'Mutlaka kazanmalıyım' siyasetinin kaybedeni: Ahlâkın yenilgisi |
Slovenyalı düşünür Renata Salecl, “Kabalık Çağı” kitabında çağımızın en görünür ama en az sorgulanan dönüşümlerinden birine dikkat çekti:
Kabalık, bireylerin görgü kurallarını unutmasıyla açıklanabilecek basit davranış bozukluğu değil. Asıl mesele, insan ilişkilerini kökten değiştiren ekonomik ve toplumsal düzenin ürettiği zihniyet...
Neoliberal rekabet, bireyi yalnızca daha başarılı olmaya değil, rakibini alt etmeye zorladı…
Böyle bir ortamda empati zayıflarken kibir, hoyratlık ve küçümseme giderek meşrulaştı…
İnsanlar birbirlerini dinlemek yerine birbirleriyle sürekli bir üstünlük yarışına girmeye, kendilerini ispatlamaya yöneldi...
Prof. Salecl, sadece günlük hayattaki nezaketin aşınmasını değil, iş yaşamından siyasete kadar uzanan daha büyük kültürel değişimi yazdı...
Maalesef bugün, kabalık kusur değil öz güven; sertlik ise liderlik olarak sunuluyor! Oysa değişen yalnızca davranış biçimleri değil, başarı anlayışının ta kendisi.
Dürüstlüğün yerini kurnazlık, dayanışmanın yerini fırsatçılık emeğin yerini ise her yolu mübah gören istismar aldı.
Kabalığın meşrulaştığı yerde çakallık karakter kusuru olmaktan çıktı, kariyer reçetesi gibi pazarlandı.
İşte, Daniş Navarro’nun geçen ay çıkan “İş Dünyasında Etik ve Çakallaşma” kitabı tam da tam da neoliberal çağın yükselttiği karakter modelini anlatıyor.
ÇAKALLIĞI ÖDÜLLENDİREN SİSTEM
Renata Salecl, neoliberal çağın kabalaşan zihniyetini ele aldı.
Küresel şirketlerde otuz yılı aşkın süre CEO olarak görev yapan, aynı zamanda........