Netflix’in yeni dizisi neyin peşinde
“Her hikayenin en az iki tarafı vardır.
Seninki ve benimki.
Bizimki ve onlarınki.
Kadınınki ve erkeğinki.
Bu da, her zaman birinin yalan söylediği anlamına gelir.”
Netflix’in yeni suç draması “Ne Yaptığını Biliyorum” adıyla Türkçe’ye çevrilen His & Hers, daha ilk saniyede bu cümleyi önümüze koyuyor. Bir yandan bizi kendi oyun alanına davet ederken, öte taraftan da hikayesini anlatma seçimini sadece siyah ve beyazdan yana kullanacağının ipucunu veriyor.
Önce bunu sembolistik taraftan okuyorsunuz. Yani karakterin veya senaryonun dönüşümünün başlangıcı üzerinden… Ama dizi ilerledikçe bu kolaycı dünya görüşü önce kendinin, orada yer kalmayınca da yan hikayelerin ve karakterlerin çevresinde spin atmaya başlıyor. Hatta bir “son” yetmiyor, sırf kimsenin tahmin etmediği kişi katil olsun diye daha dolaylı bir finali paketliyor.
His & Hers, Alice Feeney’nin 2020’de yayımlanan, aynı adlı çok satan romanından ekrana taşınan 6 bölümlük bir mini dizi. Dizinin yaratıcısı ve yönetmeni William Oldroyd, kasvetli bir dönem filmi olan Lady Macbeth’ten tanıdığımız bir isim. Dizinin başrollerinde ise Tessa Thompson (Anna Andrews) ile Jon Bernthal (Jack Harper) var; kadroda ayrıca Pablo Schreiber (Richard Jones), Marin Ireland (Zoe Harper), Sunita Mani (Priya Patel), Rebecca Rittenhouse (Lexy Jones), Crystal Fox (Alice Andrews) ve Chris Bauer (Clyde Duffie) gibi güçlü yan oyuncular dizinin şüphe haritasını genişletiyor.
İlk dört gününde 20 milyon izlenmeye yaklaşan performansıyla hızla öne çıkan dizi, yüzeyde bir suç hikayesi gibi ilerliyor. Olay var, soruşturma var, şüphe var, sürekli yer değiştiren bir güven duygusu var. Ama daha ilk dakikalardan itibaren izleyiciyi zikzaklı ilerleyen ve kısmen kopuk bir anlatı biçiminin karşısına oturtmayı başarıyor. Aslında vaadi net : Katilin kim olduğunu ortaya çıkarmaktan çok onu, mantıklı tüm olasılıklardan köşe bucak........
