We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Maraş Sendromu!..

5 1 0
12.02.2019

Bu başlık ve yazının konusu bir intihaldir. Yani bana ait değildir. Bir dostumla Türkiye'nin ahvalini konuşurken, o da bana bunu kendi bulduğu tanımla “Maraş Sendromu” yaşıyoruz diyerek izah etti ve tepkilerden çekinmese bunu bir akademik çalışma olarak yayınlamak istediğini söyledi.

Biliyorsunuz bir de “Stockholm Sendromu” var!

Stockholm Sendromu, ilk kez 1973 yılında yaşanan bir olaydan ismini almaktadır. İsveç'in başkenti Stockholm'da yaşanan olayda, banka soyguncusu tarafından 6 gün boyunca rehin tutulan banka görevlisi bir kadın duygusal olarak suçluya bağlanır. Hastalık ilk defa Psikiyatr Bejerot tarafından tanımlanmıştır.

Olay 23 Ağustos 1973 günü Stockholm'de soyguncular bir bankayı soymak için basarlar, bankada 4 banka görevlisini 6 gün boyunca 131 saat rehin tutarlar. Soyguncular, rehinelere iyi davranır aralarında iyi ilişkiler oluşur. Polisin bankaya operasyon düzenleyeceğini fark eden rehineler, soyguncuları uyarırlar. Rehineler olay sonrasında yakalanan soyguncuların aleyhine ifade vermekten kaçındıkları gibi, soyguncuların avukatlık ve savunma giderlerini karşılamak için aralarında para toplarlar. Günün gazeteleri bu olay üzerine “soyguncular bankadan para çalamadılar, ama bazı insanların kalbini çaldılar” diye manşet atar. Rehinelerden Stockholm Sendromu'na yakalanan bir banka görevlisi serbest kaldıktan sonra nişanlısını terk ederek, ilgi duyduğu banka soyguncusunun hapisten çıkmasını bekler ve onunla evlenir.

Bu nedenle günümüzü anlamak için düne bakmak ve aynı zamanda bu toplumun psikolojik hassasiyetlerini iyi bilmek gerekir diye düşünüyorum. Bana ve size göre Türkiye'nin sayılamayacak kadar sorunu var. Ama sadece size ve bana göre! Başkalarına göre yok! Yada sorun sıralamasında bizim sorun dediklerimizin önemi yok. Onun için sorun yaratıcı ortam ortadan kaldırılamıyor. Bunun psikolojik nedenlerinin olması gerekir.

Dönelim 100 yıl öncesine... Türkiye, Birinci Dünya Savaşında kaybeden ülke olarak işgal edilmiş, devlet yıkılmış, bütün yurtta halk, her türlü baskı ve zulmü görmeye başlamış ama Batı'nın tabiri ile milliyetçiler dışında kılını kıpırdatan yok gibi!

Her bir Türk tarafından eğer bugüne kadar okunmamışsa bundan sonra mutlaka okunması gereken Şevket Süreyya Aydemir'in “Suyu Arayan Adam” adlı kitabında halkın perişan hali çok açıklığıyla ortaya konur. Aydemir, bölük........

© Önce Vatan