Dışarıdan zarif içeriden mekanik: 'Evliliğe' hazırlama enstitüsü... Epstein'i aratmıyor |
Hiçbir kadının kaderinin kendine ait olmadığı bir dünyada büyümek…
Dış dünyadan tamamen kopuk ve izole… Hayli estetize edilmiş bir yaşam biçiminin dindarlıkla soslandığı, hatta yer yer ürpertici bir şeffaflıkla sergilendiği bir düzen. Görünmeyenin görünenden hayli büyük olduğu bir sistem…
Margaret Atwood’un aynı adlı romanından uyarlanan ve The Handmaid’s Tale evreninin devamı niteliğinde izleyiciyle buluşan The Testaments (Vasiyetler), yeni bölümleriyle her Çarşamba Disney ’ta yayımlanmaya devam ediyor. Her bölümde değişen yönetmen kadrosuyla ilerleyen yapımın başrollerinde, Presumed Innocence ve Oscar ödüllü One Battle After Another gibi projelerden tanıdığımız genç oyuncu Chase Infiniti var.
The Handmaid’s Tale’den bu yana kağıt üzerinde yıllar geçmiş olabilir; ama bu dünyada asıl değişen şey zaman değil, anlatının kendisi. Dizi, daha ilk saniyelerinden itibaren kurduğu atmosferle izleyiciyi içine çekiyor. Simetrik kadrajlar, tekdüze ama bilinçli seçilmiş bir renk paleti ve bedeni disipline eden bir estetik…
Distopik şehir Gilead’da renkler sadece bir tercih değil, aynı zamanda bir sembol de... Pembeler çocukluğu, morlar gençliği, yeşiller ise adet görülmesiyle birlikte evliliğe “hazır” hale gelmiş genç kızları temsil ediyor. Bir kadının nerede durduğunu, ne zaman seçileceğini, ne kadar “uygun” olduğunu daha odaya girer girmez anlamanızı sağlayan sessiz ve acımasız bir dil var.
Ne saati, ne de tarihi biliyorlar üstelik… Paralel bir dünya Gilead ve takvimde de zamansız bir yer adeta…
Bu yeni düzende karşımıza The Handmaid’s Tale evreninden tanıdık bir figür çıkıyor: Aunt Lydia (Ann Downd). Bir zamanlar korkunun somut hali olan bu karakter, şimdi Gilead elitlerinin kızlarını evliliğe hazırlayan bir okulun başında. Ama burası bildiğimiz anlamda bir eğitim kurumu değil. Daha çok, geleceğin........