We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Vehhabilik -6

3 2 12
18.02.2019

Nurdanhaber – Mehmet Nuri Turan

Birinci Suud Devleti;

Muhammed Bin Abdülvehhab Uyeyne’den çıkartılınca Diriye’ye gitmiş ve bir aşiret lideri konumundaki Muhammed b. Suud’un himayesi altına girmişti. Bu iki insan arasında 1744 ylında siyasi bir sözleşme gerçekleşti. İslami prensipleri esas alan bir devleti ikame etmek, bu devletin gücünü kullanmak suretiyle Arabistan’daki “müşrik” ve “bid’atçı” unsurları ortadan kaldırmak, halka “sahih tevhit” inancını kabul ettirmek ve bütün bunları gerçekleştirmek için güç birliğine gitmek, söz konusu sözleşmenin temellerini oluşturuyordu. Bu “tecdid” kampanyasının dini lideri olan İbn Abdülvehhab, meşru bir siyasi lider saydığı Muhammed b. Suud’a bey’at etmekte, o da buna karşılık İbn Abdülvehhabın dini daveti için gerekli olan siyasi ve askeri gücü temin etme görevini üstlenmekteydi. Suudi aşiretinin merkezi olan Diriye’de aktedilen bu antlaşma, meyvelerini kısa zamanda verdi ve Muhammed b. Suud’un ölüm tarihi olan 1765 yılına kadar, neredeyse bütün Necd Suudilerin denetimi altına girdi. Vehhabi inanç ve pratikler bu kampanya sayesinde Necd’in bedevi kabileleri arasında çok sayıda taraftar kazandı.

Muhammed Bin Abdülvehhab’ın Suudiler ile olan ittifakı, babasının yerine geçen Abdülaziz bin Muhammed’in döneminde de devam etti. Cihad ismi verilen askeri operasyonlarda gasp edilen, “ganimetlerin” beşte birini kendine ayırması, geri kalanını ise muharipler arasında paylaştırması, Abdülaziz’in faaliyetlerine çekicilik kazandırdı. Gönüllü Vehhabi askerlerin sayısındaki büyük artışla birlikte kuvvet kazanan Suudi Devleti, Necd bölgesinin sınırlarını zorlamaya başladı. Bu dönemin Necd dışında gelişen ilk önemli hadisesi, Vehhabi kuvvetlerinin 13 Mayıs 1802’de Kerbela’ya düzenledikleri baskındır. Gadir Hum kutlama törenlerine rast getirilen bu baskında iki binden fazla şiinin öldürüldüğü bildirilmektedir. Abdulazizin oğlu Suud liderliğindeki vehhabiler, Hz. Hüseyin’in türbesi içindeki altın ve gümüş süsleme eşyaları alarak Dir’iyeye geri döndüler. (10-Said, Emin, Tarihud Devletis-Suudiyye,Riyad,s.62) Bu baskının peşinden vehhabiler Suriye’ye yöneldiler. Şam, kısa süre de olsa bir dönem Vehhabi işgali altında kaldı.

Vehhabilerin ertesi yıldaki hedefleri Hicaz oldu. Aslında Vehhabilerin Hicaz’a olan ilgileri daha önceki tarihlere dayanmaktadır.1733 de Muhammed Bin Abdülvehhab otuz kişilik bir........

© Nurdan Haber