We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Türkiye’nin İlk Komünistlerinden Zileli Halil Yalçınkaya’yı Yoldaşları Anlatıyor – 2

7 1 27
15.05.2022

Sevim (Tarı) Belli, Halil Yalçınkaya’yı anlatıyor:

Ben yaşça küçüktüm o zaman. Genç bir kızdım. O ise Merkez Komitesi Üyesi idi. Aramızda hiyerarşi vardı. Biz mesafeli ve saygılı davranırdık. Ama Halil Yalçınkaya çok şakacı bir insandı. Bizim moralimizi diri tutmak için sürekli olarak bize takılır ve şaka yapardı. Harbiye Cezaevi’nde yatarken biz kadınlar olarak ayrı koğuşta idik. Erkeklerle mahkemede ve celse aralarında karşılaşırdık.

Harbiye Cezaevi’nde hapiste iken, volta atardık. Mayıs 1954’de Vietnamlılar, Fransızları Diem Biem Phu isimli bir yerde yenmişlerdi. Vietnamlılar’ın Fransızları yenmesi, bizim için bir bayram gibi olmuştu. Çok sevinmiştik. Volta sırasında Zileli Halil, “Diem Piem Puuu” der ve “Puuu” derken yere tükürürdü. Halil Yalçınkaya sık sık bu espriyi yapar ve Fransız İşgalciliği’ne tükürürdü.

Ben Tokat’tan, 1979’da Senato Kısmi Yenileme Seçimleri’nde Senatör adayı idim. Zile’ye gelmedim ama Niksar taraflarını gezmiştik.

Nail Vahdeti Çakırhan, Halil Yalçınkaya’yı anlatıyor:

Ben 1930 yılında Moskova’da idim. Moskova’da özel bir eğitim gördüm. Halil Yalçınkaya orada değildi. Biz kendisine “Zileli” derdik. Ama Dr. Şefik Hüsnü’yü Moskova’dan tanıyordum. Dönüşümüz de herhalde aynı sene idi ama ayrı ayrı zamanlarda döndük yurda.

Ben 1938 yılında yurda döndüm. Döner dönmez hemen askere alındım. Askerden sonra ben gazeteciliğe başladım. Hüsamettin Özdoğu isminde bir arkadaşımız vardı. Hüsamettin’in bir atölyesi vardı. Halil Yalçınkaya çok sık olmamak kaydıyla oraya gelirdi.

Dr. Sadi isminde bir arkadaşımız vardı. Halil Yalçınkaya ve Dr. Sadi aynı yerde otururlardı. Ben sürekli olarak evine giderdim. Ama parti meselelerini hiç konuşmazdık. Çünkü parti faaliyetleri öyle bir şeydir ki, belki insanlar partide aynı işleri yaparlar ama birbirlerinden haberi olmazdı.

Parti faaliyetlerinin gizlilik içinde yürütülmesi esastı. Bize Komintern’den verilen talimat, “Hiçbir şey yapmayacaksınız. Gidin, hayatınızı yaşayın. Lazım olduğunuz zaman aranacaksınız. Kendinizi unutturmaya bakın.” şeklinde idi. Zaten o zamanlar ben tanınıyordum.

Ben 1947’de tevkif edildim. 5 seneye mahkûm oldum. Ama 3 sene sonra çıktım. Orada Dr. Şefik Hüsnü de vardı.

Zileli Halil ağırbaşlı, sakin birisi idi. Onun son günleri ile ilgili bir bilgim yok ve sürekli olarak onun nasıl ve nerede öldüğü zihnimi meşgul etmiştir. Sürgün yeri Adana’da 1960 yılında öldüğünü sizden öğrendim. Bu merakımı sizden giderdim.

Vedat Türkali, Yoldaşı Zileli Halil’i anlatıyor:

Ben askeri öğrenci idim. Beyazıt’ta Abidin Dino’nun bir resim sergisi açıldı. O resim sergisinin başında bekleyen, gençten, karayağız bir kişi vardı. Benim öyle uzun boylu bir yakınlığım yoktu ve hatırladıklarım da fazla değildir. Daha çok cezaevinde tanıdım kendisini.

Fakat şunu hatırlıyorum; büyük bir talihsizliktir, kendisi “51 Tutuklaması’nda” çok büyük bir işkenceye maruz kalmıştır. O işkencelerden dolayı topallıyordu. Maalesef Merkez Komite toplantısını itiraf etmek zorunda kalmıştır. Bu komitede Zeki Baştımar, Mihri Belli, Reşat Fuat Baraner, Şefik Hüsnü ve Halil Yalçınkaya vardır.

Bazıları bu Zileli Halil’e sempati duymuyordu. Çünkü kendisi Laz İsmail ile birlikte Diyarbakır Cezaevinde........

© Ocak Medya


Get it on Google Play