Türkiye'de Öğretmenlik Krizi
TDK'ye göre kriz; bir ülke, kuruluş veya bireyin yaşamında görülen güç dönem, bunalım veya buhran (ekonomik/siyasi) olarak tanımlanır. Fransızca kökenli bu kelime, mecazen tehlikeli an, hastalıkların dönüm noktası, bir şeyin aşırı kıtlığı veya ani istek anlamlarına da gelmektedir. Kriz, bir sistemin dengesini bozan ani ve ciddi bir durumu ifade eder.
OECD (Teaching and Learning International Survey) Uluslararası Öğretme ve Öğrenme Anketi-2024’e göre, en önemli öğretmenlik sorunlarından biri yeterli donanıma sahip öğretmen eksikliğidir. TALIS için görüşülen ortaokul idarecilerinin #,0’ü yeterli donanıma sahip öğretmen sıkıntısından dolayı okullarında nitelikli eğitim kapasitesinin sınırlandığını söylüyor. Türkiye’de durum OECD ortalamasına yakındır: Bu eksiklik ilkokulda !,34, ortaokulda ",7 ve ),1 olarak beyan edildi.
Türkiye’de öğretmenlik mesleği krizdedir! Fakat, OECD ülkelerindeki krizin nedenleriyle değil, başka nedenlerle, Türkiye’ye özgü nedenlerle krizdedir!
Türkiye’de öğretmenlik krizinin nicelikten ziyade nitelik, çalışma koşulları, atama süreçleri ve işgücü planlamasında yoğunlaştığı ve genellikle öğretmen istihdamı ile ilgili uygulamalara ilişkindir.
Bu anlamda, Türkiye’de öğretmenlik krizinin alt başlıklarını oluşturan konulara detaylı bakabiliriz.
Türkiye’de 2023-2026 yılları arasında öğretmenlerle ilgili olarak ataması yapılmayan öğretmenler, Öğretmenlik Mesleği Kanunu ve kariyer basamakları, yetersiz atamalar, adaletsiz mülakatlar, Millî Eğitim Akademileri’nin öğretmenlerin ve eğitim fakültelerinin itirazlarına rağmen açılması, proje okullarda resen atamalar, ilçe grupları düzenlemesi, özel okul öğretmenleri, norm kadro açıkları ve ücretli öğretmen istihdamı baslıkları kamuoyunda sıkça tartışıldı.
Türkiye’de öğretmenlik krizinin nasıl oluştuğunu adım adım irdeleyelim;
-İlk olarak, ataması yapılmayan öğretmenlerden söze başlayabiliriz. Türkiye’de, YÖK ve MEB arasında yeterli koordinasyon yapılmaması nedeniyle sadece Yusuf Tekin döneminde değil, uzun yıllardır ataması yapılmayan öğretmen sorunu vardır. Sayıları yüz binlerle ifade edilen bu kesim, büyük umutlarla eğitim fakültelerine giden gençlerin, hayal kırıklığı ile özel sektördeki okul-dershane sektörünün acımasız çarklarına terk edilmesiyle süren uzun ve meşakkatli bir süreçtir. Ataması yapılmayan öğretmenlerin, son yıllarda yetersiz atama sayılarıyla birlikte hayal kırıklıkları daha da artmış, Milli Eğitim Akademisi yapılanması ise sürece tuz biber ekmiştir.
-İkinci olarak, Öğretmenlik Mesleği Kanunuyla, öğretmenlik mesleği, aynı işi yapan öğretmenlerin, sadece mesleki kıdem nedeniyle farklı maaşlar almasına neden olan bir ayrıştırma........
