Erdoğan döngüsünü kim kıracak: Konuşma rejimi |
Bu hafta da TBMM’de grup toplantıları oldu. Şahsen, gazeteci olmama rağmen genel başkanların ne söyleyecekleri ilgimi çekmiyor!
Bu bireysel ilgisizlik değil; haber merkezindeki editörlerin bile uzun konuşmalara dönüp bakmadığı noktaya geldik!
Bu, “siyasi yorgunluk” meselesi değil... Daha derinde yatan gerçek şu; siyaset çok konuşuldukça etkisini kaybediyor.
Söylem çoğaldıkça anlam seyrekleşiyor.
Siyaset, karar alma alanı olmaktan çıkıp sürekli konuşma rejimine dönüştü.
Haftadan haftaya benzer tonlar, benzer vurgular, benzer hedefler bağırarak tekrarlanıp duruyor…
Siyaset biliminin “sürekli kampanya” dediği bu: Liderler salt seçim dönemlerinde değil, her hafta seçmeni yeniden ikna etmeye çalışıyor!
Fakat bu süreklilik, zamanla insanlarda doygunluk yarattı, bilindik ritüelin tekrarı daima seyredilmek-dinlenmek istenmiyor.
Bu yüzden, grup toplantıları etkisi giderek azalan sahne. Alkış var, slogan var, yayın var ama dikkat yok. İlgi yok, heyecan yok, parti görevi var!
Peki, bu noktaya nasıl gelindi?
SİYASİ GÖSTERİ SAHNESİ
Türkiye’de grup toplantılarının başlangıçtaki işlevi ile geçirdiği dönüşüm arasındaki ilişkiyi analiz etmek gerek:
Cumhuriyet ilk döneminde TBMM’deki parti toplantıları, kamuya dönük iletişim-propaganda aracı değil, yasa çalışmalarının parti içinde değerlendirildiği, ortak tutumun belirlendiği koordinasyon aracı işlevini gördü.
Siyaset henüz görünürlük üretmek zorunda değildi...
Çok partili hayata 1946’da geçilmesiyle denge değişti. Parti rekabeti, siyaseti doğrudan kamuoyuna yönelmeye zorladı. Demokrat........