menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Erol Taşdelen Yazdı: ‘Milyarder Patronun “Kazak” Hikâyesi…’

10 1
06.01.2026

Türkiye’nin en zengin iş insanı olarak anılan Murat Ülker, kamuoyuna yansıyan söylemlerinde servetini değil; annesiyle yaşadığını, 30 yıllık bir kazağı olduğunu, lüksle mesafeli durduğunu anlatmayı tercih ediyor. Milyarlarca dolarlık küresel yatırımların sahibi bir patronun, bu denli sade bir dil kullanması tesadüf mü? Yoksa bu söylem, Türkiye’ye özgü bir “zenginlik yönetimi” stratejisinin parçası mı?

Batı’da milyarderler, servetlerini açıkça sahiplenen, “self-made” vurgusunu öne çıkaran bir anlatı kurar. Türkiye’de ise tablo tersidir.

Burada zenginlik çoğu zaman:

Sessiz yaşanır,

Dolaylı anlatılır,

Kurumun arkasına saklanır,

Kişisel gösterişten özellikle kaçınılır.

Murat Ülker bu profilin en belirgin örneklerinden biridir. Kamuoyunda onun adı çoğu zaman yatırım, satın alma, borç yapılandırma, küresel marka haberleriyle geçer; kişisel servetiyle değil.

Bu ifade, tek başına masum bir hayat detayı gibi görülebilir. Ancak iletişim açısından çok güçlü bir semboldür.

Bu söylem aynı anda üç mesaj verir:

Köklere bağlılık
Aile, gelenek, geçmiş… Türkiye toplumunda yüksek karşılığı olan değerlerdir.

Statü reddi
“Saraylarda yaşamıyorum” alt metni üretir.

Mesafe kapatma
Okur ile milyarder patron arasındaki psikolojik mesafeyi azaltır.

Bankavitrini yorumu:
Bu tür cümleler, bilinçli olmasa bile güçlü bir algı çerçevesi üretir. Anlatı sadeleştikçe, servet görünmezleşir.

Bir iş insanı için “kıyafet” detayı önemsiz........

© Para Analiz