Damat - kayınbirader "yarışması"

Çocuklar benim en hassas olduğum konu eğitimdir, biz öyle yetiştik.

Siz de duyarsınız, “eğitim”- “okul” deyince aklımıza ilk gelen Atatürk’tür, Hasan Ali Yücel’dir, İsmail Hakkı Tonguç’tur; yani Köy Enstitüleri…

Bu okulların Amerikalı eğitimci John Dewey yöntemiyle ders verdiği bir hakikattir: Yaparak öğrenme…

Misal, bu sebeple öğrenciler sınıfta sadece “Ziraat Dersi” almadı; tarlada çalıştı, üretim yaptı ve sebze meyveleri pazarlarda sattı...

Kendi okullarını, evlerini, yatakhanelerini inşa ettiler ve birlikte yaparak- yaşayarak üretim ile eğitimi kaynaştırdılar.

Lakin çocuklar, Soğuk Savaş’ın başlamasıyla, “bu okullar komünist yetiştiriyor” diye kapatıldı ne yazık ki...

Türkiye’de iyi olan şeyleri siyasete kurban veriyoruz…

İTALYAN ÖNCÜ EĞİTİMCİ

Amerikalı Prof. John Dewey gibi dünyada öne çıkan bir eğitimci daha var, İtalyan Dr. Maria Montessori…

1870’de Chiaravalle kentinde doğan Maria Montessori, tıp eğitimi alarak ülkesinin ilk kadın doktorlarından oldu. Roma Üniversitesi'nde psikiyatri üzerine çalışırken, zihinsel engelli çocuklarla ilgilenmeye başladı. Bu çocuklarla yaptığı çalışmalar sonucunda, onların özel eğitimle değil, uygun bir öğrenme ortamıyla, materyallerle desteklenerek gelişebileceklerine inandı.

Montessori'nin yöntemi, çocukların kendi hızlarında ve ilgi alanlarına göre öğrenmelerine olanak tanıdı çocuklar, özgür ve keşfetmeye dayalı bir öğrenme ortamı sundu.

Montessori’de, öğretmen gözlemler, doğru zamanda geri çekilir. Bakın bu mühim çünkü öğretmen “Bilgiyi veren” değil, öğrenme ortamını düzenleyen kişi, yani rehber. Öyle 'anlatan' değil...

Matematiği renkli boncuklarla, dili dokunsal harflerle, günlük yaşam becerilerini gerçek araçlarla........

© OdaTV