Haftalık Borsa Yorumu – (27 -30 Nisan 2026)

Piyasalar ABD-İran kaynaklı gelişmelere göre yön bulmaya çalışıyor.

iki taraf arasında görüşmeler olmayınca anlaşma konusunda belirsizlik aşılabilmiş değil. İran’dan gelen yeni teklifin karşılık bulup bulmayacağı takip edilecek. Dış piyasalardaki dalgalanmalar iç piyasaları üzerinde etkili olmaya devam ediyor. İç gündemde ise TCMB’nin Çarşamba günkü toplantısında beklendiği üzere faiz sabit bırakıldı. Faizin değişmemesinde; TCMB’nin enflasyonun ana eğiliminde mart ayında gerileme görmesi, ABD ile İran arasında ateşkes sağlanması ve döviz kurlarında agresif bir hareket olmaması etkili olmuş görülüyor. Savaşın başlamasıyla zaten TCMB haftalık repo ihalesini iptal ederek örtülü faiz artışı yapmıştı. TCMB toplantı metninde ise; Ana eğilimin nisan ayında bir miktar yükseleceği, jeopolitik gelişmeler eşliğindeki belirsizlikler, para politikasının dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleneceği, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruş” vurguları ileriye yönelik projeksiyonlarda faiz indirimi için umut vermedi. Kredi derecelendirme kuruluşu S&P kaynaklı değerlendirmelerde “Aralık ayına kadar faiz indirimi beklenmediği” ifade edildi. Faiz risksiz getiri ve borsanın en ciddi rakiplerinden biridir. Bu açıdan yüksek faizin borsa üzerinde baskı yapması olağan bir durum. Yatırımcılar ABD ve İran arasındaki ateşkes ile risk iştahı artınca kısmen de olsa borsaya yönelmeye başlamışlardı. Fakat anlaşma konusunda belirsizlikler hasıl olunca tekrar “bekle gör” moduna geçtiler. Ne olacak da borsa yükselecek sorusunun cevabı net şekilde verilene kadar bu duruşun korunması muhtemeldir. ABD ile İran arasında barış sağlanırsa risk iştahı tekrar artar. Ancak bu yönde henüz olumlu bir sinyal gelmiş değil. Yabancı yatırımcı açısından ise özellikle tahvil bono tarafında “carry trade” için avantajlı bir durum söz konusu. Gerek TCMB, gerekse mevduat ve tahvil faizleriyle enflasyon arasında faizler lehine ciddi bir fark oluştu. Türkiye’nin dünyada en yüksek faizi veren birkaç ülkeden biri olması yanında döviz kurlarındaki artışın da faizlerin altında kalması sıcak para girişleri açısından elverişli bir zemin oluşturuyor. Diğer yandan borsada dikkatler yayınlanmaya başlanan 03/2026 dönem bilançolarında. Beklentiler ise zayıf. Sürpriz bilançolar elbette olacak. Ancak reel ekonomide coşkulu bir görüntü yok. Yılın ilk çeyreğinin bir kısmının da savaşın etkisinde geçtiğini dikkate alırsak bilançolarda parlak bir tablo beklemek fazlaca iyimserlik olacak. Bankalar, Aselsan, Tüpraş, Petkim, lokomotif holdingler, enerji ve perakende sektörüne ait bilançolar daha yakından izlenecek. Savaş nedeniyle Aselsan, yüksek petrol fiyatları nedeniyle Tüpraş, Petkim, talep elastikiyetinin az olması nedeniyle perakende şirket bilançolarında performans kaybı olmayabilir. Son günlerde dikkat çeken diğer gelişme şirket ortaklarından gelen pay satışları. Yerli veya yabancı alıcılara yapılan hisse satışlarının nedenleri arasında; Nakit yaratma, borç yükünü azaltma, hissenin satış için uygun fiyatlara gelmesi nedeniyle kâr realizasyonu, üretim yapısını değiştirmek için sermaye oluşumu gibi gerekçeler sıralanabilir. Hangi hisse satışının ne sebeple yapıldığının tespiti zor. Her dört olasılık veya başka sebepler de olabilir. Önceden beri piyasalardaki mevcut algı, ortak satışları çok da olumlu algılanan bir durum değil diye bilinir. Ancak yeni yatırımlar için kaynak oluşturmak için yapılıyorsa daha farklı değerlendirilebilir. Küresel ekonomide üretim yapısının değiştiği bir gerçek. Genel görünüm teknoloji ve yapay zeka ağırlıklı bir görünüme doğru evrildi. Bundan 15-20 yıl önce dünyanın en değerli şirketleri arasında enerji şirketleri yer alırken son yıllarda yapay zeka ve teknoloji şirketleri var. Türkiye ekonomisi de bu duruma uyum sağlamak durumunda. Borsanın lokomotifi konumundaki Aselsan’ın en flaş hisselerden birisinin olmasının altında da önemli ölçüde bu gerekçe var. Geçmişte lokomotif bankalardı, sonra THYAO oldu, şimdilerde ise lokomotif işlevini Aselsan görüyor. Pahalı mı ucuz mu, bu fiyatı eder mi etmez mi tartışmalarına rağmen en azından bir süre daha öncü konumunu koruyacak gibi görünüyor. Fiyat kazanç ve piyasa değeri defter değeri gibi rasyolara bakıldığında BIST100 fiyatlamalarının oldukça üzerinde. Ancak sürekli büyüyen bir teknoloji şirketi ve savaş şartları nedeniyle savunma sektöründe yer alması ayrıca destekleyici bir etken.

TCMB verilerine göre 17 Nisan ile biten haftada; Yabancı yatırımcılar hisse senetlerinde 579 milyon dolar, tahvil ve bonoda ise 243 milyon dolar olmak üzere toplamda toplamda 822 milyon dolarlık alım yaptılar. Bir önceki hafta 1.1 milyar doları aşkın alım yapmışlardı. Yine 17 Nisan haftasında TCMB brüt rezervleri 3.5 milyar dolar artışla 174.5 milyar dolara, swap hariç net rezervler ise 9.3 milyar dolarlık artışla 39.7 milyar dolara yükseldi. ABD ile İran arasındaki ateşkes sonrası gerek sıcak para girişleri gerekse TCMB rezervleri hızla toparlanıyor. Piyasalar için oldukça olumlu bir referans.


© Para Borsa