Yazarı, bestecisi, ressamı... Nerede buluştular |
Akıllı saatlerin, telefonların ekranına bakıp günlük on bin adım hedefini tutturup tutturmadığını kontrol etmek neredeyse evrensel bir takıntı haline geldi. Ancak internet üzerindeki güncel bazı sağlık makaleleri, bu sihirli rakamın aslında 1964 yılında Japonya'da bir adımsayar firmasının pazarlama stratejisinden ibaret olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, sağlığı korumak ve kalp krizini önlemek için egzersiz ve yürüyüşün- özellikle de tempolu yürüyüşlerin- son derece önemli olduğunu hararetle savunuyor.
Yani yürümek sağlık için faydalı bir egzersiz. Adımların sayısı hayatımıza epey sonra bir tartışma unsuru olarak girmiş.
Peki, tarihte adımlarını sayan dijital asistanları olmayan, zaten böyle bir derdi de bulunmayanlar, sırf kalori yakmak için mi yollara düşüyordu?
Bunu, hemen herkesin tanıdığı yazar, şair, ressam ve düşünürler üzerinden yanıtlayalım:
Kesinlikle hayır; onlar için yürümek, zihnin kilitlerini açan ve ilham perilerini çağıran en güçlü anahtardı.
Tarihteki dahilere baktığımızda, bazılarının adeta birer yürüyüş maratoncusu olduğunu görüyoruz.
Örneğin edebiyatın efsanevi ismi Charles Dickens, her gün öğleden sonra masadan kalkar ve Londra sokaklarında ya da kırsalda en az üç saat süren tempolu yürüyüşlere çıkardı.
Ünlü besteci Erik Satie'nin rutini de bir o kadar şaşırtıcı; her sabah işçi sınıfı banliyösü Arcueil'den Paris'e kadar yaklaşık altı mil yürür, gece geç saatlerde son treni kaçırdığında ise şafak sökene kadar kilometrelerce yürüyerek evine dönerdi.
Ludwig van Beethoven ise öğleden sonrasının çok büyük bir bölümünü, aniden gelen müzikal fikirleri kaçırmamak için cebinde nota kağıtlarıyla yaptığı uzun ve oldukça dinamik yürüyüşlere ayırırdı.
Danimarkalı filozof Søren Kierkegaard'ın hayatı kelimenin tam anlamıyla yazmak ve yürümek ekseninde dönüyor, en iyi fikirlerini hep Kopenhag sokaklarındaki uzun öğle yürüyüşlerinde buluyordu.
Ressam Henri Matisse de mesafeleri gün içine yayanlardan; sabah Nice’te yarım saatlik turunun ardından, öğleden sonra saat dört ile altı arasını tamamen aralıksız yürüyüşe ayırıyordu.
Charles Darwin ise evinin bahçesindeki kumlu yürüyüş yolunda her gün turlar atar, kaç tur attığını saymak için yolun kenarına dizdiği taşlara her geçişte bastonuyla vurarak zihnini çalıştırırdı.
Bu büyük zihinler arasında sadece yürümekle kalmayıp oldukça ilginç ve zorlu egzersiz rutinleri geliştirenler de mevcut. Bunların en sıra dışı sayılabilecek örneklerinden biri Franz Kafka. Zayıf bedeni ve sağlık sorunlarına rağmen Kafka, sabahları pencereyi ardına kadar açıp tamamen çıplak vaziyette on dakika boyunca egzersiz yapar, ardından da bir saatlik uzun bir yürüyüşe çıkardı.
Yaratıcı enerjisini korumak için sınırları zorlayan bir diğer isim Joan Miró, gençliğinde yakalandığı derin depresyondan kurtulmak adına spora sığındı. Paris'teyken boks yapıyor, Barselona'da ip atlıyor, yazları ise saatlerce koşup yüzerek karanlık düşünceleri zihninden uzaklaştırıyordu.
Çağdaş edebiyatın devlerinden Haruki Murakami ise yazarlığın getirdiği hareketsizliğe isyan ederek her gün aralıksız koşmaya veya yüzmeye başlamış, bu yoğun fiziksel tempoyu çeyrek asırdan uzun süredir zihinsel dayanıklılığının temeli haline getirmiş.
Yürüyüşün insanı dönüştüren gücü, bugün internette kolayca erişilebilen sayısız nöroloji ve psikoloji makalesiyle de bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Yürümek, kalp atışlarını hızlandırarak beyne giden kan ve oksijen miktarını ciddi oranda artırıyor. Adımların o hipnotik ritmi, zihindeki stresi ve kortizolü düşürürken, bedeni bir endorfin seline boğuyor. Bu kimyasal değişim, beynin farklı bölgelerindeki sinir ağlarını harekete geçirerek sıra dışı fikirlerin birbirine bağlanmasını sağlıyor. Çok daha önemlisi, açık havada yapılan bir yürüyüş zihnin üzerindeki karamsar sisi dağıtarak insanın çok daha olumlu, umutlu ve yenilikçi düşünmesine inanılmaz bir katkı sunuyor.
Belki de teknolojik cihazlarımızın ekranındaki sayılara takılıp kalmaktan ziyade, ayağımızın altındaki yolun bizi hangi yeni düşüncelere ve güzel hislere götürdüğüne odaklanmanın vakti çoktan gelmiştir.