We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Soçi Zirve’sinin yansımaları

3 3 5
15.02.2019

Suriye’nin geleceğine dair çözüm odaklı işleyen ilerleyen tek süreç Soçi..

4’üncüsü düzenlenen Zirve’de Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani bir araya geldi. Üçlü zirve sonrası liderler ortak basın açıklamasında bulundu. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Suriye’de çözüm umudu hiç bu kadar filizlenmemişti’ sözü dikkat çekiciydi.

Masadaki başlıkları hiç kuşkusuz İdlib, Menbiç, Fırat’ın doğusu, bölgedeki terör unsurları, Suriye’nin toprak bütünlüğü, ABD’nin çekilme kararı, mültecilerin dönüşünün sağlanması ve Türkiye’nin güvenlik kaygıları oluşturuyor. Biz de tüm bu başlıkları, liderlerden gelen açıklamaları, zirvenin yansımalarını Ankara Rusya Araştırmaları Enstitüsü (RUSEN) Başkanı ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Salih Yılmaz ile konuştuk.

Soçi’de Suriye’nin geleceğine dair alınan kararları nasıl yorumlamalıyız?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Suriye’de çözüm umudu hiç bu kadar filizlenmemişti’ sözü uzlaşı olduğunu mu gösteriyor?

Sayın Cumhurbaşkanının bu sözü daha çok Rusya ve İran ile birlikte karşılıklı anlayış içerisinde birbirlerinin hassasiyetlerine dikkat edildiği ve birçok konuda uzlaşı olduğu anlamına geliyor.

Soçi Zirvesi bütünlük itibariyle Suriye’de siyasi çözümün şu an için işleyen tek alternatifidir. Çünkü BM çatısı altında yürütülen Cenevre Sürecinin temelini de Astana ve Soçi görüşmeleri oluşturmaktadır. Bu durum aslında ABD ve bazı AB ülkelerini rahatsız ediyor. Çünkü ABD, Suriye’deki inisiyatifin Rusya, Türkiye, İran üçlüsü üzerinden yürütülmesini istemiyor. Bu zirveye baktığımızda aktör üç ülkenin de farklı konulara vurgu yaptığını görüyoruz. Rusya daha çok İdlib’deki terör saldırılarının bertaraf edilmesi, mültecilerin Suriye’ye geri dönüşü ve Anayasa Komitesinin çalışması üzerinde durdu. İran, Kürtlerin mutlaka Suriye’nin bir parçası olarak kalacağını, İsrail’in hiçbir kural tanımadan Suriye’deki hava saldırıları ve Esed hâkimiyetinin tanınması üzerinde durmuştur. Türkiye ise İblib’de çabalarının devam edeceği, terörle mücadele sona ermeden Suriye’nin toprak bütünlüğü ve mültecilerin geri dönmesine dair konuların başarısız olacağı ile BM çatısı altında oluşturulacak Anayasa Komitesinin dengeli biçimde kurulması üzerinde durmuştur. Türkiye özellikle insani felaketler ile başta esir ve cenazelerin değişimi konusunda diğer iki ülkenin inisiyatif almasını istemiştir.

İdlib’in geleceğine ve çatışmasızlık bölgesine dair alınan kararlar nasıl sonuç verecek?

İdlib, Astana çerçevesinde Türkiye’nin kontrolüne bırakılmış bir çatışmasızlık bölgesidir. Türkiye-Rusya arasında Eylül ayında bölgenin bütünüyle güvenli hale getirilerek terör gruplarının etkisiz kılınmasına dair bir mutabakat vardı. Fakat Suriye’de gelişen şartlar bu mutabakatın bütünüyle uygulanmasını zorlaştırdı. Bu durumun sebepleri arasında Esed rejiminin ateşkese uymayıp İdlib’deki grupları provoke ederek çatışmaya çekmek istemesinin de etkisi var. İşte Türkiye de Rusya’nın itiraz ve taleplerine karşı özellikle bölgenin istikrarsızlığında Esed güçlerinin etkisini kanıtlarla ortaya koydu diyebiliriz. Ayrıca Türkiye daha önce Rusya ile anlaşmaya bağlı olarak Halep, Dera, Humus gibi bölgelerde savaşan muhaliflerin İdlib’e aktarıldığını, bu nedenle tüm sorumluluğun Türkiye üzerine yıkılarak sorunlu bölgelerde hemen çözüm beklenmesinin doğru olmayacağını vurguladı. Türkiye, İdlib’de bir........

© Önce Vatan