We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Vladimir Mayakovski

5 0 0
23.09.2021

Bu bir "Perşembe Edebiyat" yazısıdır dostlar. Piyasa yazısı değildir! Tamamen şahsımdan menkûl, bizzat kendimden özgün kaleme alınmıştır...

İçinde; Şiir, Şiir deyince ilk akla gelen Nâzım, Nâzım deyince akla gelen Mayakovski, Mayakovski deyince akla gelen intiharı ve olabildiğince yaşanmışlık barındırır...

Şiir'in sayesinde; en başından itibaren akıp giden eksiğinden bozdurulmuş yaşamlara, üç boyutlu bakabilme amaçlıdır...

***

”Şiir dünyayı değiştirmenin araçlarından biridir." demiş ya Cemal Süreya.

"Eşyanın Kötü Tadı ve Gerçek Hayat" adlı yazısında...

Eklemiş ardından: "İnsan, Şiir'le yeri ve formülü bulacaktır. Şiir, insan bilincini daha ileride bir yere atacak; insana yeni duyumlar, yeni nitelikler kazandıracaktır...

Var mıdır böyle bir hayat?

Vardır böyle bir hayat, olacaktır...

Nerval’in çıldırmadığı, Mayakovski’nin kendine kıymadığı, Lorca’nın kurşuna dizilmediği bir hayat...

"Şiir'le nasıl başarılabilir bu?" diyerek sorguladığınızı biliyorum. Sorunuzun cevabını vereyim peşin peşin yazımdan önce: Şiir'le de başarılabilir...

***

Dedim ya, bu bir "Perşembe Edebiyat" yazısıdır diye.

Bu, aynı zamanda öncesinde Nerval’ın çıldırmasını kaleme aldığım ve üçün birini yayınladığım üçlemenin ikincisidir...

Buyurun efenim, Mayakovski’nin kendini kıymasına ve O’nu buraya getiren sebeplerle birlikte, bu ilginç intiharın yansımalarına...

***

14 Nisan 1930, Moskova…

Polonyalı bir diplomatla evli olan ünlü sahne sanatkârı Veronika Polonskaya, o gün bilinmeyen bir sorun nedeniyle sevgilisi Mayakovski’yle tartışır. Tam Mayakovski’nin dairesinden ayrılırken göğü yırtan bir silah sesi duyulur. Hızla daireye dönse de, her şey için geçtir artık. Ünlü şair yerde kanlar içindedir…

Mayakovski silahını kâlbine dayayıp intihar etmiştir ve avucunun içinde şu notu bırakmıştır:

“Hepinize!... İşte ölüyorum. Kimseyi suçlamayın bundan ötürü. Hele dedikodudan; unutmayın ki, merhum nefret ederdi…

Anacığım, kardeşlerim, yoldaşlarım!... Bağışlayın beni. İş değil bu, biliyorum. Kimseye de öğütlemem ama benim için başka bir çıkar yol kalmamıştı…

Lili, beni hep sev!…

Hükümet yoldaş!... Ailem; Lili Brik, anam, kız kardeşlerim ve Veronika Polonskaya’dan ibarettir. Onların yaşamını güvence altına alırsan ne mutlu bana. Başladığım şiiri Lili’ye verin. Ne lazımsa onu yapar…

“Bir varmış, bir yokmuş” derler hani:

Aşkın küçük sandalı

Hayat ırmağının akıntısına

Kafa tutabilir mi?

Dayanamayıp parçalandı işte sonunda:

Acıları

Mutsuzlukları

Karşılıklı haksızlıkları

H a t ı r l a m a y a b i l e d e ğ m e z:

Ödeşmiş durumdayız kahpe felekle…

Ve sizler mutlu olun,

Yeter!...

Mayakovski’nin geride bıraktığı intihar notunda yer alan yarıda kalmış Şiir’inde ise şu satırlar yazılıdır:

“Ve böyle söylüyorlar.

Olay çözüme kavuştu.

Aşk teknesi battı.

Alışılagelmiş bir umursamazlıkla,

Yaşamdan nasibime düşeni aldım.

Ve karşılıklı kırıcılıklardan, kusurlarımızdan, hiddetten arınmalıyız…”

***

Mayakovski’nin ölümü büyük yankı uyandırır. Rosta Haber........

© PencereTV


Get it on Google Play