menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fon krizinde gözden kaçan siyasi dönüşüm: Akıl hocası değişti

213 0
30.09.2026

Türkiye’ye 1980'lerde neoliberalizmin gelişiyle para kazanma, başarının ana göstergelerinden biri haline geldi.

Bilgi denildiğinde akla aydınlar gelirdi. Yeni süreçte artık yeni otorite vardı: Çok para kazanan iş insanları…

İshak Alaton’dan Cem Boyner’e, İbrahim Betil’den Can Paker’e iş insanları; sadece ekonomi değil, toplumsal ve siyasi meselelerde sıklıkla görüşlerine başvurulan isimler oldu...

Benzeri iş insanları medyanın yıldızları haline geldi… Ne kadar para kazandığı öğreniliyor ve hemen ardından ne kadar bildiğine övgüler diziliyordu!

Bugün de bu anlayış sürüyor:

Fon kuruluşlarının patronları-yöneticileri medyanın bilirkişisi oldu! Üniversitelerde konferans verdiler. Sözleriyle siyasetçileri-bürokratları “ağızlarına” baktırdılar…

Kişinin para kazanması, söylediklerinin doğru olduğu anlamına gelir mi?

Fransız sosyolog Pierre Bourdieu'nün simgesel sermaye kavramı var: Ekonomik güç toplumsal itibara dönüştürülüyor.

İş insanı kazandığı parayla önemli çevrelere giriyor. İlişkileri genişledikçe itibarı artıyor. Saygınlığı arttıkça söyledikleri daha fazla kabul görüyor… Bir süre sonra ne söylediğinden çok, ne kazandığı önem kazanıyor...

Fon şirketlerinin sadece sahipleri-yöneticileri değil, raporları, yatırım modelleri, kazanç vaatleri de hep güvenilir bulunmaya başlanıyor. Gelelim asıl soruya:

Kamu denetçileri fon şirketinin büyüklüğüne ve prestijine güvenmeye başlarsa ne olur?

DENETÇİ KİMİN TARAFINDA

Amerikalı hukukçu James Kwak, “Kültürel Kuşatma ve Finans Krizi” çalışmasında, finans sektörünün denetleyiciler üzerindeki etkisini araştırdı.

Prof. Kwak'a göre bunun için mutlaka rüşvet gerekmiyordu. Bankacılarla aynı çevrelerde bulunmak, aynı uzmanları dinlemek,........

© OdaTV