Çok konuşulan yarışmada reytingler ne oldu... Kıskanmak bıçak sırtında... Yalı Çapkını İspanya’da |
Bazı yapımcılara inat tekrar ediyorum; Yüzde 5’lerde diziler karın doyurmaz. Mart başında yazdım; “Veliaht, Kıskanmak bıçak sırtında dolaşıyor. Yüzde 5’leri tırmalıyorlar” diye. Veliaht final yaptı. 26 bölüm bu dizi için gayet iyi. Konusu ilginç gelmişti. Otogarı yöneten ailenin başına kim geçecek hikayesi, değişik geldi. Kimin aklına geldiyse, ev ahalisi “helal olsun” demişti. Hayatımızın içinde olan seyahatin perde arkasında neler oluyor diye düşünmek hoş bir farklılıktı. Ama dizi giderek, bu özelliğini unuttu ve bildik yerli dizi kumpas hikayelerinin girdabına kapıldı. Özelliğini yitirdi. Bir de üstüne maliyetler bindi ve elde ettiği reyting, bunu kaldıramaz hale geldi. Bu mart ayı başında belli olmuştu aslında. Yeni başlayan ve bitenler kervanına Veliaht da katıldı. Bu arada unutmayalım benim tabirim ile “Doktor Jivago” filmi uzunluğunda dizi sisteminde yine de iyi dayandılar.
Sırada Kim Var Kıskanmak, yeni sezonda olur mu? Şüpheli. Sordum “Hiç belli değil” cevabını aldım.
THE TRAITORS BEKLENENİ VERDİ MİKanal D’de yayınlanan The Traitors Türkiye, ilk bölümüyle ekrana geldi. Sunuculuğunu Giray Altınok’un yaptığı yarışmada 20 ünlü isim Belçika’daki bir şatoda bir araya geldi ve yarışmanın başında “hainler” ile “masumlar” belirlendi.
Format gereği, belirlenen isimler arasından iki yarışmacı yarışma başlamadan elendi. İlk gecede hain olarak seçilen Selim Yuhay, Emir Elidemir ve Özgür Balakar, kimliklerini gizleyerek oyunu yönlendirmeye çalıştı. Hainlerin yaptığı oylama sonucunda Yiğit Poyraz, yarışmadan elenen ilk isim oldu. Aynı bölümde masumların oylamasıyla YouTuber Mert Öztürk de “kaleden sürgün edilen” ikinci yarışmacı olarak programa veda etti. Peki eleştiriler nasıl? Genel olarak konsept iyi ama, yarışmacılar yetersiz. Ünlüler yerine halktan ilginç tipler olmalıydı diyenler çoğunlukta. “Yurtdışındaki benzerlerinde kriminoloji uzmanı, bestseller cinayet kitapları yazarları falan oynuyor. Bizde çakma sarışınlar” diyorlar mesela. “Bu yarışma gözlem yapabilen, zeki, mantık yürütebilen, strateji üretebilen oyuncularla keyifli olur. Yarışmacıların neredeyse hiç birinde, bu özellikler yok” deniliyor. Peki reytingler nasıl? Hayli gerilerde kalmış diyeyim.
GAZETELERİ UNUTAN DİZİLER Nerden aklıma geldi? Ev ahalisi son zamanlarda Yeşilçam filmlerine bir merak saldı. Öyle olunca bazı ayrıntılar da dikkatimizi çekmeye başladı. Filmler, zamanın gündelik alışkanlıklarını, sosyal ilişkiler vs üzerine hoş ayrıntılar veriyor. Onlardan biri, gazete. Sabah kahvaltısında gazete okumak ya da, kahve keyfi sırasında gazeteyi gözden geçirmek sahneleri filmlerin, vazgeçilmeziydi. 90’lı yılların ikinci yarısındaki özel televizyonlarda başlayan dizi furyasının da ayrıntılarından biri oldu, gazete okumak. Gazete günlük hayatın bir parçasıydı. Gazete okunuyordu.
2000’lere Kadar UzanıyorDizilerde 2000’lerin başında gazete hala o gücünü koruyor. Türk dizilerinde 2000 – 2005 arasında gazete ayrıntılardan biri. Sabah kahvaltısında, haberleri gazeteden öğrenme, çalışma masasında gazetenin bulunması vs. Çünkü o dönemlerde gazete nispeten okunuyor. 2000’lerin başında toplam gazete tirajı 4 – 5 milyon bandında. Tabii yine düşük. Ama bir fikir verecek oranda diyelim. Sonra ne oldu?
İnternet Yeni Keşfimiz2005–2010: Televizyon haberleri ve internet devreye giriyor. Gazetenin dizilerdeki görüntüsü giderek azalıyor. ".
Hangi Dizilerde Dikkat ÇektiYukarıda da yazdım. Dizilerin vazgeçilmez unsuruydu gazete. Bazı diziler ile unutulmaz bir özdeşlik yaşamıştı.
Kurtlar Vadisi’nde gazeteler, güç ilişkileri ve kamuoyu manipülasyonunu göstermek için öne çıktı. Ezel’de geçmişi ve karakterlerin hikâyesini aktaran bir araçtı. Arka Sokaklar’da suç haberleri olayın başlangıç noktası oldu. Aşk-ı Memnu’da ise gazete, skandal ve toplumsal baskıyı yansıttı.
"Valla Gazeteye Bakmaya Korkuyorum”Ihlamurlar Altında dizisinde mesela tekrar bölümlerini izlerken tesadüf denk geldim. Not almışım. Handan’a (Billur Kalkavan) sabah gazetelerini hizmetli getiriyor. “Valla gazeteye bakmaya korkuyorum. Bizim ile ilgili haber var diye”. Nitekim korktuğu başına geliyor. “Tekstil kraliçesine pişti” magazin haberi var. Handan Hanım oluyor bu kişi. Haber, Handan Hanım'ın kıyafetinden bir başkasında da bulunması… Yine aynı dizide bakıyoruz Yılmaz (Bülent İnal) Elif'in (Özge Borak) fotoğrafını gazetede görüyor. 2005 - 2007 arasındaki bir dizi.
Giderek Azalan Tiraj 2024 yılında günlük gazete tirajı bir önceki yıla göre yüzde 27,5 azalmış. Son yıllarda 20, 30, 40 bin tirajlar "iyi", 80 binin üzeri "çok iyi" kabul ediliyor. Amiral gemisi hikayeleri çoktan bitti. Abdi İpekçi’nin ruhunu kaybedeli yıllar yıllar oldu. Ekrana çıkan gazeteciler var. Kartvizit niyetine diyelim. Dizilerde yazılı basının yer alması bundan böyle, hayal. Durum bizde böyle. Komşudan bir küçük örnek 6,5 milyonluk Bulgaristan’da 100 bin satan gazete var. Tirajlar her ülkede düşüyor. Artık internet ele geçirdi her şeyi. Ama bunun bir oranı var, bizde şirazesi kaçtı. Bunun çarpıcı göstergelerinden biri de gazete satan bayii sayısı. Bakkallar satardı. Bizim orda üç bakkaldan bir tane kaldı. Selendi bizim ev ahalisinin memleketi. Sordum gazete bayii kalmamış. Bayramda gittiğimde bundan üç yıl önce benim bildiğim iki tane bakkalda gazete satılırdı.
Faruk Bildirici, basının durumunu takip eden yazılar yazar. 2024 yılından bir yazısında gazete dağıtım yapan ve tek kalan dağıtım şirketi ile ilgili şu satırları yazmış; “1 Haziran’dan itibaren 146 yerleşim yerine dağıtımı durdurdu! Bunu da açıklamadılar tabii ama yerel Kastamonu gazetesinin 'İki ilçemize gazete dağıtımı durduruldu' haberinden öğrendim. Muhtemelen bu sayı daha da artmıştır aradan geçen dört ay içinde” diye yazıyordu. Eski diziler eski filmleri izlerken vazgeçilmez olan gazetenin, ülkemizde halini görünce üzülmemek mümkün değil. Hele ailesi gazeteci olan biri olarak. Ha bu durumu sadece teknoloji vs. neden göstermek işin kaçamak yolu. Basının nasıl ve neden bittiği bizde ortada.
YALI ÇAPKINI’NIN İSPANYA‘DA BAŞINA GELENLER Yalı Çapkını İspanya’da en çok izlenen dizilerin başında geliyor. Antena 3 kanalında yayınlanıyor. İspanyol basınında bir haber dikkatimi çekti.
15 Mart’ta bu ülkede bölgesel seçimler olmuş. Durum böyle olunca diziyi yayınlayan kanalda bazı değişiklikler yapılmış yayında. Haber şöyle diyor; “Geçtiğimiz hafta, Antena 3, Kastilya ve León'daki bölgesel seçimler nedeniyle Pazar yayın akışında değişiklik yaparak, Una nueva vida (Yalı Çapkını) dizisinin başlangıcını yaklaşık 40 dakika geciktirdi”. Bu da yetmemiş dizin ortasında seçim haberleri girmez mi? “Dahası, dizinin ortasında kısa bir haber güncellemesi yayınlamak için de kısa bir süre duraklatıldı.”. Tabii izleyici küplere binmiş. Kanal özür adına, bizde Yalı Çapkını onlarda Una Nueva Vida olan diziyi haftasonu Pazar günü, kesintisiz yayınlanmış. Böyle durumlar başka ülkelerde oluyormuş.
MUTLAKA İZLE DEDİKÇE GICIK KAPARIM Platformalara girince sizi bekleyen bir dizi “yönlendirici bilgi” ile karşılaşıyorsunuz. “Gözünden Kaçan Hazineler”, “Bunları Seveceğini Düşünüyoruz”, “Bugün Senin İçin Seçtiklerim”, “Eleştirmenler Tam Not Verdi”. Bir de daha “yaratıcı tuzaklar” mevcut; “Duygular Şelale”, “Milenyum Kuşağına Ait Olmak”, “Ağlatma Garantili Yapımlar”… Tabii bir de bugün en çok izlenen dizi ve film Top 10 hikayesi baş köşede. Peki neye göre yapılıyor tüm bunlar? Algoritma. Neyi izlediğimiz takip ediliyor ve “Sen bundan hoşlanıyorsun al sana yüzlerce seçenek, sen yorulma” diyorlar. Sorsanız yüzlerce dizi ve film arasında kaybolmayın, sizlere rehberlik ediyoruz diyecekler. Şahsen ben ikilem içinde kalıyorum. Çünkü bana sunulanlarından hareket edip listeme aldığım bir çok film ve diziyi ,yarısına gelmeden, bıraktığımı biliyorum. “Benim gibi düşünenler de varmış” dediğim bir yazı düştü önüme. ABD’nin ciddi kültür dergisi The Atlantic'te Anna Holmes imzalı yazı. Bir dizinin ne kadar çok tavsiye edilirse, o kadar izleme isteğinin azaldığını söylüyor. Holmes’a göre bu durum zamanla daha da belirgin hale geliyor ve yalnızca ona özgü bir davranış değil. Bunun psikolojik boyutlarının da olduğu yazıda dile getiriliyor.
Neden ‘Bunu İzlemeye’ TepkiliyizMakaleye göre bu eğilimin arkasında, sosyal psikolog Roland Imhoff’un “psikolojik tepki” olarak tanımladığı bir mekanizma bulunuyor. Johannes Gutenberg University Mainz’de görev yapan Imhoff’a göre, bireyler seçim özgürlüklerinin sınırlandığını hissettiklerinde, önerilene karşı, içsel bir direnç geliştiriyor. Bir de optimal ayırt edicilik teorisi varmış.
Marilynn B. Brewer, sosyal kimlik ve grup ilişkileri alanında tanınan Amerikalı bir sosyal psikolog. Brewer tarafından ortaya konan “optimal ayırt edicilik teorisi”. Teoriye göre insanlar, aynı anda iki zıt ihtiyacı taşır: Bir gruba ait olma ve o gruptan farklılaşma. Bu iki dürtü arasındaki gerilim, popüler olanı reddetme eğilimini doğurabilir.
Kendini Koruma Altına Almak Sürekli öneri ve içerik bombardımanı altında, bir diziyi izlememek yalnızca bir tercih değil, aynı zamanda bireyin kendini koruma ve kimliğini sürdürme biçimi olarak görülüyor.
AKLIMA TAKILANLAR Bir bankanın emeklilik sigorta reklamı. Ünlü rapçimiz Sefo oynuyor. Gelecek için birikim yaparken bugün sahip olduklarından vazgeçmek zorunda kalacağını düşünen sanatçının yaşadığı endişeler, komedi unsurlarıyla anlatılıyor. Metin böyle diyor. Sefo yeni yüzü reklamın. Bir de şöyle bir açıklama yapmış; “Arkadaşlar emekli oluyorum. Neden diye sormayın, en yakın zamanda anlatacağım sadece biraz bekleyin”. Bu emeklilik işi ve sonrasındaki kaygı, orta sınıfın işidir. Sefo’nun havası pek bu kaygı ile yaşıyormuş gibi değil. Bilmem bu sigortayı olmaya düşünen kitle ile Sefo’nun iletişimi ne ölçüde mevcut?
YERALTI’NDA AŞK MEŞK SOSU Dizinin girişinde narko mafya hikayesinden bahsediliyor. Sonra ülkemizde uyuşturucunun, ne boyutta olduğundan. Dizi başlıyor aşk iksiri tüm diziyi sarmış. Narko terörden eser yok. Son iki bölüm iyice kenara itilmiş. Kısacası o ilk bölümlerdeki dengeye dönmemesi halinde dizinin, bu sıradan duygular yumağında kaybolup gitmesi içten bile olmaz.
BU KONSERİ YAYINLAYIN YETER Sabahları erken kalkarım. Bir ekran turu yapayım dedim. Cem TV’de sabahın yedisi karşıma, İstanbul Yeditepe Konseri Ajda Pekkan çıktı. Biraz daha zaman geçiyor 09.30 gibi bir kanalımızda Songül ile Uğur Sana Değer başlıyor. Biraz daha ileride ise Müge Anlı oluyor. Bu diğer kanallara da sirayet ederek akşam haberlerine kadar devam eden bir akrabasını vuran, karısı evden kaçan, kızı kaybolan, hikayelerinini biteviye sürdüğü sözde televizyon yayınına evriliyor. Konser sabah ne iyi gitmişti halbuki. Evet ülkemizde bu insan hikayeleri var. Bunlar gerçek. Ama işte sabahtan başlayıp akşama kadar devam eden bir hal alınca, yayıncılığın kimlere hitap ettiği sorusu akla geliyor. Bugün genel olarak yayıncılık anlayışı ev kadınlarına ve çoğunluk esnafa… Berberde, terzide, bakkalda televizyon açık. İzliyorlar. Evde taze fasulye ayıklarken izliyorlar. Televizyon yayıncılığı ağırlıklı bu kitleye çalışıyor. Net bir ayrım çekilmiş durumda.
FIS FIS İSMAİL ONDAN MI ESİNLENDİEski filmleri yine yeniden izliyoruz. Ev ahalisi ne varsa eskilerde var diyor. Tootsie vardı. Kaç defa izledik hatırlamıyoruz. Çapkın doktor John Van Horn (Geroge Gaynes) filmde. Her an sevişmeye hazır bir halde, elinde fıs fıs ağzına sıkıyor. Ev ahalisi, Çocuklar Duyması'nın Fıs Fıs İsmail karakteri acaba bu filmden mi esinlendi diye sormadan edemedi.Odatv.com