FÖŞ-ANALİZ: Multiplex Dünyanın Mimarisi: Yeni Dünya Düzeni Gerçekte Neye Benzeyecek? |
24 Nisan Cuma akşamı Integral Yatırım himayesinde “Yeni Dünya Düzeni’nde Türkiye ve Piyasalar” başlıklı ücretsiz seminer vereceğim. Her ay verdiğim bu seminerlerde elimden geldiğince güncel ve değişik konuları seçerim. İran Savaşı ki aslında Körfez Krizidir, Yeni Dünya Düzeni’nin mimarisi ve sonuçlarını öğrenmemizi gerektiriyor. Körfez Krizi son değil. Pakistan-Hindistan-Afganistan coğrafyası dengeden uzak, çözüm de kanlı bir savaş olabilir. Tabii ki bu kapsamda en önemli tehdit Çin’in Tayvan’ı ilhak girişimine tepki olarak ABD ve bölge müttefikleri Japonya ve Avustralya’nın savaşa müdahil olmasıdır.
ABD hegemonyasının bitmiş olması birçoğumuzu sevindirebilir, ama en tehlikeli dünya çok kutuplu olanıdır; çünkü tarihsel olarak yeni dengenin kurulması yıkıcı savaşlarla gerçekleşir. Bu kez bu feci akıbeti atlatabiliriz, ama savaş sadece cephede yapılmıyor. Siber savaş, dezenformasyon kampanyaları, kutuplar üzerinde çatışma ve hatta askeri rekabetin uzaya sıçraması asla gözden uzak tutulmaması gereken senaryolardır.
https://lp2.integralyatirim.com.tr/ei11gzauln/
Aşağıda Gemini’yle yaptığım ortak çalışmada seminer konusunda tuttuğum notları, onun sağladığı bilgilerle birleştirdim. Ama seminerde birkaç sürpriz kalsın diye Türkiye ve piyasaları Cuma’ya sakladım.
Şöyle bir göz atın bakalım, Yein Dünya Düzeni hoşunuza gidecek mi?
Yirminci yüzyılın sonundan yirmi birinci yüzyılın ilk yirmi yılına kadar “Dünya Düzeni” terimi, nispeten öngörülebilir bir haritayı ifade ediyordu. Bu, Amerika Birleşik Devletleri’nin askeri ve ekonomik yerçekimi merkezine dayanan, doların küresel rezerv para birimi olarak hüküm sürdüğü ve NATO, IMF, Dünya Bankası ile SWIFT gibi Batı merkezli kurumların kuralları belirlediği tek kutuplu bir sistemdi. Ancak 2026 yılına geldiğimizde, bu eski haritanın artık gerçeği yansıtmadığını görüyoruz. Ortaya çıkan “Yeni Dünya Düzeni”, bazı komplo teorisyenlerinin iddia ettiği gibi tek elden yönetilen totaliter bir dünya devleti değil; aksine gücün yerelleştiği, jeopolitik fay hatlarının derinleştiği ve “dayanıklılığın” (resilience) saf “verimliliğin” yerini aldığı, çok katmanlı bir “Multiplex” dünyadır.
Tek Kutupluluğun Sonu ve Orta Güçlerin Yükselişi
Bu yeni dönemin en belirgin özelliği, sistemin artık tek bir süper güç etrafında dönmemesidir. Batı dışı blokların ve özellikle “Orta Güçlerin” yükselişi, küresel hiyerarşiyi yatay bir düzleme taşımıştır. Hindistan, Brezilya, Endonezya ve Türkiye gibi ülkeler artık Washington veya Pekin arasında bir seçim yapmak zorunda hissetmiyor; bunun yerine kendi ulusal çıkarlarını maksimize eden “çok yönlü bir dış politika” izliyorlar.
Liderlik artık küresel değil, bölgeseldir. Çin, Avrasya ve Afrika’da devasa altyapı projeleriyle kendi ekosistemini kurarken; Hindistan, “Küresel Güney”in ahlaki ve ekonomik sesi olma iddiasını güçlendiriyor. Avrupa Birliği ise “Stratejik Özerklik” kavramı etrafında, ABD’ye bağımlılığını azaltarak kendi askeri ve teknolojik yolunu çizmeye çalışıyor. Bu........