'İşte Trump’ın muhtemel F-35 “vaadi” ile ilgili 6 senaryo...'

New York Times gazetesi, Washington’da üst düzey dört yetkiliye dayandırdığı haberinde, ABD Başkanı Trump’ın NATO Zirvesi’nde, Türkiye’yi yeniden F-35 programına dahil etme niyetini açıklayacağını duyurdu.

Haber her ne kadar bazı çevreler tarafından “bu iş bitti gibi” şeklinde yansıtılıyor olsa da, içeriği öyle değil. Washington’daki önde gelen düşünde kuruluşlarından Middle East Institute’in Türkiye programı direktörü Gönül Tol’un da işaret ettiği gibi, “New York Times’ın orijinal haberindeki ifade, onu daha sonradan kaynak gösteren sonraki haberlere kıyasla daha temkinli. NYT’ye göre yönetim yetkilileri, Trump’ın “savaş uçaklarını en azından Türkiye’nin eline geçirme niyetini ima etmesini beklediklerini — ancak bunun ne zaman olacağının belirsiz olduğunu” söylüyor. Haberde ayrıca “Trump’ın tam olarak ne söyleyeceğinin net olmadığı” ve yetkililerin onun fikrini değiştirebileceği konusunda uyardığı belirtiliyor.”

Yine de, konu Ankara açısından hayati. Kısa bir süre önce, Erdoğan için sert başağrısı olan Halkbank davasını gündemden kaldırtan Trump’ın, F-35 programı ve CAATSA yaptırımlarıyla ilgili olarak “Savaş Bakanı” Pete Hegseth’e ve Beyaz Saray ekibine, “çalışın ve bana sonuç getirin” talimatı verdiği, ve Ankara’ya bir “hediye paketi” ile geleceğini söylediği de biliniyor.

Peki, F-35’ler konusunda muhtemel senaryolar neler? Bu yolda ne gibi fırsat, ve engeller var?

Şimdi, altı farklı senaryoya bakabiliriz.

Türkiye, Rus yapımı S-400 hava savunma sistemini satın alması ardından 2019 yılında F-35 programından resmen çıkarılmıştı. (Bu satınalma, 2016 darbe girişiminin arkasında “Batı”nın koyu gölgesinin olduğuna inanan Erdoğan’ın sert ve fevri hamlesiydi.) Söz konusu program dışı bırakma işlemi ABD’li yetkililerin S-400’ü F-35’in gizlilik sırlarına yönelik açık bir tehdit olarak değerlendirmesi nedeniyle gerçekleşmişti.

Aralık 2020’ye gelindiğinde ABD, S-400 alımı nedeniyle Türkiye Savunma Sanayii Başkanlığı’na (SSB) CAATSA (ABD’nin “Hasımlara Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası”) kapsamında yaptırımlar uyguladı. Yaptırımlar SSB’ye yönelik ihracat lisansı yasağını ve kurum liderliğine yönelik malvarlığı ile vize kısıtlamalarını içeriyordu.

Ardından, Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA) çok sert bir hukuki sınır çizdi: Yasadaki Madde 1245, Dışişleri ve Savunma Bakanları Türkiye’nin artık S-400’e “sahip olmadığını” ve benzer Rus sistemlerini bir daha almayacağına dair güvenilir güvenceler verdiğini yazılı olarak teyit ve tasdik etmedikçe Türkiye’ye F-35 uçaklarının, parçalarının, teknik verilerinin ve know-how desteğinin transferini kesin olarak yasaklıyordu.

Bu NDAA kısıtlaması genel bir politika önerisi değildi, bağlayıcı bir yasaya dayalıydı: S-400’ün ülkeden çıkarıldığına dair resmi belge olmadığı sürece, ABD Başkanı kişisel olarak istese bile, Beyaz Saray’ın bu jetleri göndermek için hiçbir yasal yetkisi........

© Para Analiz