Erdoğan'ın sözleri bana birini hatırlattı: Mustafa Şeref Özkan
Yazıma Erdoğan ile başlayacağım ama konu CHP’yi ilgilendiriyor.
Erdoğan’ın geçen hafta konuşmasında bir nokta öne çıktı:
Türkiye’nin uluslararası finans merkezi olma hedefini açıkladı. Küresel finans sermayesini İstanbul’a çekme planını anlattı…
Medya bu haberi “Türkiye, Dubai gibi olacak” diye verdi.
Aklıma Mustafa Şeref Özkan geldi. Niye mi?
Burdur-Gençali köyünde 1884’te doğdu. İlk öğrenimini Burdur’da tamamlayarak, İzmir lisesi ve ardından 1909’da İstanbul hukuktan birincilikle diploma aldı.
İttihat ve Terakki hükümetinin yurt dışına gönderdiği ilk öğrencilerden oldu.
Paris hukuk fakültesindeki eğitimini başarıyla tamamlayarak 1912’de yurda döndü. İstanbul hukukta öğretim üyesi oldu. Ardından Konya hukuk mektebine müdür olarak atandı...
1914’te Konya milletvekili seçilerek meclise girdi.
İktisadi bağımsızlık için çok önemli yere sahip milli sermayeli Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası’nın kurulmasına büyük katkı sağladı.
1917’de kurulan Talat Paşa kabinesinde Ticaret ve Ziraat Nazırlığına getirildi. Bu dönemde tarımsal üretimi artırabilmek için radikal önlemler almaktan çekinmedi.
Devletçi ekonomi politikalarının benimsenmesi için yaptıkları, ittihatçılar içindeki yabancılarla iş birliği yapan liberal muhalefetle karşılaştı. İstifa etmek zorunda kaldı.
Benzeri Cumhuriyet döneminde de başına geldi:
BUGÜNÜ ANLATAN SÖZLERİ
Mustafa Şeref Özkan, Anadolu’daki kurtuluş mücadelesi saflarında bulundu.
Hukukçu kimliğiyle Suriye ile yapılan gümrük anlaşması komisyonunda bulundu. Lozan heyetinde yer aldı.
1923’te CHP Burdur milletvekili seçildi. Üç dönem mecliste bulundu. 1929 dünya ekonomik bunalımının Türkiye’deki etkileri onun devletçilik sözlerini akla getirdi:
-1929 dünya krizinin kökeninde yatan finans kapitaldir…
-Ekonomide serbestlik giysisine bürünen bir akım, halkın gereksinimlerini karşılayamaz...
-Devletçilik, liberalizmin ferdi çıkarları yerine, umumi müşterek menfaatin onurlu, masum yoluna yöneltmektir. Bu kutsal yolun sınırlarını halkın gereksinimleri belirlemelidir. Plancı-halkçı devletçilik şarttır…
-Bir ülke üretim ve teknoloji gücüne sahip değilse, yeterli ekonomik gücü yoksa ve buna rağmen tamamen uluslararası piyasanın kurallarına bırakılırsa, bu durum o ülke için yıkımdır…
-Dengesizliğin ana kaynağı dış açık en büyük tehlikedir; ülke açığı kapatmak için varını yoğunu satmak zorunda kalır…
Bu sözlerin sahibi Mustafa Şeref Özkan, 1930’da ekonomi bakanı yapıldı…
Yerli-yabancı özel sermayeye ödün vermeyen tavrı -Osmanlı döneminde olduğu gibi- hemen tepkiyle karşılandı. Israrcıydı; devlet tüm olanaklarını bu çevreye aktaramazdı. Mesela, ithal değil yerli hammaddeler kullanılmasını istedi. Dış ticareti dengede tutmak şarttı, üretime ağırlık verdi…
Hedefi, ülkenin can damarı olan sermaye birikimi yaratmak, korumak ve büyütmekti…
Salt özel sermayeye kaynak aktarmak olarak saptanan bir “devletçi” model büyüyemez, gelişemezdi. Bu sebeple ilk adımlarından biri, Türkiye Sanayi Kredi Bankası kurmak oldu. Vs.
Yıl, 1932. İki yıllık Ekonomi Bakanı Mustafa Şeref Bey görevinden istifa etti...
Yerine İş Bankası genel müdürü Celal Bayar getirildi.
İstifasına yol açan olay; bankanın kağıt fabrika kurmasına “devlet kurar” diye karşı çıkan Sanayi Genel Müdürü Ahmet Şerif Önay’ın “kellesini” isteyen Atatürk’e karşı çıkmasıydı.
Özkan’a göre ekonominin geleceği, sanayi için seçilecek iki modele bağlıydı:
Birincisi, “fabrika kurmak-işletmek başka, sanayi kredileme başka” işlerdi...
İkincisi, kurulacak sanayinin önemli bölümü devletin yönetiminde olmalıydı...
Keza: Onun düşünceleri hukuk devleti çerçevesinde şekilleniyordu...
Sonuçta Celal Bayar ve liberal ekibi kazandı.
Bakanlıktaki kadrolar değiştirildi. Devletçilik anlayışı tersine çevrildi. Mesela, Türkiye Sanayi Kredi Bankası doğmadan öldürüldü...
1929 küresel krizinden kurtulan Türkiye, eski ekonomi-politiğine geri döndü. “Devletçilik” adım adım işlerliğini kaybetti. Devletçi Kadro dergisi bile kapatıldı. Vs.
Mustafa Şeref Özkan, 10 Eylül 1938’de yalnızlık içinde hayata gözlerini yumdu. 53 yaşındaydı...
Bugün… Başına bin dert açılan CHP ve Özgür Özel’e tek muhalif söz söylemek hakkaniyetli olmaz. Ancak, bir ezberi tekrarlayarak da kurtuluş yolu açılmaz…
“Çin, dünya devi nasıl oldu” sorusu gibi yanıtlar için Mustafa Şeref Özkan’ı iyi tanımak elzem:
-Ecnebi mütehassıslar getirelim, onlara program yaptıralım, ecnebilerden para gelsin diyorlar. Sermaye getirecek ecnebi kendi programını kendi çıkarına yapar.
