We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Beddua

1 0 0
13.06.2022

Beddua, Farsça’da “kötü” anlamına gelen bed ile Arapça’da “dileme, isteme” gibi anlamlara gelen duakelimelerinden oluşmuş bir bileşik isimdir.

Dinin zulüm ve haksızlık saydığı geçerli sebeplere dayanması şartıyla beddua etmenin câiz olduğunu gösteren âyet ve hadisler vardır.

Nitekim müfessirlerin çoğu, “Allah kötü sözün alenen söylenmesini sevmez; ancak zulme uğrayanlar hariçtir” (Nisâ 4/148) meâlindeki âyetin haksızlığa uğrayanların zalime beddua etmelerine izin verdiğini belirtmişlerdir.

Ayrıca Hz. Peygamber’in de müslümanlara işkence etmek, İslâm dinine şiddet ve baskı yoluyla karşı koymak gibi kötülükleriyle tanınan bazı müşriklere beddua ettiğini ve bu bedduasının etkisini gösterdiğini bildiren hadisler vardır.

Bu hadislerin birinde verilen bilgiye göre Resûl-i Ekrem, müşriklerin önde gelenlerinden Ebû Cehil, Ümeyye b. Halef (veya Übey b. Halef), Utbe b. Rebîa, Şeybe b. Rebîa ve Ukbe b. Ebû Muayt’ın içinde bulunduğu yedi kişi hakkında beddua etmiş ve hadisin râvisi İbn Mes‘ûd’un bildirdiğine göre bu kişilerin hepsi Bedir Savaşı sırasında öldürülmüş, böylece Peygamber’in bedduası yerini bulmuştur (Müsned, I, 393, 397).

Yine Hz. Muhammed’in müslümanları uyarmak düşüncesiyle, paraya taparcasına düşkün olan (Buhârî, “Cihâd”, 70, “Riḳāḳ”, 10), ana babaya âsi olan (Müsned, II, 346; Müslim, “Birr”, 8) bazı kimselere ad vermeden beddua ettiği bilinmektedir.

Kâbe’de namaz kılarken kendisiyle alay eden müşriklere de beddua etmiş,........

© Ocak Medya


Get it on Google Play