We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Külliye'nin çanak yalayıcıları

171 26 3
16.09.2021

Külliye tarihçileri buyurdu:

İstiklal Savaşı demeyelim…

Milli Mücadele diyelim…

Habertürk yazarı yazdı; Sabah gazetesi yazarı teklifi alkışladı.

İlk bakışta fark görünmüyor; ha “İstiklal Savaşı”, ha “Milli Mücadele” gibi anlaşılabilir bu teklif. Oysa kurnazlık içeriyor bu teklif! Öyle ya ne gerek var böyle bir gündem yaratmaya?

Ah Yalçın Küçük Hocamı çok özlüyorum; ne derdi bu algı oluşturma yazıcılığına?

“Maaş bordrosu” tarihçiliği mi?

“İlk mektep müfredat” tarihçiliği mi?

-“Siyasete malzeme taşıma” tarihçiliği mi?

“Atatürksüz” tarih yazıcılığı mı?

Bakın:

Teklifin amacı, verilen mücadeleyi salt “silaha- savaşa” indirgemektir.

Teklifin hedefi, verilen mücadeleyi salt “düşmanı denize dökmeye” indirgemektir.

Milli Mücadele, 30 Ağustos 1922'de biter.

Oysa: “İstiklal”, bağımsızlık demektir. İstiklal Savaşı'nın hedefi istiklal-i tam'dır. Tam bağımsızlığı hedefleyen Atatürk öğretisidir bu.

Ve bu Kemalist anlayış 1922'de bitmez. Çünkü:

Atatürk, emperyalizmi salt silahla yenemeyeceğini bilen düşün insanıydı, devlet adamıydı. Bu sebeple:

İşgalcilerin sadece topuyla tüfeğiyle yurttan kovulması değildir İstiklal Savaşı. Ekonomik bağımsızlık olmadan tam bağımsızlığın sağlanamayacağını kavramaktır.

Örneğin, Osmanlı'yı yıkan imtiyazat-ı atika/ kapitülasyonları yenmeyi de kapsar İstiklal Savaşı…

Emperyalizmin bu sömürgeci iktisadi amacını bilmeyen, ne ideoloji bilir, ne siyaset yapılabilir. Bu sebeple:

Lozan'da verilen mücadeleyi İstiklal Savaşı saymıyor bu ve benzeri yazıcılar! Adli,........

© OdaTV


Get it on Google Play