We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Çocuklarımıza Allah’ı Nasıl Anlatmalıyız (2)

2 0 0
23.05.2022

Çocuklarımızın sorduğu sorulara, müsamahalı ve hoş görülü olmalıyız.

Henüz gelişme çağında olan çocuk etrafında olup biten her şeyi sorup öğrenmek ister. Bir gün Allah kavramıyla karşılaşan çocuk tabii olarak O’nun hakkında da “Allah nerededir? O bizi görüyorsa biz O’nu niçin göremiyoruz? Ama biz O’nu görmek istiyoruz, O’nun evi nerededir? O’nun annesi babası kimdir? Çocukları var mıdır?.. gibi çeşitli sorular soracaktır.

Çocukların bu soruları, bildikleri tanıdıkları insanlarla, Allah arasında bir ilgi kuramamanın şaşkınlığını yansıtmaktadır. Etrafındakiler bir varlıktan söz etmekte fakat çocuk O’nun kim olabileceğini bulamamaktadır.

İşte böyle bir aşamada Allah insan değildir. O’nun bedeni yoktu gibi açıklamaların çocuğun zihnini karıştıracağı kesindir. Çocuğun sorduğu böyle sorulara verilen cevaplar çocuğun tecrübe ve anlayışına göre ayarlanmalıdır.

Çocuğun sorduğu soruyu aşmamalı, kısa ve sade cevap verilmeli, soru hakkında bilinen her şey sayıp dökülmemeli, çok uzun ve detaylı açıklamalardan kaçınılmalı, çocuğun sorularının önü kesilmemelidir.

Mesela Allah’ı neden göremediğimizi soran bir çocuğa, makul bir şekilde, aklımızın var olduğunu fakat onu göremediğimizi söyleyip; işte bunun gibi Allah’ın da var olduğunu ve tıpkı aklımızı göremediğimiz gibi Allah’ı da göremediğimizi söyleyebiliriz.

Çocuk, içinde dini duygunun uyanışı ve Allah tasavvuruna müsait bir zihin yapısına sahip olmasıyla birlikte Allah hakkında bazen ilginç, bazen manasız, bazen de dini açıdan uygun olmayan sorular sorabilir.

Pek çok anne baba, çocuğunun şu sorularıyla karşılaşabilir: Allah bizim apartman kadar büyük mü?, Allah’ın boyu şu minare kadar var mı?, Allah şu ağaç kadar mı büyük?, Allah ne renk? gibi… Bu örnekler çoğaltılabilir.

Ancak şu unutulmamalıdır. Çocuk bu sorularından dolayı günahkar olmaz. Çünkü o bunları merak edip daha çok tanımak istediği Allah hakkında daha çok bilgi edinmek için sorar.

O zaman çocuğu böyle sorular karşısında susturmak yerine onu bilgilendirmek ve sorularının devamını getirecek cevaplar verilmelidir.

İşte bu durumda, “çocukları bulûğ çağına gelinceye kadar dinen sorumlu sayılmadığı” hatırlanmalı ve çocuk hemen sert bir dille eleştirilmemelidir.

Hz. Peygamberin hayatında özellikle çocuklara karşı engin bir hoşgörü anlayışı dikkat çekmektedir. Bu itibarla, çocukların din eğitiminde,........

© Ocak Medya


Get it on Google Play