Masumiyet müzesi ya da apartmanlar: Oyunculuk sınıfta kaldı

Romanın kendisi ve bir de bize anlatılan. Ben, bize anlatılan tarafındaydım. Karşımda bir dizi vardı. Benim de yabancısı olmadığım bir zamanın Teşvikiye ve Nişantası semtlerinin kokusunda hikayesi geçen. Fırın Sokak'ta Hakkı Bey apartmanında doğdum. Böyle isimli apartmanların semti. Soğuk taş binaların semtleri.

Ağır demir kapıyı açıp içeri girdikten sonra, Füsun’un taş merdivenleri birer birer çıktığı ve duvarda sesi yankılanan topuk sesleri hatıralarımı geri getirdi. Rahmetli gazeteci Ali Başarel’in kardeşi. Aliye hanım. O zamanlar Puro – Fay vardı. Orada kimyager. Ona giderdik. Evinin loş merdivenlerini öyle çıkardık. Ya da annemle, bizim sokaktan kıvrılıp, yukarı doğru ana caddeye çıktığımızda, Ralli Apartmanı olduğunu daha sonra öğrendiğim bina. Yanlış hatırlamıyorsam, Hale Kuntay’ın eviydi. Önemli tiyatro oyunlarının çevirileri yaptığını daha sonra öğrendim. Aklımda kalmış, üç ya da en fazla dört yaşlarımdan bir hatıra.

Sonra Osmanbey’de Nehir Mağazası’nın karşısındaki apartmanın giriş katındaki Göz Doktoru. İlk ona gitmiştim. Şark Apartmanı. Sonraları öğrendim adını. Ne çok gitmiştik. Hemen üstünde de annemin en yakın arkadaşı otururdu. Yine taş merdivenler. Asansöre binmezdik. Demir kapısı olan asansörler. Gıcırtı sesi ürkütürdü. Siyah renkli olurdu. Asansör zemin kata geldiğinde tok bir ses duyulurdu. Sanki zemine çakılacakmış gibi. Uzun bir koridor vardı dairenin kapısından girince. Gri ton hakimdi. Büyük bir salon hep sessizdi. Yüksek tavan ve odalar. Arka pencereden bakınca, gizli bahçeleri olan evleri görürdüm. Güvercinler hep uçuşurdu ,pencere önlerinde kısa molalar vererek. Kemal’in (Selahattin Paşalı) Füsun (Eylül Kandemir) ile o artık aşk mı, yoksa tutku mu, ortası olmayan, adı olmayan, nereye gideceği hiç bilinmeyen buluşmaların, Merhamet Apartamanı beni geçmişime götürdü.

Peki o merdivenleri çıktığı ve Kemal’in dört gözle beklediği, bize izlettiği her bir karedeki duygu nasıldı? Bu iki karaktere yüklenen onca cümlenin ağırlığını kaldırabiliyorlar mıydı?

'Oynamaya çalışıyorlar ötesine geçemiyorlar'Selahattin Paşalı'yı bizim ev ahalisi Ömer'de izledi. Bu dizide de benzer bir çerçeve içindeydi. Soğuk, mesafeli, duyguları kendi içinde yoğun ama dışarıya aksettirmeyen. Bakışları ile oynayan. Peki Füsun ile o apartman dairesinin içine girdiğinde karşılıklı ilişkiler yumağı nasıldı? Ev ahalisinin düşüncesi, "o sözü edilen duyguları bizlere aksettiremediler" oldu. Hani bahsi geçen dengesizlikler, çıkışı olmayan adı konulamayan… Yatakta, dokunuşlarda, öpüşmelerde, beklentilerde, kaygılarda, bakışlarda, hırçınlıklarda var mıydı Kemal ile Füsun? Ev ahalisi oynamaya çalışıyorlar ötesine geçemiyorlar kanaatindeydi.

Etkili Oyunculuklar Ev ahalisi Tilbe Saran (Vecihe) oyunculuğunu etkili buldu mesela. Nişantaşı burjuvazisinin kadını hallerinde ,başarılı bir portre çizdi. Giyimde kuşamda konuşmada batılı, ilişkilerde “muhafazakar” iki sosu bir arada götüren portrede bunu inandırıcı bir dil ile bizlere yansıttı. Keza baba Mümtaz (Bülent Emin Yarar) bizlere o unutamadığı gizli aşkını oğluna anlattığı sahnede bir kalıcı hafıza çizmeyi başarıyordu.

Orta Doğulu Olmak ya da Yönetmen Yönetmen koltuğunda Zeynep Günay Tan, “titiz bir çalışma” diye dile getirilen klasik sözün karşılığını verdi. Sahne ayrıntılarındaki keyfi, izleyiciye aktaran bir anlatım. Romanın yazarının kendisi ile ilgili “Orta Doğulu erkeklerdeki saplantılar ben de de var“ diyerek seçimi kadın yönetmende yaptığı iması… Ev ahalisi "yönetmen şimdi ne yapsın sevinsin mi üzülsün mü?” dedi.

Ve Çevre DüzeniEpisode Dergi’nin Şubat 2026 sayısındaki........

© OdaTV