Çözüm: Riske Rağmen Değil, Risk Nedeniyle

Çözüm: Riske Rağmen Değil, Risk Nedeniyle

Çözüm: Riske Rağmen Değil, Risk Nedeniyle

Sürecin başarısız olma riski gerçektir. Ama sürecin hiç başlamamasının ya da çökertilmesinin maliyeti de gerçektir ve bu maliyeti zaten yaşıyoruz. “Sürece karşı çıkıyorum” demek, ister istemez şu soruyu da beraberinde getirir: Peki ne öneriyorsunuz?

PKK’nın silah bırakması ve kendini feshetmesine ilişkin süreç ilerledikçe örgüte yönelik, geçmişten kaynaklı kaygılar daha fazla gündeme geliyor. Yazılanlar ve konuşulanlar dikkate alındığında, “Hayır, bu örgütü tanımıyorsunuz” deme imkânım yok. Hatta daha ileri gidilebilir ve değerlendirme yapanların haklı olduğunu, tarihin onlara hak verdiği anların çok olduğunu kabul edebilirim. Mesela, 1999’da Öcalan yakalandığında örgüt çözüldü mü? Hayır. 2005 yılında örgüt isim değiştirerek yeniden yapılandı mı? Evet. 2013-2015 Çözüm Süreci gerçek bir dönüşümle mi kapandı? Hayır. Sürece destek verenler hayal kırıklığına uğradı mı? Kesinlikle evet. Örgüt, terörü şehirlere indirdi mi? Evet, hatta şehirleri yaşanılmaz hâle getirmeye çalıştı. Suriye’de sosyolojik gerçekliğe rağmen sabote edici bir tutum sergiledi mi? Evet, sergiledi. Bunların hepsi ciddiye alınması gereken kaygılar. 

Bu kaygıları taşıyan insanların önemli bir kısmı meseleyi uzun yıllardır takip eden kişiler. Onlarla aynı tarihi okuyoruz ama farklı bir sonuca varıyoruz.

Belfast’ta da Şüphe Vardı

Kuzey İrlanda barış müzakerelerini yürüten ABD’li arabulucu George Mitchell, anılarında Belfast sokaklarında yabancıların kendisine yaklaştığını ve şöyle dediğini yazar: “Teşekkürler Senatör, ama zamanınızı boşa harcıyorsunuz”. Mitchell bu cümleyi yıllarca duyduğunu söyler. IRA’nın tarihine bakıldığında, sürece şüpheyle yaklaşan bu insanlar haksız değildi. Örgüt ateşkesi bozmuş, müzakere masasını terk etmiş ve 1994 ateşkesinin ardından 1996’da Londra’da bombalı saldırı düzenlemişti. Ama 1998’de Hayırlı Cuma Anlaşması imzalandı. 2005’te IRA tüm birimlerine silah bırakma emri verdi ve uluslararası denetçilerle çalışarak cephanesini tamamen tasfiye etti. 2007’de ise onlarca yıl boyunca şiddetle karşı karşıya gelen iki tarafın liderleri, Sinn Féin’den Gerry Adams ve DUP’dan Ian Paisley, iktidarı paylaşmak üzere bir araya geldi ve koalisyon hükümetini kurdular. Şüpheciler yanıldı mı? 1996’daki Londra bombalamasına, defalarca askıya alınan sürece, IRA’nın silah bırakmayı yıllarca ertelemesine bakarsanız, hayır. Ama 1998’de imzalanan anlaşma, 2005’te teslim edilen silahlar ve 2007’de kurulan koalisyon hükümeti onları da şaşırttı.

Geçmiş Geleceği Yazmaz

Eleştirilerin özündeki mantığa bir itirazım var: “Bu örgüt geçmişte bunu yaptı, o zaman yine yapacak.” Bu cümle tarih bilgisi değil, geçmişin tekrar edeceğine dair geleceği geçmişe mahkûm eden bir mantık. Bu yaklaşım, ihtiyatlı olmakla aynı şey değil, geçmişi geleceğin değişmez kaderi gibi okumaktır. Geçmişte yaşananlar göz önünde bulundurulabilir, geçmişten önemli dersler çıkarılabilir ama geçmişin geleceği belirlemesine izin verilemez. 

IRA yıllarca barışın mümkün olmadığının kanıtı olarak gösterildi. FARC için Kolombiya’da benzer şeyler söylendi. İki süreç farklı sonuçlar verdi, biri kalıcı bir barışa ulaştı, diğeri çetrefilli de olsa ilerledi. Sonuçta her ikisi de şunu gösterdi: Geçmişteki şiddet, geleceği kesin olarak belirlemez. Hiçbir örgüt koşullarının üzerinde değildir ve PKK’nın koşulları da köklü biçimde değişmiş durumdadır.

Koşullar Bu Kez Farklı

Ancak “yine aynı” diyenlere karşı “bu kez farklı” diyebilmek........

© Perspektif