyor?

Süper Güç Dış Politikasının Kontrolünü Kaybetti

Farklı, Ölümcül Oyunlar

İspanya Gibi “Savaş Tedbirleri Paketi” Hazırlamak İçin Neyi Bekliyoruz?

Para, Mutluluk ve Beyrut’un Güneşi

At İzinin “AI” İzine Karışması: Akademide Yapay Zekâ Kullanımı

Patreon aracılığıyla Perspektif'e destek verebilirsiniz.

Perspektif'e destek ver

© 2026 – Sitede yer alan fikirler yazara aittir ve Perspektif’in editoryal tercihlerini yansıtmayabilir. Kaynak gösterilmesi ve link verilmesi kaydıyla kısmen alıntı yapılabilir.


© Perspektif