menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sadık Çelik yazdı: Çağın gerçek krizi

35 0
02.04.2026

Çağın baskın iklimi; yalnızlık. İnsanlığın tam göbeğine yerleşmiş bu çağda. Bir istisna değil, neredeyse "varsayılan ayar".

Kalabalıkların içinde, evliliklerin içinde, ekranların içinde büyüyen bir boşluk. Bir tür görünmezlik hali.2025 yılı sonlarına doğru Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan araştırmalar gösteriyor ki; yalnızlık tüm yaş gruplarını etkiliyor fakat en kırılgan kesim genç yetişkinler. Genç yetişkinlerin yaklaşık yüzde 30’u her gün yalnızlık hissettiğini söylerken, yüzde 63’ü yalnızlıkla bağlantılı belirgin kaygı ve depresyon belirtileri yaşadığını ifade ediyor.

Dünya Sağlık Örgütü, bu hissin sadece şiirsel bir tespit olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Sunulan rapora göre bugün dünyada her 6 kişiden 1’i yalnızlıktan somut biçimde, fiziksel olarak etkileniyor. İleri yaşlı yetişkinlerde yalnızlığın; demans, koroner arter hastalığı ve inme riskinin artmasıyla bağlantılı olduğu belirtiliyor. Yalnızlık, her saat yaklaşık 100 ölüme, yani yılda 871 binden fazla ölüme yol açan bir risk faktörüyle ilişkilendiriliyor.

Bu bir paradoks değil, çağın normali. Pandemiyle birlikte hızlanarak derinleşen ve daha görünür hale gelen bir eğilim. İnsanlık tarihte hiç bu kadar "bağlantılı" ama aynı anda bu kadar bağsız olmamıştı.Yalnızlık dediğimiz şey artık sadece "yanında kimsenin olmaması" değil, daha derin, daha sert bir şey: Görülmemek. Anlaşılmamak. Kimsenin kimseye gerçekten temas etmemesi.

İnsan, kalabalıkta yalnız.

İnsan, evliliğin içinde yalnız.

İnsan, yüzlerce kişiyle konuşurken bile yalnız.

Hatta insan bu çağda bazen, yalnız olduğunu bile fark etmeyecek kadar meşgul.

Aynı evde yaşayan ama birbirine değmeyen çiftler.

Aynı masada oturup farklı ekranlara bakan aileler.

Aynı hayatı paylaşan ama aynı duyguyu paylaşamayan insanlar.

MESAFE BÜYÜDÜKÇE BAŞKASININ ACISI DAHA AZ HİSSEDİLİR HALE GELİYOR

Dolayısıyla yalnızlık artık kişisel bir mesele değil, toplumsal bir yapı, kültürel bir sonuç hatta siyasal bir zemin. Dijital çağ, insanı özgürleştirdi belki ama aynı zamanda onu bağlarından kopardı. Kimseye ihtiyaç duymadan yaşayabilen insan, bir süre sonra kimseye dokunamayan bir varlığa dönüştü. Bu kopuş sadece duygusal........

© OdaTV