Bizans surlarından Amerikan koruma şemsiyesine: İstanbul önünde kırılan tarih |
Robert G. Hoyland’ın “In God’s Path” (Allah Yolunda) kitabında erken İslam fetihleri yalnızca dini yayılma değil, aynı zamanda yeni siyasi düzenin kuruluşu olarak anlatılır. 630’lardan itibaren Arap orduları büyük hızla ilerledi: 634’te Şam, 636’da Kudüs ve Kadisiye, 640’ta Mısır, 642’de Nihavend zaferiyle Sasani İmparatorluğu’nun merkezi çöktü. Böylece Bizans ve Sasani dünyasının büyük bölümü İslam yönetimine geçti.
Ancak bütün bu başarıların ardından hâlâ ulaşılamayan büyük hedef Konstantinopolis (İstanbul) idi.
Hz. Osman döneminde, özellikle 654’te başlayan büyük deniz seferleriyle Bizans başkentine ulaşma hedefi öne çıktı. Bu salt dış fetih değil, içeride büyüyen siyasi gerilimleri dengeleme girişimiydi.
Konstantinopolis’in alınması halinde hem yeni ganimet kaynakları açılacak, hem Medine’deki halifeliğin prestiji güçlenecekti. Amaç gerçekleşmedi...
Ve Hz. Osman 656’da öldürüldü. Ardından Hz. Ali ile Muaviye karşı karşıya geldi. 656’daki Cemel ve 657’deki Sıffin savaşları sadece askeri çatışmalar değildi: İslam toplumunda iktidarın nasıl tanımlanacağına dair tarihsel kırılmaydı.
Asıl değişim ise burada ortaya çıktı: Hz. Ali’nin ölümünden sonra Medine merkezli seçim temelli halifelik düzeni çözüldü. Muaviye iktidarı ele geçirdi ve halifeliği, babadan oğula geçen hanedanlığa dönüştürüp, merkezi Şam’a taşıdı…
İSTANBUL, EMEVİLERİ DE YIKTI
Muaviye’nin 661 yılında iktidarı ele geçirmesiyle Emevi hanedanlığı başladı...
Şam merkezli yeni hanedan için en büyük hedef yine Konstantinopolis/İstanbul idi.
Şehrin alınması yalnızca........