Haftalık Borsa Yorumu – (2-6 Mart 2026) |
İran piyasaların gündeminde ilk sıralardaki yerini koruyor.
Cumartesi sabah İsrail’in İran saldırısı başladı. İran da İsrail’i ve bölgedeki ABD üslerini kapsayacak şekilde karşılık verdi. İsrail “4 günlük saldırı planladık” derken ABD de saldırıya katıldı. Karşılıklı saldırılar devam eder, savaş uzarsa piyasalara etkileri daha derin olur. Riskli varlıklardan kaçış, güvenli limanlara ilgi artar. Savaşın süresi ve şiddeti önemli olacak. Yaklaşık bir aydır piyasalar her hafta sonu İran’a saldırı bekledi. Bu hafta piyasaların daha gergin olması beklenebilir. Borsalarda satış, altın ve gümüş fiyatlarında yükselişin devamı olasıdır. Döviz kurlarına yansımaları daha sınırlı kalabilir. TCMB’nin yüksek döviz rezervleri ve TCMB’nin aldığı tedbirler kontrol sağlayabilir. Dış piyasalardaki ilk izlenim panik havasının olmadığı şeklinde. ABD ve İsrail saldırıların devam edeceğini açıklarken ABD Başkanı Trump’ın İran’daki yeni yönetimin diyalog istediği, İran’ın da gerilimi azaltacak çabalardan söz etmesi önemli. Savaşın piyasalara etkilerini azaltmak için SPK, Borsa İstanbul ve TCMB’nin aldığı tedbirlerin bugün piyasalar üzerinde bunun etkilerini görebiliriz. Bu hafta enflasyon ve GSYH verileri olmak üzere savaş dışında da önemli gündem konuları var. Ancak piyasa fiyatlamaları üzerindeki etkileri zayıf olacaktır. İç piyasalar geçen hafta zaten sıkıntılıydı. İran olayının üzerine ABD’li yatırım bankası Morgan Stanley’in raporu geldi. Raporda, “Borsa İstanbul’da yılbaşından bu yana %25 yükseliş yaşandığı, yükselişin makro verilerden uzaklaştığı, Türk hisse senetlerinde aşağı yönlü düzeltme riski bulunduğu” görüşlerine yer verildi. Birçok detay bulunmasına rağmen olumsuz algılanan rapor, jeopolitik risklerin etkisindeki piyasaları biraz daha gerdi. Kâr satışları ivme kazandı. Yabancı yatırım bankalarından gelen görüşler elbette önemli. Dikkate almak gerekir. Ancak geçmiş tecrübelere ve yaşanmışlıklara bakarak söylemek gerekirse, yön konusunda her zaman doğru istikamet verdiği, iyi bir pusula olduğu görüşüne de katılmak çok mümkün değil. Geçmişte isabetli olduğu kadar yanılgılar da mevcut. Borsanın coşkulu zamanlarında piyasa ve hisselerde daha yüksek, abartılı hedefler verildiği durumlar da görülmüştü. Bu açıdan Morgan Stanley’in raporuna biraz temkinli bakmakta yarar var. Piyasa bozucu olağan dışı bir haber akışı olmadığı taktirde orta ve uzun dönemde dezenflasyon ve TCMB faiz indirim süreci devam ettiği sürece borsada yükseliş beklentilerinin korunduğu, bununla birlikte aralarda kâr satışları ve düzeltmeler olabileceği” görüşleri sıkça dillendirilen bir konu. İran olayı potansiyel olarak piyasa bozucu bir haber. Petrol fiyatlarındaki yükseliş enerji maliyetlerini yukarı çekecek ve maliyet enflasyonu açısından dikkate alınacak bir gelişme. Enerji maliyelerindeki artışın dezenflasyon sürecine etkileri olasıdır. Bu açıdan savaşın boyutlarını görüp yeniden değerlendirme yapmak gerekecek. Morgan Stanley raporunun yabancı yatırımcılar nezdinde ne ölçüde kabul gördüğünü veya Türkiye mali piyasalarına karşı tavırlarını etkileyip etkilemediğini önümüzdeki hafta Perşembe günü saat 14.30’da TCMB tarafından açıklanacak verilerde göreceğiz. 20 Şubat ile biten haftaya ait TCMB verilerine göre; Yabancı yatırımcılar 410 milyon dolarlık hisse senedi alırken 991 milyon dolarlık tahvil ve bono satışı yaptılar. Yabancı yatırımcılar 12 haftadır kesintisiz hisse senedi alımı yapıyorlar. Tahvil ve bonoda ise 7 haftalık alım serisinin ardından geçen hafta satış yaptıkları görüldü. İç gündemde BIST100 Endeksini bu seviyelere taşıyan gelişmeler kısa dönem için belli ölçüde fiyatlandı. Bunun üzerinde bir de ABD-İran arasındaki gerginlik eklenince kâr satışları kaçınılmaz oldu. Diğer yandan, devam eden 12/2025 dönem bilançolarında 2 Mart konsolide olmayan, 11 Mart ise konsolide bilançolar için son yayınlanma tarihi. Bilançolar bu aşamada piyasa şartları gereği fiyatlamalar üzerinde çok etkili olmasa da genelde iyi. Savaş piyasanın tamamını etkileyecek bir gelişme elbette. Ancak turizmdeki zayıflama riski ve petrol maliyetleri nedeniyle ilk havayolu şirketleri üzerinden okunuyor. Jeoplitik gelişmelerin etkisindeki Borsa İstanbul’da temkinli görünüm sürebilir.
İç piyasaların dikkati 3 Mart Salı günü açıklanacak şubat ayı enflasyon verilerinde olacak. Beklentiler aylık bazda %2.9-3.0 civarında. Yıllık ise %31 olarak şekilleniyor. Bu oranlar gerçeklik kazanırsa piyasalar olağan seyrine devam edebilir. TCMB Başkanı Fatih Karahan 12 Şubat’ta yaptığı enflasyon raporu sunumunda, şubat enflasyonunun da ocak ayı gibi yüksek gelebileceğini, sonraki aylarda düşüş beklediklerini ve TCMB’nin faiz indirim sürecinin daha kısa adımlarla devam edebileceğini ima etmişti. Piyasalar bu yönde hazırlandı. Ancak %3’ü çok aşan bir enflasyon datası ortaya çıkarsa bu defa olumsuz tepkiler görebiliriz. Tam tersi %2’ye yakın veya biraz zor ama bunun altında bir rakam ortaya çıkarsa tepkiler doğal olarak olumlu olacaktır. Türkiye için bir ölçüde referans olarak görülen ve dün açıklanan İstanbul şubat enflasyonu (İTO) aylık %3.85, yıllık 37.88 oldu.