We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Yolun Sonu Sadece Başlangıçtı: Suikast Treni

2 2 1
01.08.2022

Suikast Treni’nde Brad Pitt tarafından canlandırılan kiralık katil Uğur Böceği (Ladybug), ardı ardına kötü giden işlerinden sonra sıradaki işini olaysız bitirmeye kararlıdır. Gelgelelim kader ağlarını örmektedir. Uğur Böceği dünyanın en hızlı trenindeki son işinde, tüm dünyadan ölümcül rakipleri ve onların birbiriyle bağlantılı ama bir yandan da birbiriyle çatışan planlarıyla yüz yüze gelir.

Deadpool 2’nin yönetmeni David Leitch imzasını taşıyan film, günümüz Japonya’sında geçen, nefes kesici ve yüksek tempolu bir yolculuğu ekrana yansıtıyor.

SUİKAST TRENİ HAKKINDA

Suikast Treni’nde sessizce işini yapmaya çalışan suikastçı Uğur Böceği rolünü canlandıran Brad Pitt, “Uğur Böceği bir varoluş krizi içinde” diyor. “Son zamanlarda aldığı bir sürü iş sarpa sarmış durumda ve felaket giden tüm bu işlerdeki ortak noktanın kendisi olduğunu düşünüyor. Kötü şansının hayatının her yönüne damgasını vurduğundan emin. İşleri de bundan etkilenmekte ve artık bu gidişe net bir çözümle dur denmesi gerekiyor.”

Daha önce Deadpool 2 gibi filmlerle tarzını yansıtan yönetmen David Leitch’e göre, diğer filmlere hiç benzemeyen bir filmi yönetme şansı, kaçırılmaz bir fırsat. “Ne kadar orijinal ve cesur olduğuna bayıldım, tam yapmak istediğim türde bir film” diye belirtiyor. “Diyalogları keskin, eğlencesi kesintisiz. Ancak benim için en önemlisi, oyunculara işlerini iyi yapma fırsatı sunan, çok iyi tanımlanmış karakterler. Sonuçta ortaya çıkan, çılgın karakterlerle dolu, eğlenceli bir aksiyon gerilim filmi. Üstelik kader kavramı üzerine düşündüren bir yanı da var.”

Suikast Treni, birbiriyle bağlantılı ama aynı zamanda birbiriyle çelişen amaçları olan 7 karakteri bir araya getiriyor. “Kader bu karakterleri trende bir araya getiriyor ve onların enerjileri, olabilecek en garip şekilde kaynaşıyor” diyor, yönetmen Leitch’in hem iş ortağı hem de hayat arkadaşı olan yapımcı Kelly McCormick. “David için izleyiciye duygusal olarak da dokunacak bir film çekmek önemli. Tüm bu karakterlerle birlikte böyle bir fırsat doğduğunu görünce, kendini tüm benliğiyle filme adadı.”

Yönetmen Leitch, “Tüm bu karakterlerin insani birer yönü var” diyor. “Uğur Böceği, daha iyi bir insan olmak istiyor. Benzer şekilde, Brian Tyree Henry ve Aaron Taylor-Johnson tarafından canlandırılan iki kardeş birbirlerini koruyup kollamaya önem vermekte. Joey King’in karakteri sosyopat biri ama onun da babasıyla olan ilişkisinde herkes kendinden bir şey buluyor. Acımasız katillerle dolu bir yolculuk bu ama bir yandan da onlarla gülüp, onlarla ağlayabiliyorsunuz.”

Tüm bunlar, yönetmen olarak Leitch’in beklentilerine çok uygun. “Bugünlerde orijinal, farklı bir film yapmak çok zor ama biz başardık” diyor yönetmen. Kendi firması 87North kapsamında, hareketli sahnelere yeni bir bakış, macera filmlerine yeni bir tarz getirmeye çalışan Leitch, aslında sektöre dublör olarak girmiş. Zamanla dublör gerektiren sahnelerin yönetmenliği ve koreografisini üstlenmeye başlayan Leitch, Deadpool 2, Atomic Blonde, Fast & Furious Presents: Hobbs & Shaw ve John Wick filmlerine kendi tarzını başarıyla yansıtmış durumda. Yönetmene göre aksiyon filmlerinde daha yapılabilecek çok şey var. “Komedide de aksiyon var, korkuda da, gerilimde de. Tüm hayatım aksiyon filmleriyle geçti, artık bu DNA’ma işlemiş durumda. Aksiyon ekseninden ayrılmadan, cesur ve farklı fikirleri uygulayabilmek düşüncesi beni cezbediyor.”

Leitch-Pitt ikilisinin geçmişi, Pitt’in klasikleşmiş bazı filmlerine dayanıyor. Fight Club, Troy, Mr. & Mrs. Smith gibi birçok önemli filmde Pitt’in dublörü olarak yer alan ve güvenini kazanan Leitch, yönetmenlik koltuğuna oturduğunda Pitt ile çalışmaya devam etmekten çok mutlu. “Hep yakın ve güçlü bir iş birliğimiz vardı. Kader bizi bazen ayırsa da ne mutlu ki sonunda yine bir araya getirdi.”

Suikast Treni, Japonya’nın en tanınmış yazarlarından Kotaro Isaka’nın eserine dayanıyor. Filmin başyapımcılarından Yuma Terada ve Ryosuke Saegusa, günümüz Japon öykücülüğünü Hollywood’a taşımayı amaçlayan CTB firmasının kurucuları. Bullet Train’in stilize bir Japonya arka planında, tüm dünyadan katil karakterleriyle hayata geçirilmesi fikrini ortaya ilk onlar atmış ve Leitch’in çektiği filme tam destek veriyorlar.

Yazar Isaka, “Yıldızlarla dolu bir kadronun öyküye getirdiği enerji ve tutku, büyük heyecan veriyor” diyor. “Beklenmeyen, farklı bir Japonya’yla karşılaşmak çok şaşırtıcı ama bir o kadar da eğlenceli. Ben çok mutlu oldum, eminim ki izleyici de benim gibi hissedecek.”

Romanı filme uyarlayan senarist Zak Olkewicz, kader kavramını ön plana çıkartmanın uyarlamada büyük önem taşıdığını belirtiyor. “Düşündürücü noktalar var. Uğur Böceği, kötü şansla lanetlendiğini düşünüyor ama aslında onun başına gelenler, başkaları için iyi şans doğuruyor.”

Gerçekte Uğur Böceği’nin işinde eşsiz olmasının nedeni, bu kötü şansının ta kendisi. “Her işte bir şeyler beklenmeyen şekilde gidiyor. Uğur Böceği’nin hemen, o anda olaylara müdahale edip çözüm geliştirmesi, aslında onu müthiş başarılı kılıyor. Gerçekten onu trendeki herkesten daha iyi yapan şey, onun terslikler karşısında hemen pozisyon alma başarısı.”

Yedi karakterin her biri için bir öykü yazmak az iş değil. Bu yedi karakterin an be an trende nerede bulunduklarını takip etmekse başka bir sorun. “Öyle bir an geldi ki, yazı tahtam seri katilleri takip eden dedektiflerin duvarlarına dönüştü” diyor Olkewicz. “Herkesin hangi anda, nerede bulunduklarını gösteren sayısız çizgi ve not vardı. Tüm ekibin, karakterlerin yerini sürekli bilmesini sağlamanın başka yolu yoktu.”

Macerayı kurgularken, Leitch’in tasarım ekibi trenin hem içinde hem de dışında alternatif bir gerçeklik yaratmış. Leitch, “En eğlenceli........

© Öteki Sinema


Get it on Google Play