Teslimiyeti akıl diye pazarlayanlar: Mandacılığın güncel dili |
Ekranda dinlediklerime, köşe yazılarında okuduklarıma; güce haklılık atfedenlere inanamıyorum.
Güçlü bir ülkenin, güçsüz bir ülkeyi bombalayıp devlet başkanını kaçırması nasıl normalleştirilir?
Bu yasa dışı güç gösterisi hukuksuz görülmeyip, nasıl olur da sıradan, kabul edilebilir, hatta meşruymuş gibi sunulur?
“Darbe” demiyorlar, “haydutluk” demiyorlar; yerine “demokrasiye destek”, “özgürlük çağrısı”, “meşru halk talebi” diyorlar…
Bu yasa dışılık, sis perdesi arkasına gizlenmekle kalmıyor, suç gösteriye dönüştürülüyor.
Venezuela ilk değil; Irak ile başlayan Afganistan, Libya ile süren zor’a dayalı güç, politik şiddet olmaktan çıkarılıp, medyatik şov gibi sunuluyor.
Kaç yıldır yaşıyoruz emperyalist saldırıları; burada diplomasi görünmez kılınıyor, barışçıl yollar “naif” ilan ediliyor. Şiddet tek zorunlu yol diye gösteriliyor…
Bu “siyaset tiyatrosudur” ve hedef “seyirciye” olan-biteni sorgulatmamaktır. Failin asıl amacını görünmez yapmak, somut gerçeği bulanıklaştırmaktır. Bu “küresel oyunda” hukuk nerede sorulmaz/sordurulmaz. “Kim kazanıyor” salt ona bakılır/baktırılır…
Hukuk yok sayılıp güç alkışlandığında, yasa dışı zorbalık “normal” diye sunulur. Teslimiyeti “akıl”, direniş “inat” diye anlatılır!
Ki bu insanlığın çürüme boyutunu gösterir. Fail ile mağdur yer değiştirir.
BU “DİL” BİZE YABANCI DEĞİL
Ekranda duyduklarım, köşe yazılarında okuduklarım sadece cehalet sonucu olarak değerlendirilebilir mi?
Venezuela halkının yaşadıkları zorluklar için neler anlatıyorlar. Ama on yıldır süren,........