We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Tek manşette iki görüş

6 0 0
09.05.2021

Bir “Savcı” öyle harekete geçti ki…

Vatandaş geçim derdindeyken elektrik şirketleri pandemi dinlemiyor

Turizm cennetini böyle işgal ettiler

Cübbeli amiralin Fetullah mesajı

Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz: Tipik bir "Mavi Vatan" uygulaması

Berat Albayrak ilk kez görüntülendi

Meğer Bahçeli de arkadan bağlamış

Turan'a karşı Soylu

AKP'li belediye vatandaşları ve esnafı icraya verdi

Fatiha yazamazsınız

Ann L. Winblad kimdir

BİM’den “25’inci yıl dolandırıcılığı” açıklaması

Boşandılar

Tek manşette iki görüş

Rafael Sadi yazdı...

09.05.2021 13:41

İsrail-Arap anlaşmazlığı bitecek mi?

Bu anlaşmazlık uzun yıllar devam eden ve kökleri Avraam (Hz. İbrahim) babamızın ikinci bir kadın olan Hacer’den bir evlat edinmesi ile başlıyor. Yazılı kitaplara göre ilk eşi Sara kocasını memnun etsin diye kadın yardımcısını kocasına takdim eder. Hacer Hanım da bu memnuniyetin sonucu olarak o ana kadar evladı olmayan İbrahim babamıza bir erkek evlat verir, adı da Yişmael (İsmail) konur.

Yişmael’den 14 yıl sonra Sara’nın doğurganlığı depreşir ve bu kez de Yitshak ismi verilen bir erkek çocuk İbrahim babamızın kucağına verilir. Aynı anda da 3 melek İbrahim’e görünür ve bir akit ile Allah’ın kendisini ve çocuklarını sünnet etmesini emreder. Sözkonusu tarihte İbrahim 99 yaşında. Yitshak 8 günlük ve Yişmael ise 14 yaşındaydı ve bu nedenle de Yahudiler çocuklarını 8 günlük iken Müslümanlar da 14 yaşına kadar sünnet etmekle mükelleftirler.

Peki bu anlaşma neydi? İbranicesi ise BRİT olan anlaşma, Tanrının Hz. İbrahim’in zürriyetine Nil Nehri deltasından Fırat ile Dicle nehrinin çıktığı yere kadar, denizde büyük nehre kadar (Ürdün nehri) olan toprakları vereceğini vaad eder ve bu akit de sünnet ile ve kan ile yazılmış ve imzalanmış olur.

“MİRAS” KAVGASI

Evet Yüce Allah sözünde durmuş ve Hz. İbrahim’in Zürriyeti olan Yahudiler ve Müslümanlar’a hatta İbrahim’in çocukları olan Kürtlere de verileceği vaad edilen toprakları mümkün olduğunca dağıtır. Allah toprak dağıtırken tapu belgesi ve BM kararları ile dağıtım yapmaz. O topraklara belirtilen halkları yerleştirir, büyütür. Kürtler de İbrahim babamızı babaları kabul ederler.

Her ne kadar bu akit ve Yahudiler sözkonusu anlaşmanın hedefi olarak “Yahudilerin Türk topraklarında gözü var” olarak lanse edilirse de gerek Tevrat da gerekse Kur’an da sözü edilen ifadenin bir sözcüğü hep atlanır. Doğrudur bu akit Allah ile Hz. İbrahim arasında yapılmıştır ama anlaşmanın özünde bu toprakların İbrahim’in zürriyetine verileceği en can alıcı noktadır. Yahudiler İbrahim’in yegane çocukları değildir. Hem adam 99 yaşında bile çocuk peydahlayabildiğine göre, zürriyeti neredeyse sınırsızdı demek ki. Yani kim bilir, daha ne çocuklar vardı? Arada ifade edeyim ki, İbrahim Yahudilik açısından peygamber değildi. Sadece Babamız idi.

Gelgelelim, Sara anamızın Yitshak isminde bir evladı olunca yardımcısı Hacer’i kendi başı ağrıdığı için İbrahim’e sunduğunu unutmuş olacak ki... İbrahim’e yaptığı baskı sonucunda kadına birkaç keçi ve az bir yolluk vererek obadan çöle gönderilmesini temin ettiğini belirtmek lazımdır. Bugünkü Araplar ile (İsterseniz Filistinli de diyebilirsiniz ama Filistinli bambaşka bir konudur) İsrailliler arasındaki kavganın kökeni bu “miras” kavgasıdır.

Günümüze yani son 100 yıla dönecek olursak Yahudi nüfusu 1900’lü yıllardan itibaren İsrail topraklarına geri dönüş çabası içinde olup bu topraklarda yerleşim birimleri kurup, toprak ve mülk almaya başlamışlardır. Bu mülklerin bir kısmıını yasal yollardan bir kısmını da yasal olmayan yollardan edinmişlerdir. Buna siz para ile aldınız diye karşı çıkığ kavga etmek isteyenlere de sırası geldiğinde de kan dökerek alınan topraklara da rahatsız olduklarını görmekteyiz ve bir an evvel karar vermelerini, hangisini tercih edersiniz, parasını verip mi almak, yoksa kan dökerek mi almak mübahtır?

Sonuç olarak İsrail toprakları üzerine Yahudi nüfusunun bir kısım toprakları ve mülkleri mevcuttur. Bu mülklerin de tapuları tapu dairelerinde, kayıtları mevcuttur. Hatta bu kayıtların bir kısmı Osmanlı tapu kayıtlarıdır.

YAHUDİLER VE HRİSTİYANLAR DA VAR...

Son kavganın kaynağı ise bu tapu kayıtlarına dayanarak Şeyh Cerrah bölgesindeki tapu kayıtları incelemesinde; Yahudi mal sahiplerine ait olduğu tespit edilen ve gerek 1948 gerekse de 1967 savaşlarında Yahudi evlerinin evlerinden kovulduğu ve yasal olmayan bu tip durumlar sonucu Arap nüfusunun Yahudi evlerinde yerleşik oldukları vakit olmuştur.

Alınan Mahkeme kararı ile elinde yasal tapusu olmayan Arap ailelerin bu mekanları boşaltması emredilmiştir. Tabii, o evlerde tapusuz olarak ikamet eden Yahudiler veya Hıristyanların da evleri boşaltması talep edilmiştir. Mahkeme kararıyla, 2021 yılı sonuna kadar evlerin P’sinin tapularını tescil etmesi talep edilmiştir. 2025 yılı sonuna kadar da diğer P’sinin tescil ettirilmesi gerekmektedir. Bu ne demektir? Elinde tapusu olan ve o evin kendisine ait olduğunu tevsik edenler evlerine kavuşabileceklerdir. Tevsik edemeyenler ise evleri boşaltmak zorunda olacaklardır.

Bu durum Hamas tarafından protestolara neden olmuştur. Bu olaylar aynı zamanda Şeyh Cerrah mahallesi protestoları ve Tapınak Dağı gösterileri ile zirve yapmış, Filistinliler ile İsrail polisi karşı karşıya gelmiştir.

Şu anda da Tapınak Dağı’na gösterilere katılmak üzere otobüslerle gelenlerin engellenmesi ve bu şekilde sükûnetin sağlanması çabası mevcuttur. Amaç 3. bir intifada hareketini önlemektir. Bunun için yapılan gösterilere Filistin devlet başkanı Abu Mazen bile kınamış olup Hamas ile karşı karşıya gelmiştir.

Bu arada ilgisi olmasa da belirtmek isterim ki, Şey Cerrah oldukça mutena bir semt olup çok güzel lokantaları olan bir mahalledir. Hatta Türkiye Konsolosluğu aynı sokaktadır.

Anlayacağınız olan biten, bir düzeni sağlamakla ilgili...

"KUVVETLİ BİR YANIT VERECEĞİZ"

Şimdi bir de meselenin diğer aktörüne bakalaım...

Hamas yöneticisi Dr. Basem Naim, United World International (Uwi) analiz sitesi yazarı Onur Sinan Güzaltan’a verdiği röportajda İsrail’in Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırılarına karşı “kuvvetli ve kesin bir cevap” vereceklerini ifade etti.

Bir dönem Filistin Sağlık Bakanı olarak da görev yapan Hamas’ın uluslararası büro üyesi Naim, Türkiye ve Mısır arasındaki normalleşme adımlarını “İsrail’in bölgede izlediği böl ve yönet siyasetine karşı önemli bir hamle” olarak değerlendirirken, Hamas olarak süreci desteklediklerini ifade etti.

İşte o röportaj:

- Doğu Kudüs’te tam olarak neler yaşanıyor?

Senelerden beri İsrail hükümetleri Kudüs’ün tamamı ile Yahudileştirilmesi ve Filistinlilerin kutsal şehirden zorla atılması yönünde siyasetler izlediler. Son dönemde bu siyasetin yükselişe geçmesinin altında 2 temel sebep yatıyor;

İlk neden, İsrail toplumunda sağ siyasetlerin ve dolayısıyla sağ grupların, özellikle Knesset ve hükümette kuvvet kazanmasıdır.

İkinci olarak, İslam dünyası felaketi andırır bir dönemin içinden geçiyor. Müslüman ülkelerin tamamı kendi sorunlarıyla meşgul ve bir kısmı Siyonist işgal kuvvetleriyle anlaşmalar imzalayıp, koalisyonlar oluşturmakla meşgul. Davamızı satıyorlar.

Bu nedenlerden ötürü, İsrail pervasızca Filistinlilere etnik temizlik uygulayarak Kudüs’ü Yahudileştirme planlarına hız verdi.

Olayların zirve yaptığı yer Şeyh Cerrah mahallesidir. İsrail bu mahallede yaşayan 28 Filistinli aileyi zorla göç ettirerek yerlerine, uluslar arası hukuku ihlal eden bir biçimde İsrailli yerleşimcileri yerleştirmek istiyor.

İkini olarak, İsrail hükümeti aşırı grupları Mescid-i Aksa’ya saldırmaları ve camiinin bir kısmını Yahudi ibadet alanı olarak kullanmaları konusunda cesaretlendirmektedir. İşgal kuvvetlerinin amaçladığı, Al Aksa Camii’ni Müslümanlar ve Yahudiler arasında fiziki olarak ikiye bölmektir.

Fakat Filistinliler bu planın uygulamaya geçmesine asla izin vermeyecektir.

- İsrail saldırılarının zamanlamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

İsrail, Filistinlilerin bölündüğü ve Arap dünyasının kendi iç sorunlarıyla meşgul olduğu zamanlarda saldırılarını yoğunlaştırdı. Ayrıca uluslararası toplumun İsrail’e ciddi bir tepki vermekten uzak olduğunu iyi biliyorlar.

- Filistin direniş örgütleri, İsrail’in hamlelerine nasıl cevap verecek?

Sadece direniş örgütlerinin değil Filistinlilerin tamamının İsrail’e cevabı kuvvetli ve kesin olacak. Kudüs’ün tamamen Yahudileştirilmesi, Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırılara ve halkımıza karşı uygulanan etnik temizliğe karşı mücadele için her türlü bedeli ödemeye hazırız.

Yeni bir Nakba (Filistinlilerin 1948 yılında İsrail’in kuruluşuyla beraber topraklarını kaybettikleri döneme verdikleri ad) yaşanmasına izin vermeyeceğiz.

- Filistin’de 22 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimler iptal edildi. Hamas’ın önümüzdeki dönemle ilgili yol haritası nedir?

Sayın Mahmud Abbas, 22 Mayıs tarihinde yapılacak olan seçimleri diğer Filistinli örgütlere danışmadan iptal etti. İsrail’in Kudüs’te seçimlere izin vermemesini de bu iptal için bahane olarak kullandı.

Fakat iyi biliyoruz ki seçimlerin iptalinin altında yatan gerçek neden El Fetih içinde yaşanan bölünme ve iktidarlarını kaybetme korkusudur.

Hamas ve Filistinli örgütlerin büyük çoğunluğu Abbas’ın tek başına aldığı bu kararla ilgili aynı bakış açısına sahiptir.

Hamas, ülkedeki diğer örgütler ve önde gelen isimlerle, Abbas’a seçimleri düzenlemesi için baskı yapacak bir Ulusal Cephe yaratma yolunda görüşmeler yapıyor.

Ayrıca Doğu Kudüs başta........

© OdaTV


Get it on Google Play