Şili’nin Yüzyıllık Yalnızlığı : Ruhlar Evi

İsmi sizi korkutmasın, hayaletlerin gezindiği bir ev ve gerçeküstü bir hikayeden bahsetmiyor bu dizi… 1920’lerin Şili’sinde birkaç kuşağa yayılan Trueba ailesinin inişli – çıkışlı hikayesini anlatıyor, hem de ilk ağızdan…

Şilili yazar Isabel Allende’nin ilk ve aynı isimli kült romanından uyarlanan 8 bölümlük Ruhlar Evi (La Casa de Los Espíritus), ilk üç bölümüyle Prime Video’da izleyiciyle buluştu. Büyülü gerçekçiliğin en rafine örneklerinden biri olmaya aday bu anlatı, sırlarla örülü aile ilişkilerinden politik ve tarihsel kırılmalara uzanan arka planıyla izleyiciyi gizem, neşe ve keder ekseninde çok renkli bir yolculuğa çıkarıyor.

Ruhlar Evi’nin açılış sekansı, klasik bir jenerikten çok bir hatırlama ritüeli gibi. Rüzgarın savurduğu tozlar, eski bir evin içinden süzülen ışık, masa üzerinde kendi kendine titreşen bir bardak ve masanın üzerine bırakılan bir anahtar… Peki o anahtar nereyi açıyor? Yılların sayfalara kayıtlı olduğu bir günlük sandığını… Ve bir anda 1900’lerin başına muazzam bir konağa, Senatör Del Valle’nin ailesinin yaşadığı o görkemli eve ışınlanıyoruz. Burada bizi hem psişik hem de telekinezi yeteneği olan Clara karşılıyor. Hayattaki en yakını, duru güzelliğiyle herkesin dikkatini çeken ablası Rosa ile birlikte…

İZLEYİCİYİ MERAKLA İÇİNE ÇEKEN MASALSI BİR TON

Her ne kadar ilk bölüm Del Valle ailesinde yaşanan ve birbiri ardına gerçekleşen kederli olayların etrafında şekillense de izleyiciyi merakla içine çeken masalsı bir ton var. Sanki hiç bitmesini........

© OdaTV